23 Ekim 2017

”Büyük” E-Ticaret Sitelerinin Yaptıkları Basit Hatalar

hata
Farkındayım, başlık biraz iddialı; ancak e-ticareti balon gibi şişirip, gereksiz yere koltuk kabartan yayın organları ve girişimciler oldukça bu tarz yazılar da artacak, eminim.

Yapılan iş artık ayağa sıkmaktan daha ileri bir boyut kazandı ve adeta intihara doğru gidiyor. Abartılı verilen istatistikler ve yatırım tutarları, boşa giden pazarlama harcamaları ve bedava dağıtılan “title”lar bu şekilde devam ettikçe sektörden çok “yıldız” kayar.

Tabii ki sadece bu tarz hatalar değil, yönetimsel ve işlevsel hatalar da yine sektör oyuncularına zarar verecek seviyede. Verinin çok değerli olduğu ve kişiselleştirmenin müthiş önemli olduğu bir dönem yaşıyoruz. Doğru kişiye doğru ürünü sunmanız gerekiyor. Müşteriye en kısa yoldan istediği ürünü sunmak, satın aldırmak ve ulaştırmak sizi tercih edilebilir kılıyor. Eğer bu üç şeyi yapmıyor ya da yapamıyorsanız, elinizdeki müşteri kitlesi sıradan bir veriye dönüşüyor.

Şartlar artık eskisi gibi değil. Neden mi?

Dikey e-ticaret firmalarının artmasıyla birlikte neredeyse her ürün her sitede bulunur oldu. İnsanların e-ticarete alıştığı şu dönemlerde güvenilirlik konusunda yaşanan endişeler de azalıyor. Kişiselleştirmenin dışında geriye ürünü sattıracak iki şey kalıyor: Ucuzluk ve hızlı teslimat.

Neden bu ikisi kalıyor peki? Kredi kartına taksit, havale ve kapıda ödeme gibi özellikleri hemen her internet sitesi rahatlıkla sunabilir ve müşterisinin bu şekilde alışveriş yapmasını sağlayabilir. Ekstra bir kampanya olmadığı sürece hiçbir e-ticaret sitesinin kendi ayağına sıkıp ürünü çok ekstra bir indirimle satması da pek olası değil. Geriye kalan şey hızlı teslimat. Bu da stoklu çalışan sitelerin yakın zamanda “dağıtım deposu” sistemiyle çalışan sitelerin önüne geçebileceği anlamı taşıyor. Dağıtım deposu sistemiyle çalışan siteler bu süreçte zarar görebilir diyebiliriz. Bununla birlikte, hızlı teslimat yapma adına  özel alışveriş kulüpleri günlük butiklere bile dönebilir.

Genellikle bir VC‘den yatırım alan ya da eski ve güçlü bazı firmalarda gördüğümüz klasik hata: Anlamsız pazarlama harcamaları. Yatırımcıdan para gelmişse ya da hali hazırda site iyi para kazanıyorsa, yapılan pazarlama harcamasının ne kadar geri döndüğü hesaplanmıyor bile kimi zaman. Dönüşüm oranlarını bilmeyen, yaptığı kampanyanın sonucunu rapor olarak göremeyen siteler var. Ya “nasılsa çok para var!” ya da “nasılsa site kazanıyor” deniyor. Belki de çok şanslılar ki bu noktaya kadar gelebilmişler.

Şu anda kapanan ve yanılmıyorsam 1,5 sene önce büyük bir yatırım alan bir özel alışveriş sitesi ilk yatırım haberinden sonra Beşiktaş maçında stadyum reklamı vermişti. O zaman “ne alaka?” demiştim. Bir alakasının olmadığını kapandıkları gün onlar da anlamıştır umarım. Kısa vadede bu pazarlama harcamaları belki göze çarpmaz ama uzun vadede harcadığın kazandırmıyorsa ya da harcadığının nasıl geri döndüğünü bile bilmiyorsan işin zor demektir ki bunu yapan da çok firma var. Harcadığı tutarın geriye nasıl üye veya satış olarak döndüğünü bilmeyen e-ticaret siteleri var.

Yanlış büyüme stratejileri birçok zarar kalemiyle dönüyor. Personel maliyeti ve ofis maliyeti gibi kalemler her ay büyük külfet getiriyor. Sık sık ofis değiştirmek bu sektörde çok görünen bir davranış. Tedarikçilere, kargo şubelerine, bankalara, ofis ihtiyacınızı karşıladığınız dükkanlara yakın olması sizin için avantajdır. Unutmamak gerek: Büyümek kolaydır; ama küçülmek zordur.

Başkaları tarafından takdir görmek güzel, fakat bu takdirler sizin dışarıya verdiğiniz gerçek verilerle paralel ise anlamlıdır. Neticede önemli olan gün sonunda ne kadar fatura kestiğinizdir.



Sosyal medya ve e-bülten ile de EticaretMag'ı takip edebilirsiniz!

EticaretMag Twitter EticaretMag 

Facebook Sayfası EticaretMag Youtube EticaretMag Google+ E-ticaret 

Türkiye Linkedin Grubu E-

ticaretMag RSS E-

ticaretMag RSS

Yorumlar

  1. Ibrahim Ozturkcan der ki:

    Uzgunum Berkan, yazinin baslik ile herhangi bir iliskisini kuramadim. Bahsettigin “Abartili verilen istatistikler”, “yatirim(?) tutarlari”, “bosa giden pazarlama harcamalari” ve “bedava dagitilan“title”lar” genellikle kucuk ya da yeni e-ticaret sitelerinde yasanan durumlar.

    Kapida odemeden, VC’ye, dagitim deposundan, alisveris kulüpleri derken konuyu fatura kesmeye baglamissin. Yazida ne hata var ne de basit hata var, ne de bahsettiklerin Buyuk Eticaret sitelerini ilgilendiren konular. Muhtemelen ‘Buyuk’ kavramimiz farkli.

    • Zaten “Büyük” derken senin de söylediğin küçük e-ticaret sitelerinden bahsediyorum. O yüzden tırnak işareti kullanarak yazdım.

      Yazıda bahsettiğim durumlar da bu e-ticaret sitelerinin yaptıkları genel hataları içeriyor.

      Yorumun için teşekkür ederim.

  2. Gercekten büyük eticaret markalarının gözlemlediğim hataları, geç teslimat, vadedilen urun ile teslim edilen urun farkliliklari, fiyat arastirmasi yapilmadan satişta duran urun fiyatları …

  3. Korhan Fersoy der ki:

    Kişiselleştirmenin dışında geriye ürünü sattıracak iki şey kalıyor: Ucuzluk ve hızlı teslimat.

    Türkiye E-ticaret ekosisteminin “Ucuzluk” kavramını literatüründen çıkarması gerektiğini ve bir çok iflasın bu yüzden kaynaklandığını düşünüyorum. Türkiye’de “‘internetten satın alıyorsam ucuz olmalı..” gibi bir mantık oturmuş durumda. Bu anlayış firmaların önündeki en büyük engel. Türkiye e-ticaret ile “flash sales” siteleri ile tanıştı ki bu sitelerin ekosistem içerisinde önemli bir yeri var ve bu böyle de deva etmeli. Lakin herkesin bu anlayış ve iş planı ile çalışmasıo kimse bir şey kazandırmaz. Neden kimse e-ticaretin kolaylığından ve rahatlığından bahsetmiyor. Yurtdışında yapılan bir çok araştırma insanların bazı ürünler için daha yüksek bedel ödemeye hazır olduklarını ortaya koyuyor, bunun sebebi tamamen ”convenience” yani rahatlık/konfor/uygunluk.

    “İnternetten satın alıyorsam o zaman ucuz olmalı..” mantığının değişmesi için sistem içerisinde olan yayıncı/dernek/platform gibi oyuncuların bu yönde aksiyon almaları gerekmektedir.

  4. Berkan bey çok güzel konulara değinmiş bence durumu iyide analiz etmiş. Korhan Bey in analizi ve düşünceside hepimizin temenlisi süper fakat uzun yıllardan beridir bu işin yapan bir firma olarak şunu belirtmek isterim ki e-ticarette bir kaç ayak vardır. 1.) E-Ticaret Sistemi İyi Bilmek 2.) Ticareti İyi Bilmek 3.) Bu İki Olguyu Birarada İyi Yönetebilmek. Bu sistemde bu 3 lüyü iyi kurabilir veya hakimiyet sahibiyseniz bana göre başarı biraz zamanda alsa gelir ve devamlılık arz eder. Şu anda yukardaki yazılarda da görülüyorki E-Ticaret yapan firmaların batış süreçlerinde etkili olduğunu düşündüğüm sorunlardan birincisi bu oluşumu kuranlar ya ticareti iyi bilmiyor yada çok iyi biliyor 🙂 (Kur,Vur,Kaç)

    Saygılar
    sporservis.com

  5. Merhabalar Berkan bey i şahsen de tanırım.Nihayetinde bir tecrübe aktarımında bulunmuş.Eline sağlık.Fakat E ticareti neden mevcut yapımızdan farklı bir yere konumlandırmaya çalışıyoruz? Neticede e ticaret sistemi bir iletişim kanalı oldu cep telefonu gibi.İlk cep telefonunu 1997 yılında öğrenci iken almıştım ve bu gelecekte herkeste olacaktı fikrine o zamanda sahiptim. .Bugün bir köydeki çiftçide de cep telefonu mevcut. E ticarette gelecekte herkesin kullanacağı bir iletişim kanalı olacak.İlk internet cafeleri açtığımda da- ki 1997 yılında açmıştım. Gelecekte internet cafeler heryerde olacak demiştim.Kredi yurtlar kurumunda ilk internet salonu işletmelerini açmıştım bugün yurtlarda internet ücretsiz.Yani biz bugün herhangi bir yerde herhangi bir iş için dükkan açmayı düşünüyorsak ve bunun için umut varsa içimizde , e ticaret içinde olmalı… Yani umutsuz yaşanmaz .Hayatta çok uzun değil .Elimizden geldiğince faydalı olmalıyız.Sonuçta e ticaret sistemi şirketler için bir iletişim kanalıdır.Önemli olan devletin ticareti prensipler dahilinde yoluna koymasıdır.Bakkalın olduğu yerde büyük market var o bakkal nasıl geçinecek? Devlettin de e ticaret kuralları dahil ,atması gereken çok adım var…Saygılar.

Fikrini söyle

*