27 Mayıs 2017

Dünyada 200 Milyon $ Fon Yöneten 500 Startups Türkiye’de 250 Girişime Yatırım Yapacak

500startups-girişim-girişimcilik-dave_mcclure-startup-tazedirekt-aslanoba-eticaret-lojistik-satış-growth_hacking-sales_hacking-yatırım-fon-teslimat-gönderim-bukoli-erhan_erdoğanTürkiye’nin en başarılı girişimcilik hikayelerinden biri olarak tanınan tazedirekt.com Aslanoba Capital’ın aldığı ani bir kararla geçen hafta kapandı ve Türkiye’deki girişimcilik ekosisteminin nereye gittiğine dair soruların oluşmasına yol açtı. Biz de 18 ülkede toplam 200 milyon dolar yöneten ve Türkiye’de faaliyet hazırlıklarına başlayan 500 Startups’ın yatırım ortağı Erhan Erdoğan’a ülkemiz ve dünyada startupların geleceğini sorduk. Aynı zamanda e-ticaret şirketlerinin önümüzdeki 3 yılda hangi teknolojileri kullanarak para kazanacağını ele aldık. Söyleşimizden üniversiteli genç girişimciler, startup dünyasına yatırımcı olarak adım atmak isteyen sanayiciler ve e-ticaret sektörü için kritik sonuçlar çıktı.

Kimsiniz, nasıl kuruldunuz ve faaliyet alanlarınız?

500 Startups iş hayatına yeni atılan girişimcilere yardımcı olan bir erken aşama yatırım şirketi. Amerika kökenli global bir şirket olarak 18 ülkede 103 çalışanımız var ve hızla büyümeye devam ediyoruz. Büyümek derken 500 Startups yönetiminde şu anda 200 milyon dolar bulunuyor. Dave McClure 500 Startups’ı kurduğunda 500 girişimciye yatırım yapmak hayaliyle yola çıkmış; ama bugün baktığımızda yatırım sayısının 1500’i geçtiğini görüyoruz. Bu yatırımların yüzde 60’ı Amerika’da, geri kalanı ise Amerika dışındaki ülkelerde.

Girişimcilik bir dünya. Önce hangi sektörlerdeki girişimcilere odaklanıyorsunuz?

500 Startups her sektörden girişimciye destek veriyor. Ancak diğer hızlandırıcılarından önemli bir farkımız var. Biz mevcut pazarlara girmek yerine, ekosistem kurmaya odaklanıyoruz. Nasıl ki yurt dışında e-ticaret şirketleri bir yandan rekabet ederken diğer yandan da pazarı büyütmeye odaklanıyor, nasıl ki Google Ventures gerekirse Google’ın bağlı olduğu Alphabet’in rakiplerine de yatırım yapıyor; biz de önce varlık gösterdiğimiz ülkelerde sağlıklı yatırımlar yaparak girişimci ekosisteminin kurulmasına odaklanıyoruz. Girişimci için gerçek bir kazan kazan durumu yaratmak amacımız.

Örneğin Silikon Vadisi zihniyetini, Silikon Vadisi kuruluşlarını nasıl Malezya, Türkiye ve Güney Amerika’ya götürürüz; bu ülkelere nasıl katma değer sağlarız diye düşünüyoruz. Bu sebeple de uluslararası kadrolar kuruyoruz. 103 kişilik ekibimizin 40’ı ABD dışındaki ülkelerin vatandaşı ve bu pazarları kurarak geliştirmeye odaklanıyorlar.

Neden Türkiye? Girişimcilikte Türkiye’nin farkı ne?

Bunu tüm girişimcilere, Koç, İTÜ ve ODTÜ çekirdek gibi üniversite girişimlerine örnek olması için söylüyorum: Türkiye kendi yatırım fonunu kendi içinde toplayabilecek olan nadir ülkelerden biri. Faaliyet gösterdiğimiz 18 ülke ve 10’a yakın mikro fon içinde Türkiye güçlü sermayedarlarıyla öne çıkıyor. 500 Startups Türkiye’de 20 milyon dolar hedefli bir fona sahip. Bunun için Türkiye ve bölge ülkelerindeki yatırımcılarla görüşmelerimiz sürüyor. Hukuki süreç tamamlandıktan ve aktif yatırımlara geçtikten sonra bu fonu yöneteceğiz. Dolayısıyla yaptığımız şey fon yönetimi.

İlgili yazı: E-Ticarete Nasıl Yatırım Yapılır? Yatırım ve Tasfiyede Bilmeniz Gereken 3 Nokta

Türkiye’de girişimcilere yönelik bu tür yatırım teşebbüslerine kimler ilgi gösteriyor?

Türkiye’de beni en çok etkileyen Anadolu’daki varlıklı aileler ve sanayicilerin klasik ekonomiye ek olarak girişimcileri desteklemesi oldu. Çünkü 5 yıl içinde e-ticaretle birlikte dijital dönüşüm klasik ekonomileri yeniden tanımlayacak. Türkiye’de sermayedarlar bunu gördüler ve kaynaklarını startuplara aktararak ülkemize katkıda bulunuyorlar. Bu ailelerin internete doğan kuşakları, gelecekteki varisleri Silikon Vadisiyle işbirliği yapmak ve girişimciliği kendi holdinglerine bir dikey olarak eklemek istiyorlar. Anadolu derken işin içinde hem Anadolu kaplanları var hem de kaynakları Anadolu’da olmakla birlikte holdingleri İstanbul’da olan sanayiciler var.

“Amacımız Türkiye’de ikinci e-yatırım dalgasını başlatmak”

500 Startups girişimciler için bir tohum sistemi kurarak Türkiye’de startup dünyasını canlandırmak istiyor. Nasıl ki Sayın Aslanoba ilk yıllarında hızlı ve büyük çekler keserek pazarı canlandırdı, biz de o aşamaya gelmek istiyoruz.

İkinci dalga ne demek ve bu bağlamda Türkiye’de odağınız ne?

Türkiye’de son 15 yılda klasik sanayide olduğu gibi e-ticaret ve girişimcilikte de geleneksel bir ekosistem oluştu. İlk iki dalgayı geçirdik ve şimdi üçüncü dalgadayız. Üçüncü dalga için de Türkiye’deki yatırımcıları eğitmeye, onları Silikon Vadisi mantığıyla tanıştırmaya odaklanıyoruz. Örneğin 8 Şubatta Stanford Üniversitesi’nde bir eğitim programımız başladı ve bunun için de Türkiye’ye 5 koltuk ayırarak Amerika’da ülkemizi destekleyen bir mesaj yayınladık. Eğitimin başlığı ise Yatırım Fonunun Sırları Açıklanıyor.

Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin gelişmesi için öncelikle yatırımcı ekosisteminin gelişmesi gerekiyor. Yatırımcılar girişimciliğe bir bütün olarak, ekosistem olarak bakmalı. Bugün Türkiye’ye baktığımızda ülkemizin en büyük sorunlarından birinin “Startup kurar, gelişince satar ve sermayemi cycle ederek yeni yatırımlara kayarım” zihniyeti olduğunu görüyoruz. İlk bakışta güzel ve kârlı bir seçenek gibi duruyor. Ancak orta ve uzun vadede girişimciliğe faydası sınırlı.

Çünkü parayı girişimciliğe aktarmak yerine yatırım fonunda tutmaya yarıyor. Türkiye’nin istikrarlı startup şirketler kurmasını, inovasyon yapmasını ve kalıcı dünya markaları geliştirmesini zorlaştırıyor. Bu da ülkemizin uluslararası rekabet gücünü azaltıyor. Yabancı yatırımların ülkeye gelip iyi şirketleri satın alarak pazarı evcilleştirmesini teşvik ediyor. Oysa yabancı yatırımcı ve Türk yatırımcılar kazanırken girişimciler de kazanmalı.

500startups-girişim-girişimcilik-dave_mcclure-startup-tazedirekt-aslanoba-eticaret-lojistik-satış-growth_hacking-sales_hacking-yatırım-fon-teslimat-gönderim-bukoli-erhan_erdoğan

Bukoli örneğin

Evet, Borusan Lojistik’in desteklediği Bukoli yerli yatırım ile güçlü bir startupın nasıl kurulacağı ve ülkemize katma değerli hizmet olarak nasıl entegre edileceği hakkında iyi bir örnek oldu. 500 Startup açısından yapmak istediğimiz şey, yatırımcıyı tüketim ekosistemi değil, Ar-Ge ve üretim ekosistemine yatırım yapmak üzere bilinçlendirmek. Böylece Türkiye’nin tıpkı Amerika’da olduğu gibi kendi fikri mülkiyetini geliştirmesini sağlamak. Yoksa girişimcimiz “Senin fikrin benim sermayem olmadan hiçtir, bana sat” kıskacından kurtulamayacak. Fikir ve sermaye birlikte güçlenmeli. Bundan sora Türkiye’de suçu girişimcide aramamak gerekiyor. Sorun yatırımcılarda.

Yatırımcılar nasıl iş anlaşması akışı oluşturur? En uygun, en kârlı anlaşmalar nasıl yapılır? Dikey sektörler girişimciliğe nasıl entegre edilir? Bütün bu soruların yanıtlanması gerekiyor. Yoksa 2012 yılında olduğu gibi biz yatırım yaptık ama girişimci iş çıkarmadı tarzı eleştirilere maruz kalabiliyoruz. Bu da Türkiye’nin yatırım karne notunu düşürüyor. Bu sorunun önemli bir nedeni de yabancı yatırımcının Türkiye’ye yatırım yaptıktan sonra kenara çekilmesi ve işini takip etmiyor olması.

İlgili yazı: E-Ticaretin Yeni Teslimat Adresi Bukoli

Önemli olan yatırımı yaptıktan sonra girişimciyi eğitmek ve o parayı nasıl harcayabileceğini anlatmak. Bu çok önemli bir taktik. Silikon Vadisi bu noktaya bu zihniyetle geldi. Çünkü o paraların nasıl değerlendirileceğine odaklandılar, optimizasyona yöneldiler. Aslında kuluçka merkezleri, çekirdek gruplar ve hızlandırıcılar derken kast ettiğimiz bu. Bunu ülkemizde İTÜ, KOÇ ve ODTÜ yapmaya başladı. Zaten Türkiye’nin en büyük girişimci üniversitelerinden biri olarak bunu yapmaları gerekirdi. 500 Startups olarak daha ileri giderek ülkemize daha büyük bir sermaye akışı için çabalıyoruz. Bunun için yerel boyutta toplanan fonların öneminin farkındayız.

“Aslonoba Capital Türkiye’de ekosistemi canlandıracak”

“Herkesten bir adım öndeysen dâhi, herkesten iki adım öndeysen çılgın olursun. Ya beş adım öndeysen?” Aslanoba Capital’ın aldığı karar ticari bir karardır ve tabii ki metrikler çok iyi analiz edilerek alınmış bir karardır. Tazedirekt’in bugüne kadarki altyapı harcamaları ve oluşturulan tarımsal imkanlar farklı ve daha kârlı bir şekilde muhakkak değerlendirilecektir. Bu kararla Aslanoba Capital’ın startup ekosistemine daha çok konsantre olmasının önü açılmış oldu. Bu kararı Türkiye girişimcilik ekosistemi için önemli bir gelişme olarak yorumluyorum.

Growth hacking’den söz ediyorsunuz

Evet, Aslanoba Capital üçüncü dalga girişimlerle startup sektörüne geri döndüğünde bunu çok daha iyi anlayacağız. Buna teknolojiden ve finans teknolojisinden yararlanarak girişimcilerde büyümeyi hızlandırma da diyebiliriz. Ülkemizde daha çok dijital pazarlamanın bir yanı gibi algılansa da growth hacking bir ülkede girişimcilik ekosisteminin sağlıklı bir şekilde büyütülmesi demek.

“Konuşmacı getirmiyoruz, girişimciye proje geliştiriyoruz”

500 Startups bünyesinde Silikon Vadisi’nden 350 mentor var. Bu mentorlar growth hacking ve sales hacking konusunda dünyada eğitimler veriyorlar. Sadece bu işe odaklılar. Örneğin bu yıl globalde 8 şehir ziyaret edecekler. Her şehirde 1 ay kalacaklar ve 500 Startups, İstanbul’u bu şehirlerden biri yaptı. Bu eğitimlere aslında atölye demek daha doğru olur, çünkü mentorlarımız İstanbul’da kaldıkları 1 ay boyunca Türkiye’deki girişimcilere çözümler üretecekler. Bu etkinlik Türkiye’de bu çapta ilk uygulama olacak. İstedik ki günübirlik konuşmacı getirmek yerine, Türkiye’deki girişimcilerle birlikte proje geliştirecek uzmanları getirelim. 500 Startups Distro Dojo adını verdiğimiz bu eğitimde girişimciler ve yatırımcılar 1 ay boyunca İstanbul’da eğitim alacaklar ve ardından 2 ay süreyle online eğitim programına katılacaklar.

İlgili yazı: Instagram’ın Yeni Hesap Geçiş Özelliğini Pazarlamada Kullanmanın 3 Farklı Yolu

500startups-girişim-girişimcilik-dave_mcclure-startup-tazedirekt-aslanoba-eticaret-lojistik-satış-growth_hacking-sales_hacking-yatırım-fon-teslimat-gönderim-bukoli-erhan_erdoğan

“Amacımız fonların diğer yatırımcılara da ulaşmasını sağlamak”

500 Startups girdiği işlerde sürekli yatırımcıların ilgi odağı olan bir şirket. Ancak yukarıda belirttiğim gibi, amacımız Türkiye’ye yatırım yapıp salt kendimiz için bir kazan durumu oluşturmak değil. Amacımız yatırım fonlarının Türkiye’deki yatırımcılarla paylaşıldığı bilinçli ve verimli bir startup ekosistemi kurmak. Elbette kendi fonlarımızı doğru değerlendirmek istiyoruz ve büyütülebilecek işlere yatırım yapmak istiyoruz ama bu işler Türkiye’nin büyüttüğü startup şirketler olacak.

Ekosistem derken kastınız nedir?

Güzel bir soru. Türkiye’de herkes ekosistem kelimesini kullanıyor ama biz ekosistem derken ne anlıyoruz, onu söylemek istiyorum. Bizde klasik yatırımcılar ekosistem dediklerinde bayi ağı açmayı anlıyorlar. Türkiye’deki yabancı sermayeli birçok köklü şirkette görüyoruz bunu. Ekosistemde bir biz (o şirketler) bir de onlar var (bayiler).

Oysa bu Türkiye’nin “Onlar ortak, biz pazar” bağlamında vakit kaybetmesine yol açıyor. Biz ise ekosistem derken kendimizi ayrı tutmuyoruz. Biz ekosistemin bir parçasıyız. Elbette kâr odaklı bir şirketiz ama sürdürülebilir bir ekonomi için, herkesin gelirlerinin sürekli artması için satış kadar pazarı büyütmek ve kazan kazan durumu yaratmak gerektiğinin de farkındayız.

Bu nedenle Türkiye’de yatırımcıları ve girişimcileri eğitmenin yanı sıra global mentorlarımızdan ülkemizdeki eğitmenleri de eğitmelerini isteyeceğiz. SEO, dijital pazarlama gibi farklı alanlarda ülkemizin uzmanlarının Silikon Vadisi’ndeki son gelişmelerden haberdar olmaları için ekosistem eğitimine tam kapsamlı bakıyoruz. Aynı yaklaşımla Türkiye’de hiçbir markayı rakip olarak görmüyoruz. Herkesle ortak yatırım yapabiliriz. Eğitimde ise işin mutfağına odaklanıyoruz. Öyle şeyler var ki sadece web sitelerinden öğrenemezsiniz.

Türkiye’de yatırım ortamı değişiyor

Örneğin Karaköy’e Brooklyn’e benziyor diyorlar ama ben Brooklyn’i gezerken Karaköy’ü özledim. Bu nedenle Türkiye’de gerçek bir Silikon Vadisi kurulabileceğine eminim. Türkiye’de eski dengeler değişiyor. Artık karşımızda gerçekten yatırım odaklı olan ve sadece para spekülasyonuyla ve bunun getirdiği ekonomi-politikle dönmeyen girişimcilerle yatırımcılar var. Bunlar Türkiye’de rüştünü ispat etmiş olan bağımsız bir ekosistem kuracaklar. O zaman ülkemizde modern girişimciliğin hızla yaygınlaştığını herkes görecek.

Genç nesil ve kitle kaynak mı?

Evet, aynen öyle. Kitle kaynak derken sadece Kickstarter’dan bahsetmiyorum. Üniversitelere çok yakın bir insanım ve üniversitelerden 350 arkadaşım var. Her gün Slack mobil uygulaması ile onlarla iletişimdeyim. Genç girişimciler, üniversiteden gelenler çok çalışıyorlar, çok heyecanlılar, çok okuyorlar ve atılmak istedikleri işe çok hakimler. Bu işi yapmamın en büyük motivasyonlarından biri gençlerimiz. Türkiye’de önce ekosisteme yatırım yapan 500 Startups olarak genç girişimcilere en yakın destek bizden geliyor. Gençleri anlamanın yanı sıra gençlerden feyiz alarak kendimizi geliştiriyoruz.

İlgili yazı: 2016 online perakende trendleri

500startups-girişim-girişimcilik-dave_mcclure-startup-tazedirekt-aslanoba-eticaret-lojistik-satış-growth_hacking-sales_hacking-yatırım-fon-teslimat-gönderim-bukoli-erhan_erdoğan

“5 yılda 250 yatırım”

Bu noktada üniversitelilere ulaşıyor ve onları tek tek eğitiyoruz, hatta bir underground çalışma ekibimiz bulunuyor. Sadece 500 Startups olarak değil, bireysel olarak da aynı mantıkla çalışıyorum. Kendimi de ekosistemin parçası olan bir girişimci olarak görüyorum, Y kuşağını kişisel olarak da destekliyorum. Zaten yatırımlarımız ortaya çıktıkça bunu herkes görecek. Sonuçta senede 30 yatırım yapmak istiyoruz. Bu Türkiye için çok iddialı bir reklam. Bunu 5 sene boyunca artırarak sürdürmek istiyoruz. Hedefimiz Türkiye’de 5 yılda 200-250 yatırım yapmış olmak.

Türkiye’de ekosistem kuracağız derken bunu kast ediyoruz. Böylece insanların yanılmasına da şans tanıyacağız; yani biz size yatırım yapıyoruz diye kimseyi sıkboğaz edecek değiliz. Yatırımların bir kısmı başarısız olabilir ama yüzde 20’si başarılı olduğu zaman Türkiye’de güçlü bir ekosistem ortaya çıkacak. Dave McClure Türkiye pazarına güvenerek öncelikli pazarlardan biri yaptıysa bunun sebebi Türkiye’ye çok güvenmesi. Örneğin Udemy’den Eren Bali gibi kendini hem ülkemizde hem Amerika’da kanıtlamış girişimcilerimiz var. Okyanusun iki yakasını bir araya getiren girişimciler.

Startupların e-ticaret sektöründe gelişimini nasıl görüyorsunuz?

2008’den bu yana Türkiye’de e-ticaret 0’dan 100 puana ulaştı ve geldiğimiz noktada pazar konsolide olduğu için çok iyi durumda. Aradan geçen zamanda başarısızlıklar da yaşandı. Fırsat siteleri gitti, bazı e-ticaret siteleri yolda kayboldu. Ancak ana oyuncular kaldılar, bazıları ise birleştiler. Bazıları da yollarına devam ediyorlar ve bu geleneksel e-ticaret. Bundan sonraki e-ticaret dediğiniz gibi pazar yerleri ve dikeyler. Abonelik tabanlı modeller. Örneğin bugün Türkiye’de Erkek Paketi diye bir site var ve insanlar kullanıyor. Hani askerde iç çamaşırı yıkamakla uğraşmazsınız da kirlenince kantinden yenisini alırsınız; erkek paketi de o gece için veya iş seyahati için temiziniz yoksa çorap, gömlek gibi acil ihtiyaçlarınızı karşılıyor ve bu açıdan süper bir dikey. Elbette teknoloji tarafında da yeni dikey projeler çıkacak. Örneğin, fotoğraf makinesiyle ayak fotoğrafı çekip ayakkabı numarasını ayarlayan yazılımlara kadar birçok projeyi gençler yapıyor. İşte bu da üçüncü dalga.

İlgili yazı: Facebook Messenger’a reklam geliyor olabilir

500startups-girişim-girişimcilik-dave_mcclure-startup-tazedirekt-aslanoba-eticaret-lojistik-satış-growth_hacking-sales_hacking-yatırım-fon-teslimat-gönderim-bukoli-erhan_erdoğan

Bu bağlamda e-ticaretin müşteri odaklı olması önemli. En basitinden gençler gerekirse müşteriye paketleri elle hazırlıyor ve daha çok kulaktan kulağa iletişime odaklanıyor. Hani ekonomide istikrar diyoruz ya, e-ticaret de ancak müşteri odaklı olduğu zaman istikrarlı oluyor. Bu fiyat avantajı ve müşteri memnuniyeti sağlıyor. Hizmet kalitesini artırıyor, ürün iadesini kolaylaştırıyor. 500 Startups’ın yatırım yaptığı genç girişimcilerin geliştirdiği yeni teknolojiler ise erişimi güçlendirecek. Yukarıda verdiğim ayakkabı örneği buna yönelikti.

Çünkü ayak numaranızı bilseniz bile ayakkabı numarasını bilemezsiniz. Spor ayakkabı 44 numara, rugan ise 43 numara olabilir. Sanal gerçeklik ve yazılım entegrasyonu bize ekranda dokunamadığımız ürünü güvenle satın alma imkanı sunacak. Aynı şey moda dünyası için geçerli. Bu iş aynanın karşısında kendi resmini çekip kaç beden giydiğini anlamaya gidecek. Ne de olsa pantolon bedeni farklı markalarda ayakkabı numarasından daha değişken. Bunlar bizim şu anda teknokentlerimizde gençlerin geliştirdiği işler.

Bu sebeple 500 Startups işin lojistik tarafında değil, teknoloji tarafında yer alıyor ve inovasyon yapan girişimcilere öncelik tanıyor. Bunların arasında Mobile Action (Aykut Karaalioğlu; Felicis Ventures’tan yatırım aldı), Adphorus (Volkan Cağsal), Limk (Oğuz Serdar), Connected2.me (Ozan Yerli), socialwire (Selçuk Atlı), boostable (Selçuk Atlı) gibi iddialı ve geri dönüş potansiyeli yüksek olan yatırımlarımız bulunuyor. Bu bağlamda e-ticarette ödeme sektörü de ilgimizi çekiyor. İyzico gerçek bir başarı öyküsü. Öyle ki Türkiye’den yurt dışına açılan girişimler arasında Yemek Sepeti’nden sonra İyzico geliyor.

İlgili yazı: 2016’da Akıllı Takılar Mobil Ticaret ve Online Perakendeyi Nasıl Değiştirecek?

Peki Silikon Vadisi Amerika’da hangi aşamada, kaçıncı dalgada?

Şu anda biz Amerika’da dronla paket taşımayı konuşuyoruz ve e-ticaretin en önemli rekabet alanlarından biri müşteriye esnek teslimat seçenekleri sunmak olduğuna göre, inovasyonla kitle kaynak yatırım yapmak ve e-ticaretle teknolojiyi evlendirmek derken bu çok iyi bir örnek oluşturuyor. 500 Startups olarak Türkiye’ye getirmek istediğimiz üçüncü dalgayı iyi açıklıyor.

Google üniversite öğrencileriyle birlikte bir hackathon’a katıldı. Biz Amazon’un evlere teslimat için dron kullanmasını konuşurken, Google hareket halindeki araçlar yol kenarına çekildiğinde veya hedefine ulaştığında ürün teslimatı yapacak olan dron sistemlerinin rota optimizasyonunu konuşuyordu. Böylece, sürekli yolda yer değiştiren bir aracı takip ederek ürün teslimatı yapacak dronların nasıl programlanacağıyla ilgili bir atölye düzenlendi.

Gerçek kara şimşek otolar ve dronlar

Genç girişimcileri desteklemek için kitle kaynak kullanımını böyle geniş düşünmek lazım. Google hackathon’da gençlere bu soruyu yöneltti. Sadece mobil müşteriye ürün ulaştırmak değil, yolda seyahat halinde olan gezici depolardan (TIR’lardan) kalkan dronlarla iki yönlü mobil teslimat konusu konuşuldu. Özellikle müşterinin drona paket yüklemesi ve bunu gezici postanelere (yine TIR’lara) gönderilmesi ele alındı. Kısacası 1980’lerinbaşında yayınlanan Kara Şimşek dizisi gerçek oldu. Hem Google’ın öncülük ettiği sürücüsüz arabalarla hem de TIR’dan mobil konuşlandırma ile. Bundan iyisi Şam’da kayısı diyebiliriz, ama biz dağıtık ekonomiyi ve kitle kaynak kullanımını henüz Türkiye’de görmedik.

Ancak üniversitelerdeki girişimciler buna hazırlanıyor. Kitle kaynak fon tarlada imece usulü birlikte çalışan insan mantığını dünya geneline yayıyor. Online işbirliği bu noktaya gidiyor. Evini açan insan ilk örnekti, Uber mantığı ile arabasının bagajını dronla ürün teslimatına açacak olan insan ise ikinci örnek. Şimdi sıra emeğini açan insanlarda. Bu serbest meslekten farklı, çünkü gruplar ve komünitelerde dinamik olarak ortak görevler üstlenerek çalışacaksınız.

İlglii yazı: Kullanıcı verisi toplarken para kazandıran kitle kaynak uygulaması Bounty

Bounty uygulaması gibi

Evet, Twentify‘ın Bounty uygulaması buna çok iyi bir örnek. Çünkü sizi kitle kaynak olarak kullanıyor ve karşılığında Google Play veya Apple Store alışverişleri için kullandığınız online hesabınıza görev başı ödeme yapıyor. Örneğin gönüllü pazar araştırmacısı, fiyat detektörü, müşteri memnuniyet elçisine dönüşüyorsunuz. Restoranda menü fotoğraflarını çekmek gibi görevleri tamamlıyorsunuz. Bundan para kazanıyorsunuz.

Bu da aracının (örneğin dağıtım aracısının) aradan çıkması, yapay zeka ve otonom sistemler sayesinde insanların birlikte çalıştığı karma ve dağıtık lojistik yapılarının ortaya çıkması anlamına geliyor. Özellikle de Uber tarzı gönüllü lojistiği akıllı telefonlardaki kişisel dijital asistanlarla birleştirirsek üçüncü dalgayı yaratmış olacağız ki bunu yapmaya başladık bile: 500 Startups’ın 103 çalışanı Slack uygulaması üzerinden haberleşiyor.

Bu hem e-posta hem Whatsapp özelliklerine sahip olan basit ve kullanışlı bir işbirliği anlık mesajlaşma uygulaması. Bu uygulama sizi farklı bir yazılımın inceliklerini öğrenmeye zorlamıyor. Doğrudan işinizi görmenizi sağlıyor. Kısacası kitle kaynak fonlar önce mobil uygulamalara geliyor. Böylece e-posta iletişiminin sıfırlandığı bir noktaya gidiyoruz.

İlgili yazı: Pisano İle Sosyal Medyada Olumsuz Yorumları Önleyin ve Müşteri Memnuniyetini Artırın

500startups-girişim-girişimcilik-dave_mcclure-startup-tazedirekt-aslanoba-eticaret-lojistik-satış-growth_hacking-sales_hacking-yatırım-fon-teslimat-gönderim-bukoli-erhan_erdoğan

Pisano uygulaması gibi

Evet, Slack’te dikey kanallar var. Kısacası bir iş için grafik tasarım gerekiyorsa ana ekipte sadece o alt grupla yazışıyorsunuz. Gruplar arası geçişler bile otomatik olabiliyor. Attığınız mesajın hangi gruba gideceğine mobil uygulama karar veriyor ve bunu anahtar kelime taraması yaparak başarıyor. En basitinden, Eren ve Erbil’in isminin geçtiği bir yazışma olduğunda Slack hemen bana bildirim gönderiyor.

Bugüne kadar neden gerçek anlık iletişim kuramadık? Çünkü ekip çalışmasında kategorilendirme yapmamız gerekiyordu ve bunu elle yapmamız gerekiyordu. 100 kişilik bir ekipte her seferinde tekil kullanıcılara elle adını yazarak ulaşmak pratik değildi. Şimdi bunu Amerika’da Whatsapp’tan eve sipariş veren müşterilerle birlikte düşünün.

E-ticarette aracı firmalar ortadan kalkıyor mu?

Aracıların dönüşüm geçireceği kesin ve girişimcilik dünyası da buna göre değişecek. Yatırımcı ve girişimci arasındaki iletişim ve e-ticarette satıcı ile alıcı arasındaki iletişim güçlenecek derken hep bunu kast ediyoruz (Artık takvim atmak slack/remind Kozan Demircan, yarın, 17.00 yazmak kadar kolay). Burada aracı firmalar kendini şöyle kurtaracaklar:

Hukuk bürosu diyecek ki ben Slack’in içine ticaret hukuku botu yazdım, şirket olarak mali işlerinde benden kiralayacağın hukuk botunu kullanarak hukuki süreçleri benimle yürüt. Ancak bunu klasik mantıkla düşünmeyin, kitle kaynak mantığıyla düşünün. Slack’te iki firma hukukla ilgili bir konu konuştuğunda mali müşavir botu araya girip ilgili firmalara ücretli hukuki çözüm önerebilecek.

İlgili yazı: E-Ticarette API Ekonomisi Başladı: Mobili Doğru Kullanan Kazanacak

Amerika’da AT&T kullanıcı davranışı izleme karşılığında internet abonelerine indirim yapıyor.

Evet, dediğim gibi aracılar, devlete sırtını dayamış büyük telekom şirketleri bile klasik ekonomiyle API ekonomisini evlendirmek için kitle kaynak sisteminden kullanıyorlar. Bulut bilişim buna kayıyor. İkinci dalga girişimci babında Uber de Bitaksi modelini kullanarak buna adapte olabilir. Evet, 500 Startups ekosisteminden başlayarak buraya kadar geldik, ama girişimcinin varmak istediği dünya bu ve onu bu dünyaya sokabilmek için eğitimcilerle yatırımcıları destekleyerek bilinçlendirmemiz şart.



Sosyal medya ve e-bülten ile de EticaretMag'ı takip edebilirsiniz!

EticaretMag Twitter EticaretMag 

Facebook Sayfası EticaretMag Youtube EticaretMag Google+ E-ticaret 

Türkiye Linkedin Grubu E-

ticaretMag RSS E-

ticaretMag RSS

Fikrini söyle

*