22 Temmuz 2017

Kritik Bir Uygulama Hatası Maliyeti Nasıl Etkiler?

Sunucu bozulduğunda veya kritik sistemler çalışmayı durdurduğunda aksama süresinin şirketinizde nasıl bir etki oluşturduğunu bilmek önemlidir. Aksama süresinin maliyeti ve bu riske karşı önemli uygulamalarınızı koruma ve yönetme bozulduğunda, tamamı olmasa da önemli uygulamalarınızın büyük bir bölümü kullanılamaz hale gelir ve aksama süresi maliyeti dakikalar geçtikçe artar. Sunucu arızasının gerçekte size neye mal olduğu seçenekleri hakkında detaylı bilgi almak gerekiyor.

Sunucunuzun neye mal olduğunu biliyor musunuz? Endüstriyel şirketlerin liderleri bilmiyor. Bu gerçek maliyeti, bilmeyen yöneticiler, şirketin veri merkezi teknolojisi ve kullanılabilirlik korumasına önemli yatırımlar yapma kabiliyetini zayıflatıyor. En nihayetinde, yüksek kullanılabilirlik oranı, bir bilgisayar sisteminin kuruluşa karşı değerine dayanan bir karardır.

Bu makale ile, aksama süresinin altındaki maliyetin ve kritik uygulamalarınızı bu riske karşı korumanıza yönelik dört seçeneği inceledik.

Aksama Süresinin Altındaki Maliyet

Aksama süresi maliyeti yalnızca iki ücretten fazlasını ve hem doğrudan hem de dolaylı maliyetleri içerir. Satışlarınız düşebilir ve çalışan üretkenliğinizi kaybedebilirsiniz. Müşteriler endişelenebilir; rakipler ise bundan faydalanır. Bu maliyetleri 6 kategoride açıklayabiliriz:

1. İşletim Maliyetleri: Bir kesinti halinde ücret kaybı, fazla mesai ve çalışan maliyetleri ortaya çıkar. Satışlar kaybedilebilir ve bunun sonucunda gelecekteki işlerde de bu işlerde aynı durum yaşanabilir. Diğer işletim maliyetleri arasında envanter kaybı ve işlenmede olan ürünlerin ıskartaya çıkması, hizmet düzeyi anlaşmaların yerine getirilmemesinden kaynaklanan olası hukuki cezalar ve meydana gelen kayıpların tazminini isteyen üçüncü taraflara dayalı maliyetler yer almaktadır.

2. Üretkenlik Maliyetleri: Bir kesinti halinde çalışanlar normal görevlerini yerine getiremez. Üretkenlik kaybını hesaplamada kullanılan yaygın yöntem şudur:

(ortalama çalışan maaşı x üretim aksama saati) + kayıp iş zamanını kompanse etmek için çalışanların fazla mesai maliyetleri.

3. İyileştirme Maliyetleri: Bu maliyetler arasında sistemin onarılması için ödenen ücret, BT personelinin fazla mesaisi ve hizmetlerin geri kazanımı için gereken üçüncü taraf danışmanlar veya teknisyenlerin maliyetleri yer almaktadır. Göz önünde bulundurulması gereken bir diğer husus da, BT personelinin diğer kritik projeler yerine sistemin kurtarılmasına odaklanması ile harcanan zaman ve maliyettir.

4. Müşteri Kaybı: Daha önceki sadık müşteriler size olan inançlarını yitirebilir ve rakiplerinize yönelebilir. Bir şirket güvenilmez olarak görülmeye başladığında, bu algının değiştirilmesi zor olabilir.

5. İtibarın Zedelenmesi: Şirketiniz ister büyük ister küçük olsun, kötü itibar büyük bir kayba yol açabilir. Kötü bir haber başlığı ve Twitter’daki bir şikayet ya da Facebook’taki olumsuz bir gönderi de zarar verici olabilir. Sektöre yönelik web siteleri ve bloglar hedef pazarınızın dikkatini çekmektedir; bu nedenle olumsuz bir gönderi mevcut ve potansiyel müşterileriniz üzerinde etki yaratabilir.

6. Hissedar Değeri Etkisi: Kötü imaj ayrıca şirketin sermaye değerini düşürür ve pazardaki sermaye miktarını olumsuz etkiler. Özellikle sallantılı ekonomik süreçlerde, borsa bir şirket hakkındaki olumsuz haberlerden etkilenir ve bu haber önemli bir satış kaybı hakkındaysa sonuçlar daha da kötü olabilir.

maliyet

Kritik Uygulamaları Korumaya Yönelik Dört Seçenek

En önemli uygulamalarınız için gereken kullanılabilirlik düzeyini düşünün. Ürün hattınızın devamlılığını sağlayan tesis uygulamaları, CRM, kurumsal kaynak planlaması (ERP), işlerin yürütülmesini sağlayan arka ofis veritabanları, ticari yazılım ve e-posta hizmetleri gibi işletme uygulamalarda hizmet kesintisi ve veri kaybı pahalıya mal olur.

Ayrıca, aksama süresinin kabul edilemeyeceği, görev açısından kritik uygulamalarınız olabilir. Bazı örnekler arasında şunlar yer almakta:

  • Üretim yürütme sistemleri (MES’ler).
  • Güvenlik sistemleri.
  • Ticaret ve bankacılık sistemleri.
  • Acil durum müdahale işlemlerini destekleyen uygulamalar.
  • Hayati süreçleri kontrol eden uygulamalar.
  • Askeri ve sivil güvenlik uygulamaları.

Aksama süresini engellemek için göz önünde bulundurmanız gereken dört seçenek mevcuttur:

1. Standart Sunucular:

Yüzde 99 Çalışma Düzeyi

x86 temelli standart bir sunucu, genel olarak verileri RAID (bağımsız diskler yedek dizisi) bellek cihazlarına kaydeder. x86 sunucularının kapasitesi, tedarikçiden tedarikçiye farklılık gösterir ve birçok işletim sistemi ve prosesörünü desteklerler. Ancak standart bir x86 sunucu yalnızca temel yedekleme, veri kopyalama ve yük devretme proseslerine sahiptir; bu da büyük çaplı sunucu arızaları açısından şüphe uyandırmaktadır.

 

Standart bir sunucu aksama süresi veya veri kaybı koruması sağlamak üzere tasarlanmamıştır. Bir arıza halinde, sunucu tüm işlemleri durdurur ve kullanıcılar uygulamalarına ve bilgilere erişemez; yani veri kaybı olasıdır. Ayrıca standart sunucular aktarım halindeki veriler için koruma sağlamaz; bu da sunucu devrede olmadığında, bu verinin kaybolduğu anlamına gelir. Standart bir x86 sunucu tedarikçilere yüksek kullanılabilirlik sunmaz; ancak ilk yükleme ve kurulumun ardından kullanılabilirlik yazılımı ekleme seçeneğine sahip olunabilir.

2. Geleneksel Yüksek Elverişlilikli Çözümler:

Yüzde 99,9 ila yüzde 99,95 Çalışma Düzeyi

Hızlıca sistem yedeklemesi sağlayabilen geleneksel yüksek elverişli çözümlerde sunucu kümelemesi temellidir: aynı konfigürasyon ile çalışan ve yazılım kümesi ile bağlı bir veya iki sunucu, uygulama verilerinin her iki sunucuda/tüm sunucularda da güncel tutulmasını sağlıyor.

Yüksek elverişli bir kümede bulunan sunucular (nodlar) kümedeki diğer sunucunun çalıştığını onaylayan darbeleri sürekli kontrol ederek birbirleri ile iletişim kuruyor. Sunuculardan birinin arızalanması halinde, yük devretme sunucusu olarak tasarlanan, kümedeki diğer sunucu otomatik olarak işlemi devralır ve bu sırada kullanıcılara minimum düzeyde rahatsızlık verilir.

Bir kümede bulunan bilgisayarlar yerel alan ağı (LAN) veya geniş alan ağı (WAN) ile bağlanır ve küme yazılımı ile yönetilir. Yük devretme kümeleri, yük devretme özelliklerini etkinleştirmek için gereken verilere ortak erişim sağlamak için depolama alanı ağı (SAN) gerektirir. Bu da, kurumsal SAN’a özel ortak depolama veya yedek bağlantıların yapılması gerektiği anlamına gelir.

Yüksek elverişlilikli kümeler çalışma süresini uzatır; ancak verimlilik uzman BT personelinin becerisine kalmıştır. Kümeler karmaşık olabilir ve yüklenmeleri zaman alabilir ve bu kümeler programlama, test ve sürekli yönetim izlemesi gerektirir. Bunun sonucunda, toplam mülkiyet maliyeti (TCO) yüksek olabilir.

Ayrıca yüksek elverişli kümeler sayesinde aksama süresi ortadan kaldırılmaz. Bir sunucu arızası olması halinde, söz konusu sunucuya bağlanan tüm kullanıcılar bağlantılarını kaybeder. Bu nedenle veri tabanına yazılmayan veriler kaybedilebilir.

3. İleri Yüksek Elverişlilikli Çözümler:

Yüzde 99,99 Çalışma Düzeyi

En ileri yüksek elverişli çözümler aksama süresini, veri kaybını ve işletme kesintilerini karmaşıklık kesiti ile korumak üzere tasarlanmıştır. Bu çözümler arızalar aksamaya neden olmadan önce bu arızaları otomatik olarak tespit eden, raporlayan ve işleyen öngörüsel özelliklerle donatılmıştır.

İleri yüksek elverişlilikli yazılımlar, standart x86 sunucular ile çalışır ve kurulması veya bakımı için son derece uzman BT personeli gerektirmez.

Buna ek olarak, SAN’lara gerek yoktur; böylece sistemin yönetimi kolaylaşır ve şirketin toplam mülkiyet maliyeti düşer. İleri yüksek elverişli yazılım, kendi işletimini konfigüre etmek ve yönetmek üzere tasarlanmış olup uygulama ortamlarının kurulumunu daha kolay ve daha ekonomik hale getirmektedir.

Yüksek elverişlilikli kümeler ve ileri yüksek elverişlilikli yazılımlar arasında temel bir fark mevcuttur: Yazılım sürekli olarak aksamanın meydana gelmesini engelleyecek durumları izler; küme çözümleri ise bir arıza meydana geldikten sonra sistemi kurtarmak üzere tasarlanmıştır. Yüksek elverişlilikli yazılımın hedefi aksama süresini engellemektedir ve en etkili çözümler yüzde 99,99’dan fazla çalışma süresini sağlamaktadır. Bu, her yıl bir saatten daha az bir planlanmamış aksama süresi anlamına gelir.

4. Hataya Dayanıklı Çözümler:

Yüzde 99,999 Çalışma Düzeyi

Hataya dayanıklı çözümler sürekli elverişlilikli çözümler olarak da adlandırılır. Hataya dayanıklı bir sunucu, arıza noktası içermeyen sistem bileşeni yedeklemesi içermesi nedeniyle en yüksek elverişliliği sunar. Bu da, aksamanın önceden engellenmesi nedeniyle kullanıcıların sunucu elverişliliğinde herhangi bir kesinti yaşamaması anlamına gelir.

Hata dayanıklılığı, sistem içerisinde tamamen yedek donanım bileşenlerinden oluşan ikinci bir set sayesinde sunucuda mümkün kılınır. Sunucu yazılımı, ‘hareket halindeki’ verilerin daima korunması için tüm işlemleri uygulama yordamında yürüterek çoğaltılan bileşenleri otomatik olarak senkronize eder.

İki CPU seti, RAM, ana kart ve güç kaynakları aynı anda aynı bilgileri işler. Herhangi bir bileşen arıza verirse, bu bileşenin bir eşi mevcuttur ve bu sayede sistem çalışmaya devam eder.

Ayrıca, hataya dayanıklı sunucular sistemdeki sorunları aksamaya neden olmalarından önce tespit ve izole edip düzelten bütünleşik ve güvenli bir yazılım teknolojisi ile donatılmıştır. Bu; işletim sistemi, aracı yazılım ve uygulama yazılımının hatalardan korunduğu anlamına gelir. Bellekteki veriler de sürekli olarak korunur ve bakımları yapılır.

Hataya dayanıklı bir sunucu standart bir sunucu gibi yönetilir; sistemin kurulması, kullanımı ve bakımı kolaydır. Yazılım değişikliklerine veya özel konfigürasyonlara gerek yoktur; arka uç teknolojisi arka planda çalışır, sistemin yöneticileri tarafından görünmez.

Risk Yönetimi

Yüksel elverişlilik ihtiyacı önem kazanmıştır. “Sunucu çalışmıyor” sözü ve görev açısından önemli sistemlerin çalışmaması artık işletmeler için kabul edilebilir bir özür değildir.

Aksama süresinin maliyetini anlamak, risk yönetimi için bir plan oluşturmada ilk adımdır. Bir sonraki adım ise en önemli uygulamalarınızın ihtiyacı olan elverişlilik düzeyini ve hedefinizin bir arıza meydana geldikten sonra bunu mümkün olduğunca kısa sürede kurtarmak mı yoksa arızayı tamamen ortadan kaldırmak mı olduğu üzerine düşünmektir. Bu sorulara verilen yanıtlar işletmeniz için uygun tedbiri belirlemenize yardımcı olacaktır.



Sosyal medya ve e-bülten ile de EticaretMag'ı takip edebilirsiniz!

EticaretMag Twitter EticaretMag 

Facebook Sayfası EticaretMag Youtube EticaretMag Google+ E-ticaret 

Türkiye Linkedin Grubu E-

ticaretMag RSS E-

ticaretMag RSS

Fikrini söyle

*