23 Eylül 2017

Girişimciye Tam Kapsamlı Online Mağaza Açma Rehberi

eticaret_rehberi-eticaretİnternet modern dünyada devrim yarattı ve iş yapış şeklimizi değiştirdi. Artık e-ticaret siteleri ve online mağazalar hızla yaygınlaşıyor. Global online bankacılık işlem hacmi 2013 yılında 1,2 trilyon dolardı; ama bu yıl 2,7 trilyon dolar olarak gerçekleşecek ve 2016’da 3 trilyon, 2017’de de 3,4 trilyon dolara ulaşacak. Bu yüzden e-ticaret atılıp online mağaza açmanın tam zamanı. Peki online mağaza nedir, nasıl açılır? Tam kapsamlı online mağaza açma rehberinde birlikte görelim.

Online mağaza nedir?

İşe temelinden başlayalım. Online mağaza insanların internetten, web sitesi üzerinden alışveriş yapmasını sağlayan bir mağazadır. En basit ifadesiyle online dükkandır. Amazon, Alibaba ve eBay gibi birçok e-ticaret şirketi ile Walmart, Ikea ve American Apparel gibi birçok fiziksel mağaza zinciri online mağaza işletiyor.

Kimler online mağaza açabilir?

Tek kelimeyle herkes. E-ticaret sitesi açarken önünüze fiziksel dükkan açar gibi engeller çıkmıyor. Örneğin dükkanınız için uygun iş yeri aramıyorsunuz. Riskli bir kira kontratına imza atmanıza veya dükkanın içini donatmanıza gerek yok ve elbette dükkanda çalışması için mağaza görevlilerini işe almayacaksınız. Aslında önceden para verip stok yapmanıza da gerek bulunmuyor.

“Birçok e-ticaret sitesi malı müşteriye sattıktan sonra alıp stoka ekliyor ve sonra müşteriye gönderiyor ve buna Stoksuz Satış diyoruz.”

Oysa e-ticaret sitesinde tahmin edebileceğiniz gibi size sadece bir web sitesi lazım. Tamam online ödeme sistemi anlaşması, tedarikçi anlaşması, e-ticaret platformu, satış-pazarlama analizi, müşteri hizmetleri (online sohbet ve/veya telefon), vergi dairesi işleri gibi kalemler de gerekiyor. Ancak online mağazada bunları halletmek hem hızlı hem de kolay (çünkü çoğu bir yazılım kurmak ve yönetmekten ibaret). Bu detayları aşağıda tek tek anlatıyoruz.

Açması ucuz, işletmesi daha ucuz

Bu nedenle de e-ticaret pazarında rekabet çok yüksek çünkü el yapımı ürünlerden hobi ürünleri satıcılarına, Amazon gibi global pazar yerlerinden Yemek Sepeti’ne kadar herkes kendi online mağazasını açıyor. Ancak bu aynı zamanda Amazon dahil herkesle kendi çapınızda, kendi niş ürününüz ve hedef kitlenizde, kendi ülkenizde rekabet edebileceğiniz anlamına geliyor. Endişelenmeyin bunları da okuduğunuz rehberde ve sitemizdeki diğer içeriklerde anlatıyoruz.

Çok kanallı pazarlama

Yukarıda fiziksel mağaza, klasik dükkan açmanın zorluklarından bahsettik ama belki de bıyık altından gülüyorsunuz, çünkü zaten bir dükkanınız var. Öyleyse sıkıntı yok, satışlarınızı artırmak için Çiçek Sepeti gibi bir pazar yerinde satış yapabilir veya kendi online mağazanızı açabilirsiniz. Fiziksel mağazalar e-ticaret satışlarını artırıyor ve e-ticaret de fiziksel mağaza satışlarını artırıyor.

İlgili yazı: Amazon’dan herkese e-ticaret dersi

eticaret_rehberi-eticaret

Nasıl yaparsınız?

Elinizde birkaç seçenek var. Hem online hem fiziksel mağazanız varsa elinizde bir ürün katalogu da vardır. Her iki mağaza için de aynı depoyu ve stokları kullanarak veya online mağaza için ayrı bir tedarik zinciri, stok ve envanter yönetimi kullanarak aynı ürünü farklı kanallardan satabilirsiniz. Hatta restoranınıza beaconlar ekleyerek fiziksel mağazayı bir tür online mağazaya dönüştürebilirsiniz (restoranda yemek yiyen müşterinin aynı zamanda o restorandan akşam eve sipariş vermesi gibi).

Haydi e-ticarete başlayalım

Sizi rahatlatacak ilk nokta e-ticaretin özünde ticaret yapıyor olmanız. Kısacası ticaretten anlıyorsanız e-ticaret de yapabilirsiniz. Elbette işinizi başarılı bir şekilde yürütmek için yapmanız gereken şeyler biraz farklı olacak.

Bununla birlikte e-ticaret işinin temel modeli klasik ticarete çok benziyor: Satacak ürün bulacaksanız, ürün satacak yer bulacaksanız ve müşteri çekmek için pazarlama yapacaksınız. Elbette online mağazalar için bir de lojistik (tedarik zinciri) stratejisi belirlemeniz gerekiyor (hangi depoya hangi lojistik şirketiyle ve lojistik yazılımıyla hangi mallar gelecek, hangi kargo şirketiyle veya kuryeyle müşteriye gidecek gibi sorular). Şimdi bunlara tek tek bakalım.

Satacak ürün

Her şeyden önce online mağazanız için satacak ürünlerinizin olması gerekiyor. Bunları evde kendiniz el yapımı olarak üretebilir veya dışarıdan satın alabilirsiniz. Online perakendeci olarak ürünlerinizi sadece online tedarikçilerden almak zorunda değilsiniz. Fiziksel tedarikçiler de kullanabilirsiniz. Ancak e-ticaretin doğası gereği online mağazalar genellikle online tedarikçilerden ürün alıyorlar.

Elbette, ne var canım, sonuçta mal satın alıyorum ve en iyi ürünü en uygun fiyatlarla veren tedarikçiden alışveriş ederim deyip işin içinden çıkacağınızı düşünebilirsiniz. Ancak fiziksel tedarikçiler ile online tedarikçiler arasında büyük bir fark var.

Dijital mallar ve fiziksel mallar

Genel olarak e-ticaret mağazanızda sattığınız mallar ile fiziksel mağazada sattığınız mallar arasında bir fark yoktur. Örneğin gitar satıyorsanız Gibson, Gibson’dır. Ancak e-ticaret mağazasında aynı zamanda dijital ürünler de satabilirsiniz.

Dijital ürünler genellikle fiziksel olarak da bulabileceğiniz ürünlerin dijital versiyonlarıdır. Örneğin bilgisayar oyunu CD’si veya müzik CD’si satmak yerine müşterinin oyunu veya müzik albümünü, konser videosunu, filmleri ve dizileri online mağazanızdan indirmesine izin verebilirsiniz. Fiziksel kitap satmak yerine Amazon Kindle veya Calibro için e-kitap veya e-dergi satabilirsiniz (mobi ve epub formatında).

Bunların hem alıcı hem satıcı açısından fiziksel ürünlere göre avantajları vardır. Alıcı açısından en güzeli dijital ürünlerin sadece bilgisayarda yer kaplaması ve internet üzerinden indirilebilmesi büyük avantaj. 5000 kitap saklayan bir tablet ile 5000 kitap barındıran bir kütüphaneyi ve büyük oda bulmakla toz alma derdini düşünün.

Dijital ürünler satıcı açısından da avantajlı. Electronic Arts gibi bir video oyunu pazar yeri, 1 milyon müşterisi olsa bile depoda ürün saklamak zorunda kalmadan ve ürün tedarik etmeden aynı oyunları defalarca satabilir.

“Dijital ürünler yer kaplamaz.”

Nerede satacaksınız? Web sitenizde

Fiziksel mağaza ile online mağaza arasındaki tek fark bu. Biri gerçek mağaza, diğeri ise online mağaza ve bunun için de bir web sitesine ihtiyacınız var. Ancak web sitenizi tıpkı butik vitrini gibi dikkatle tasarlamanız gerekiyor. Çünkü müşteri sitenizin temasına, tasarımına bakarak sizin ve sattığınız ürünler hakkında bir fikir edinecek.

Bunun için de marka imajınıza, ürünlerinize ve hedef kitlenize uygun bir site tasarımı yapmanız gerekiyor. İşte bu nedenle online konfeksiyon mağazalarının tasarımı ile market web siteleri arasında farklar bulunuyor.

Daha önce hiç web sitesi açmadıysanız bu size ürkütücü gelebilir ama endişelenmeyin sizin için web sitesi açmanın aşamalarını sıraladık ve en kolay yollarını gösterdik.

İçerik Yönetimi Sistemi

Önce iyi haber: Web sitesi açmak için yazılımcı olmanıza gerek yok. İçerik Yönetim Sistemlerinden (CMS) yararlanabilirsiniz.

İlgili yazı: Türkiye’nin bulutta içerik yönetim sistemi İçerik Bulutu

eticaret_rehberi-eticaret

Bunlar web sitenize metin, görsel ve video girmenizi sağlayan, Microsoft Office gibi içeriği biçimlendirmenizi sağlayan online sayfalardır. Böylece kendi online vitrinizi açabilir, ürün görsellerini vitrine mal dizer gibi düzenleyebilirsiniz. Piyasada çok sayıda CMS programı var ama en yaygınları

WordPress ile Shopify. Zaten bir blogunuz varsa WordPress kullanıyor olabilirsiniz.

WordPress

WordPress internetteki en popüler içerik yönetim sistemi. Öyle ki dünyadaki web sitelerinin yüzde 20’si WordPress kullanıyor. En büyük özelliği ise ücretsiz olması. WordPress’in iki versiyonu var WordPress.org ve WordPress.com. WordPress.com e-ticaret sitenizi ücretsiz olarak barındıran bir hizmet; yani bunun için yurt içi veya yurt dışı web sitesi barındırma firmasına para vermiyorsunuz (hosting firması kullanmıyorsunuz). Elbette WordPress.com hizmetinin online mağazanızda daha fazla satış yapmanızı önleyecek sınırlamaları da var.

Bu noktadan sonra WordPress derken sadece WordPress.org’u kast edeceğiz. Online mağaza açmanız için en uygun WordPress hizmeti bu. Önce ücretsiz WordPress hesabı açacaksınız. Ardından sitenize bir tema kuracaksınız. Sonra bir alan adı satın alacak ve WordPress sitenizi bir firmanın sunucularında yıllık kullanım ücreti vererek barındıracaksınız.

Tema nedir?

Web sitesi teması sitenizin dış görünüşüdür. Nasıl ki siz her gün işe giderken giyiniyorsunuz sitenizi de giydirmeniz ve mağaza vitrini gibi düzenlemeniz gerekiyor. Farklı renkler ve farklı sayfa düzenleri kullanan temalar da bunu yapıyor.

WordPress ile uyumlu binlerce ücretsiz tema var ama ücretli olanları online mağazanız ek e-ticaret platformu seçenekleri, ek reklam alanları ve sitenizin rakiplerinden fraklı olarak öne çıkması için ek özelleştirme seçenekleri sunuyor. Elbette sayfa tasarımcısı tutarak kendi siteniz için sıfırdan, size özel bir tema da tasarlayabilirsiniz.

Tema seçerken neye dikkat etmeli?

Elbette temanızın online mağazaya uygun olmasını istersiniz. Ancak ilk dikkat etmeniz gereken şey temanızın sitenizi barındırdığınız hosting firması ile uyumlu olması. Çünkü hazır tema seçerken iki seçeneğiniz var: WordPress sayfasındaki tema sayfasından bir tema seçebilir veya profesyonel tema sitelerine gidip WordPress uyumlu bir tema satın alabilirsiniz.

Ancak WordPress uyumlu olduğu söylenen her tema hosting firmasının sunucularıyla uyumlu değil. Örneğin hosting firmanız GoDaddy ise her WordPress temasının GoDaddy ile çalışmadığını bilmeniz gerekiyor. Bu noktada WordPress sayfasından bir tema seçmek daha güvenli. Böylece temaya vereceğiniz 50-60 dolar ziyan olmaz.

Her durumda ücretli temalar için önce ThemeForest sitesini tercih etmenizi öneririz. 5 yıldızlı, maksimum rating alan temalara bakın. Kullanıcı yorumlarını, ürün incelemelerini okuyun ve tema kategorilerine bakarak online mağazaya uygun bir tema seçin.

Sitenize eklentiler kurun

WordPress aynı zamanda sitenize eklentiler kurmanızı sağlıyor. bunlar Chrome veya Firefox browser eklentileri gibi çalışıyor ve sitenize ek özellikler kazandırıyor. Örneğin ziyaretçilerin sitenizin linkini sosyal medyada paylaşması için sayfanıza Twitter ve Facebook düğmeleri ekleyebilirsiniz. Başka bir tema eklentisi yükleyerek bu düğmeleri büyük boy ve renkli yapabilirsiniz.

Hatta ücretli tema kullanarak ana sayfada sosyal medya paylaşım düğmelerinin yerini maksimum tıklanacak şekilde değiştirebilirsiniz. Bu noktada temanızın yanında önerilen eklentilere de göz atın. Böylece ücretsiz bir temaya bile yeni özelleştirme seçenekleri ekleyebilirsiniz.

Alışveriş sepeti ekleyin

WordPress’te bunu yapmak sitenize bir e-ticaret sepet eklentisi kurmak kadar kolay. Sitenize kurabileceğiniz binlerce ücretli ve ücretsiz eklenti var ama korkmayın. Bunların sadece 5-10 tanesini kurmanız yeterli olacak. Zaten sitenize önünüze gelen eklentiyi kurmayın. Hem sitenizi yavaşlatır, yani sayfalarınız geç açılır hem de sitenize virüs bulaşabilir.

Sayfalarınız geç açılırsa müşteri kaybedersiniz, insanlar alışveriş yapmadan başka sitelere gider. Ayrıca Google sitenizde AdSense reklamları göstermenize izin vermez ve sitenizi arama sonuçlarında alt sıralarda gösterir. Böylece pek az kişi bir ürün aradığında sitenizi görür. Virüslü siteden ise kimse alışveriş yapmaz.

“Basit düşünün. Basit ve kullanışlı bir tema kurun. Ayrıca sitenize kullanmayacağınız eklentiyi kurmayın.”

Sitenize hangi eklentileri kuracağınızı bilmiyorsanız WP Tavern, WP Lift ve WP Explorer sitelerine göz atabilirsiniz. Bunlar sizi yönlendiriyor. Hangi eklentinin ne işe yaradığını ve nasıl kullanıldığını resimlerle gösteriyor. Ancak WordPress’te yeniyseniz WordPress kullanım kılavuzlarını da okuyabilirsiniz (bunları Türkçe dilinde bulmanız da mümkün).

Shopify

Diğer CMS de Shopify. Shopify’ın büyük bir avantajı var. Tıpkı WordPress gibi çalışıyor ama özellikle e-ticaret siteleri için tasarlanmış bir içerik yönetim sistemi. Günümüzde 100 binden fazla site Shopify altyapısı kullanıyor.

Shopify bir barındırmalı CMS hizmeti, yani yazılım hizmeti (SaaS) olarak sunuluyor. Shopify hepsi bir arada anahtar teslim bir çözüm ve e-ticaret sitesi işletmek için gereken her şeyi sağlıyor. Hem sitenize bir tema sağlıyor hem de sitenizi kendi sucularında barındırıyor (WordPress.com gibi). Bununla birlikte Shopify pahalı bir hizmet. Karşılığında WordPress’te yapamayacağınız kadar iyi bir online mağaza açmanıza izin veriyor.

Önce tema seçiyorsunuz. Shopify’da daha az tema var ama bunların hepsi de e-ticarete uygun online mağaza temaları. Tabii ki bunları özelleştirebiliyorsunuz. Ücretli temalar 80 – 180 dolar arasında değişiyor ama online mağazanızda ürün satıp para kazanacağınızı unutmayın. Genellikle bir şey nasıl başlarsa öyle gider. O yüzden paraya kıyın.

Shopify da size eklentiler sunuyor ama en azından e-ticaret sitesi işletmek için gereken bütün eklentiler hazır ve önceden ayarlanmış olarak geliyor. Hiç değilse bunları kurmak için uğraşmıyorsunuz.

Barındırma

Bütün siteleri bir sunucuda barındırmanız gerekiyor. Kendi sunucunuzu kurabilir Digital Ocean, GoDaddy gibi yurt dışı hizmetlerden sunucu kiralayabilir veya Türk firmalarına başvurabilirsiniz (GoDaddy bu aralar Microsoft’la birlikte Türkiye’deki e-ticaret sitelerine özel kampanyalar düzenliyor).

Yurt içindeki bir firmadan hizmet almak Türkçe destek için avantajlı tabii. Ayrıca siteniz firma kaynaklı bir hata yüzünden kapanırsa sitenizi ayağa kaldırmanız daha kolay olabilir. Ancak Türkiye’de bazı barındırma firmaları veya siteler mahkeme kararı olmadan erişeme engellenebiliyor. Bu nedenle artık Türkçe müşteri desteği sunan yurt dışı barındırma firmalarını da tercih edebilirsiniz.

Ancak biz Shopify kullandığınızı varsayalım. Shopify’a ödeyeceğiniz aylık kullanım ücreti sattığınız ürün sayısına göre değişiyor ve ayda 30 dolardan başlayıp 25 üründen fazla sattığınız zaman ayda 180 dolara kadar çıkıyor.

Online ödeme güvenliği

Online mağazanızda satış yapmak istiyorsanız müşteriyi iki konuda memnun edeceksiniz: Online ödeme hizmeti aldığınız firma çok sayıda banka kartını, ön ödemeli kartı, PayPal gibi e-para çözümlerini ve farklı kredi kartlarını kabul etmeli. Aynı zamanda müşterinin kart bilgilerinin çalınmasını önlemeli. Bir de müşteriye ürün teslimatına özen göstermelisiniz.

İlgili yazı: Müşteriyi teslimatta kazanır veya kaybedersiniz

eticaret_rehberi-eticaret

Elbette WordPress barındırma hizmetleri WordPress profesyonel e-ticaret sitesi olmadığı için oldukça ucuz. Sitenizi GoDaddy’de barındırabileceğiniz gibi Hostgator, Bluehost ve Siteground üzerinde de ayda 4 dolardan başlayan fiyatlarla barındırabilirsiniz.

Ayrıca WordPress’e özel barındırma hizmetleri de var: Bunlara Yönetilen WordPress Barındırma Hizmetleri deniyor. Bu siteler öncelikle online mağazanızdaki web sayfalarının çok hızlı açılmasını sağlıyor. Aynı zamanda online mağazanızı hız, güvenlik ve güncellemeler açısından optimize etmenizi sağlıyor. İçlerinden en popüler olanı ise WP Engine barındırma hizmeti. Aylık abonelik 30 dolardan başlıyor.

Alan adı

İnsanlar sitenizi adından, yani web adresinden bulacak değil mi? Bunun için de sitenize bir ad vermeniz lazım. Nasıl ki sizin bir adınız var, markanızın bir adı var, sattığınız ürünlerin adları var, web sitenizin de bir adının olması gerekiyor. İnternet adları söz konusu olduğunda buna domain, yani alan adı diyoruz. Örneğin Amazon’un alan adı www.amazon.com. Sizin de alan adınız “enbabaürünlerburada.shpofiy.com” olabilir. Tamam şaka yaptık. Lütfen böyle bir alan adı seçmeyin.

Ayrıca siteniz için bağımsız bir alan adı seçmeye de gayret edin. “enbabaürünlerburada.shpofiy.com” her ne kadar komik olsa da ilk bakışta fark edilmeyen bir eksiği daha var. Bağımsız bir marka değil de Shopify hizmetinin bir parçası gibi duruyor. Oysa “klastakılar.com” gibi bağımsız bir alan adı müşteriye çok daha çekici ve profesyonel gelir.

Ancak aklınıza gelen bütün güzel isimler kapılmış olabilir. Nitekim koskoca Google bile şirketin adını Alphabet olarak değiştirmek istediğinde Alphabet.com alan adının BMW tarafından satın alındığını ve BMW’nin bu alan adını satmaya niyetli olmadığını öğrendi. Bu yüzden de başka bir alan adı kullanmak zorunda kaldı. Oysa BMW bu alan adını satsa bile Google yüzlerce milyon dolar ödemek zorunda kalabilirdi.

Öte yandan sizin ucuza alan adı bulmak için interneti tek başına taramanıza gerek yok. NameCheap sitesine gidip size özel, başkasının kullanmadığı alan adlarını yılda 10 dolardan aza satın alabilirsiniz.

Alışveriş Sepeti

Online mağazanızın aynı zamanda bir alışveriş sepeti yazılımına ihtiyacı var. Tıpkı Migros’tan alışveriş ederken ürünleri koymak için kullandığınız alışveriş sepeti gibi. Böylece online müşteri ürünleri satın almadan önce sepete atıp fiyata bakabilir. İstediği ürünü ekleyip çıkarabilir ve bütçesine göre alışveriş yapabilir. Bu da sepete koyduğu ürünleri gerçekten sizden satın alma olasılığını artırır!

Shopify kullanıyorsanız işiniz kolay. Shopify hizmetinde alışveriş sepeti önceden hazır geliyor. Sepet yazılımına ürünlerinizi ve fiyatlarınızı ekliyorsunuz. Shopify da müşteriye o sepeti gösteriyor.

İlgili yazı: Müşteri neden alışveriş sepetini terk ediyor?

eticaret_rehberi-eticaretWordPress’te bunu yapmak biraz daha zor çünkü WordPress otomatik olarak alışveriş sepetiyle gelmiyor. Tabii WordPress’e kendi alışveriş sepeti eklentinizi kurabilirsiniz. Üstelik birçok ücretsiz sepet eklentisi var. Özellikle 4 milyondan daha fazla indirilmiş olan WooCommerce eklentisini tavsiye ederiz.

WooCommerce aynı zamanda bir çok eklenti geliştirme ekleri de sunuyor. Her ne kadar büyük kısmı paralı olsa da bunlar online mağazanıza yeni özellikler ekliyor. Örneğin otomatik ödeme talimatları kabul edebiliyorsunuz (müşterinin kredi kartından aylık abonelik ücreti çekmek veya taksitli alışveriş yapma veya yeni bir kredi kartı eklemek gibi).

WooCommerce’i kurduktan sonra WordPress denetim masasında ürün sayfalarınızı oluşturacak, ürün bilgilerini, ürün incelemelerini, ürün videolarını, 360 derece dönebilen görselleri, fiyat ve kampanyaları, paketleme ve adrese gönderim maliyetlerini belirleyeceksiniz. WooCommerce bu konuda size çok ayrıntılı belgeler sağlıyor.

“Bütün WordPress temaları WooCommerce uyumlu değil. O yüzden temanızı seçmeden önce WooCommerce ile uyumlu olmasına bakın.”

Online Ödeme

E-ticarete yeni atılan bir girişimci olarak aklınız hemen web sitesine, temaya, alışveriş sepeti ve e-ticaret platformuna gidiyor. Ancak önce müşteriden nasıl ödeme kabul edeceğinizi düşünmeniz lazım. Online ödeme sisteminiz (sanal POS) olmazsa kimse sizden kartla alışveriş yapamaz.

İlgili yazı: iyzico’ya göre Türkiye’de Online Müşteri Sayısı 8 milyon ve Pazar Yılda %30 Büyüyor

eticaret_rehberi-eticaret

Türkiye’de iyzico veya param gibi kredi kartı kabul eden veya e-para kullanan sanal POS çözümlerini kullanabilir veya PayPal ile Stripe’tan yararlanabilirsiniz. Peki online ödeme nasıl çalışıyor?

Müşterinin ödeme işlemi başarıyla tamamlandıktan sonra para ödeme hizmeti aldığınız firmada size ayrılan ve satıcı hesabı denilen bir saklama hesabına gidiyor. Sonra siz bu parayı şirketinizin banka hesabına çekebiliyorsunuz.

E-ticaret sitenizde WordPress kullanıyorsanız elinizde birkaç seçenek var. WordPress kullanıcıları arasında en popüler ödeme sistemleri PayPal ve Stripe. Ancak Türkiye’de e-ticaret sitesi açacaksanız ülkemizdeki ödeme hizmeti sağlayıcılarını kullanmanızı öneririz. PayPal ta eBay’den kalma bir girişim ve şu anda dünyanın en büyük online ödeme sistemlerinden biri. Stripe nispeten yeni, ancak iş yerinden ödeme avantajına sahip.

PayPal’ın bilmeniz gereken bir diğer özelliği de müşteriyi sitenizden çıkarıp ödeme yapmak üzere kendi sayfasına yönlendirmesi. Ardından müşteri ya PayPal hesabıyla ödeme yapıyor ya da banka bilgilerini giriyor. Stripe’ın avantajı işte burada. Doğrudan web sitenizden ödeme yapılmasına imkan vererek müşterinin üst satış ve çapraz satış için sitenizde kalma şansını artırıyor.

İlgili yazı: E-ticarette nasıl üst satış ve çapraz satış yapılır

Stripe’ın diğer avantajı daha kullanışlı bir online ödeme arayüzüne sahip olması. Ancak PayPal’ı sitenize doğrudan entegre etmek daha kolay. Ancak iki ödeme sistemini birlikte kullanmanızda sakınca yok. Ayrıca PayPal ve Stripe karşılaştırmasını Türkiye’de hangi ödeme sistemlerini seçeceğinizi belirlemekte de kullanabilirsiniz.

Elbette online mağazanızı Shopify’da barındırmayı seçtiyseniz Shopify’ın kendi online ödeme sistemini de kullanabilirsiniz. Bununla birlikte PayPal veya Stripe gibi harici bir ödeme çözümünü kullanmanızda da fayda var. Shopify ödeme sistemi sadece ABD ve Kanada’da, Stripe ABD, Kanada, İngiltere, Avustralya ve Avrupa’nın büyük kısmında, PayPal da dünya çapında kullanılıyor. E-ticaret sitenizi yurt dışında açacaksınız Shopify ve Stripe’a öncelik verebilirsiniz.

Üç hizmeti de kurmak ve entegre etmek ücretsiz. Sadece işlem başına küçük bir pay ödemeniz gerekiyor ve bu da ödeme hizmetlerindeki hesabınızdan düşülüyor. Online ödeme sağlayıcılarına işlem başına ne kadar ödediğiniz bulunduğunuz ülkeye, o hizmetle ne kadar satış yaptığınıza ve üyelik düzeyinize göre değişiyor. Ancak Amerika’yı baz alırsak üç hizmette de işlem başına yüzde 2,9 + 30 sent ödüyorsunuz.

Daha net bir ifadeyle 100 dolarlık bir işlemde 3,20 dolar ödüyorsunuz. Ayrıca Shopify kullanıcıları harici bir ödeme sistemi kullandığı zaman ödeme işlemi başına yüzde 0,5 ila yüzde 2 pay ödüyor. Bu da aylık planınıza bağlı.

Web sitesi güvenliği

Ancak online ödeme sistemini kullanmaya başlamadan önce web sitesi güvenliğine önem vermeniz gerekiyor, yani müşterilerinizin kredi kartı vb. bilgilerinin çalınmasını önleyen sistemler kullanmanız lazım. Bunun için de dünya çapındaki online ödeme standartlarıyla uyumlu olmanız gerekiyor (PCI standartları). Web sitenizin sunucusunun, kullandığınız ödeme geçidinin ve alışveriş sepetinin PCI uyumlu olması gerek.

Yine de sıkılmayın, bunlarla sizin uğraşmanız gerekmiyor. Bütün global barındırma hizmeti sağlayıcıları, online ödeme – sanal POS sağlayıcıları ve alışveriş sepeti sağlayıcıları (en azından bu yazıda söz ettiklerimiz) PCI uyumlu. Ancak bazı durumlarda web siteniz için bir SSL sertifikası almanız gerekebilir. SSL sertifikası müşteri ile web sitesi arasındaki iletişimi şifreleyerek ekstra bir güvenlik katmanı oluşturuyor. Kredi kartı bilgilerini korumak için bunu kullanmanız şart.

Bunun için kendi SSL sertifikanızı alabilirsiniz ama bunu yapıp yatmayacağınız kullandığınız ödeme sağlayıcısına bağlı. PayPal kullanırsınız sorun yok. PayPal ödemeleri sitenizde değil, PayPal sayfasında yapılıyor ve PayPal da SSL korumalı.

Shopify da hem web sitenizi barındırdığı hem kendi alışveriş sepetini hem de ödeme geçidini sunduğu için bütünleşik SSL hizmeti kullanıyor. Öte yandan, Stripe kullanıcılarının kendi SSL sertifikasını alması gerekiyor ama sandığınızdan daha kolay. En basitinden hosting firmasına başvurabilir ve onlardan satın alabilirsiniz. Büyük hosting firmaları ise SSL kurulumunu da sizin için yaptıkları için onlarla çalışırken bununla da uğraşmıyorsunuz!

Pazarlama stratejisi

E-ticaret sitenizin çalışması ve para kazandırması için online mağazanıza düzenli müşteri akışı gerekiyor. Fiziksel mağazada müşteri kapınızı çalar. Online mağazada ise müşterinin internette e-ticaret sitenizi bulması gerekir. İnsanlar e-ticaret sitesi açtığınızı bilmediklerinden bunu onlara duyurmanız lazım. Pazarlama stratejisi işte burada devreye giriyor.

Dijital pazarlamaya ek olarak çevrimdışı (internete bağlı olmayan, offline) pazarlama da kullanabilirsiniz: kulaktan kulağa pazarlama ve bütçeniz varsa gazete / televizyon reklamları ile farkındalık yaratabilirsiniz.

Online mağazalar da internette daha iyi tanınmak için offline medya kullanabilir. Bu noktada dijital kulaktan kulağa pazarlamaya yönelik çalışabilirsiniz; yani müşterileriniz Whatsapp’ta veya Facebook’ta sizin hakkınızda iyi şeyler söyleyebilirler. İnsanlar arkadaşlarının sözlerine inandığı için kulaktan kulağa pazarlama en etkili pazarlama yöntemidir.

Google aramaları

Ancak internette tüm dünya ülkelerine satış yapabilirsiniz. Bu nedenle sırf daha yaygın olduğu için Google arama motoru sitenizi tanıtmanın en iyi yoludur. Elbette Yandex, Bing ve Yahoo arama motorlarını da kullanarak toplamda Google’dan daha fazla kişiye erişebilirsiniz. Nasıl mı?

Google arama sonuçları sayfasında üst sayfalarda görünmenin iki yolu var. Ücretli ve ücretsiz (organik ve ödemeli gösterimler). Ödemeli çözüm elbette web sitenizi arama sonuçlarında üst sıralarda göstermenin en kolay ve hızlı yolu. Tüm arama motorlarının kendi ödemeli gösterim çözümleri var. İçlerinden en popüleri Google’s AdWords.

Google Adwords’de potansiyel müşterilerinizin hangi kelimeler (anahtar kelimeler) ve kelime gruplarıyla internette arama yaptığına bakıyor ve ardından sitenizin o kelimeler arandığında arama sonuçlarında üst sıralarda gösterilmesi için Google’a teklif veriyorsunuz. Tabii Google’a ne kadar para öderseniz siteniz o kadar yüksek sırada gösteriliyor. Müşteri e-ticaret sitenizin, online mağazanızın linkine her tıkladığında ödeme yapıyorsunuz (bu ödeme modelinin adı tıklama başına ödeme).

Sitenizin Google arama sonuçlarında ücretsiz olarak üst sıralarda gösterilmesini sağlamak daha uzun ve zahmetli bir süreç. Bunun için markalara değer katan ve hem sponsorlu içerik hem de orijinal, kaliteli ve alakalı içerik üreten bir araştırmacı blogger gibi davranmanız gerekiyor.

Gerçekten de online mağaza bazı açılardan bir blog sitesine benziyor. Sonuç olarak müşteriyle, hedef kitlenizle alakalı içerik üretmeniz gerekiyor (ürün incelemeleri, ürün tanıtım videoları gibi). Aynı zamanda online mağazanızın arama motoru sonuçlarında üst sırada görünmek için arama motoru optimizasyonu yapacaksınız (SEO).

Bu yöntem tıklama başına ödeme ile Google’da üst sıralara çıkmaktan çok daha avantajlı. Bir kere para ödemiyorsunuz. İkincisi reklam (AdWords) bütçeniz bitince alt sıralara düşmüyorsunuz. Kendi çabanızla üst sıralara çıktığınız zaman satışlarınız arttıkça sıranızı koruyorsunuz. SEO burada işe yarıyor. Her sitenin kendi sıralama algoritması var ve siz de buna göre SEO yapıyorsunuz.

İlgili yazı: SEO ve İçerik Pazarlamayı Birleştirmenin 10 Etkili Yolu

eticaret_rehberi-eticaret 

Paketleme, gönderim, teslimat

E-ticareti fiziksel mağazalardan ayıran en büyük nokta bu. Dükkana gelen müşteri malını satın alıp gider. Ancak e-ticaret sitenizin online mağazada satın alınan malları müşteriye kargoyla göndermesi gerekiyor.

Bunun için kendi kurye ve dağıtım sisteminizi kurabilir (eğitim ve yatırım isteyen pahalı bir iş), standart bir kargo şirketiyle anlaşabilir (hizmet kalitesini düşürebilen, hatalı teslimat, gecikmeli teslimat ve ürünün hasar görmesi gibi sebeplerle nispeten riskli bir iş) veya e-ticaret siteleriyle çalışan yerel lojistik şirketleriyle anlaşabilirsiniz (ilk yatırım maliyeti yüksek ama istikrarlı bir çözüm).

Hatta daha akılcı davranabilir ve deponuza en yakın ilçelere kendi kuryelerinizle, en çok satış yaptığınız büyükşehirlere lojistik şirketleriyle, diğer illere de standart kargoyla teslimat yapabilirsiniz (tabii çikolata gönderiyorsunuz zor bir çözüm).

Profesyonel lojistik şirketleriyle çalışmanın (ikmal merkezleri) en büyük avantajı ürün gönderimini merkezi sisteme bağlamaktır: Önce müşteriye ürün satıyorsunuz, sonra tedarikçiden ürün sipariş ediyorsunuz, ardından tedarikçi bu ürünleri anlaşmalı olduğunuz lojistik şirketinin ikmal merkezinde size kiralanan depoya gönderiyor (çok satan ürünler için biraz stok yapıyorsunuz). Ardından ikmal merkezi kendi profesyonel kargo ekibiyle müşteriye teslimat yapıyor.

“Müşteriyi teslimatta kazanır ve teslimatta kaybedersiniz. Siz bir online mağazasınız. Lojistik şirketi değilsiniz.”

İlgili yazı: E-Ticaret Şirketleri İçin Paketleme, Gönderim ve Teslimat Rehberi

eticaret_rehberi-eticaret

Elbette doğrudan fabrikadan müşteriye gönderim ve stoksuz satış yöntemlerini de deneyebilirsiniz (özellikle de çok satan az sayıda mal için). Bunu e-ticaret rehberimizin başında anlattık. Stoksuz satışın birçok avantajı var: Önceden 1000 adet ürün alıp stok yapma riskine girmiyorsunuz, ürün satılmazsa tedarikçiye borçlanmıyorsunuz veya ön ödeme yaptığınız için mal elinizde kalmıyor, depo kirası vermiyorsunuz ve kendi lojistik sisteminizi kurup işletmeniz gerekiyor. Bu aynı zamanda stokta mal kalmadı riskini azaltıyor ve teslimat süresini kısaltarak teslimat kalitesini artırıyor.

Toparlayacak olursak

Böylece yeni e-ticarete başlangıç rehberimizin sonuna geldik. Okuduğunuz bilgiler ışığında artık e-ticaret sitesi açmak için gereken bütün başlangıç bilgilerine sahipsiniz. 2014 yılında mobil internet kullanıcı sayısı masaüstü PC kullanıcı sayısını aştı ve bu yıl da Google’ın yaptığı son açıklamaya göre mobil internet aramaları masaüstü aramalarını aştı.

Şimdi hiper lokal moda. Hatta Hindistan’daki büyük e-ticaret şirketleri web sitelerini tümüyle kapatarak mobil uygulama üzerinden satışlara başladılar ve Türkiye e-ticaret pazar büyüklüğü 10 milyar doları aştı ve Iyzico CEO’su Barbaros Özbugutu’na göre Türkiye’de e-ticaret pazarı yılda yüzde 30 büyüyor. Dolayısıyla şimdi e-ticarete atılmanın tam zamanı. Siz de EticaretMag’de yayınlanan rehberleri ve güncel sektör haberlerini takip ederek ülkemizdeki e-ticaret pazarının son durumuyla ilgili en güncel bilgilere ulaşabilirsiniz.



Sosyal medya ve e-bülten ile de EticaretMag'ı takip edebilirsiniz!

EticaretMag Twitter EticaretMag 

Facebook Sayfası EticaretMag Youtube EticaretMag Google+ E-ticaret 

Türkiye Linkedin Grubu E-

ticaretMag RSS E-

ticaretMag RSS

Yorumlar

  1. tarık der ki:

    merhaba

    Shopify çok iyi ancak türkçe destediği yok malasef

  2. Muhammet Arman der ki:

    Gerçekten enfes bir yazı.. Yalnız ben fena taktım bu stoksuz satış yöntemine 😉 İyi Çalışmalar..

  3. Tebrik ederim, çok gzel bir yazı yayınlamışsınız, elinize, emeğinize sağlık.

  4. Kapsamlı ve güzel bir yazı olmuş

  5. Gerçekten çok ilgi çekici bir yazı olmuş.Önümüzdeki yıllarda artacak olan online alış-veriş ile insanlar artık bir çok ihtiyacını web üzerinden karşılayacak.Bu anlamda paylaştığınız bilgiler hakkaten online alışveriş mağazası açacaklar için bir fikir verecektir.

Fikrini söyle

*