23 Şubat 2018

Mobili İlginç Tutun: SXSW’den 4 Mobil Pazarlama Dersi

643cc037bfe3d4f47183851a0e246855

SXSW, inovasyonun sanatla ve ikisinin birden çılgınlıkla buluştuğu, bir kongreden ziyade bir festival. Müzik ve film festivalleri eğlenceli olsalar da, SXSW’yi interaktivite yönetiyor. Bu yılın hoş bir sürprizi ise, interaktif çılgınlığın ilgisinin mobile kaymış olması. Bu yılın mobile olan ilgisi geçen yıllara göre çok daha fazla; hem katılımcı sayısı, hem de üretilen içerik sayısı olarak.

Mobil arenada, mobil pazarlama ve reklamcılık spotların ortasındaydı ve pazarlama ile ilgili oturumlar en çok ilgi çeken oturumlardı. Bu kaotik deneyimde edindiğimiz mobil pazarlama ile ilgili sonuçları sizlerle paylaşıyoruz:

1. Sorun müşterilere ulaşmak değil, onları etkilemek.

Mobil teknolojiler müşterilere eskiye nazaran çok daha kolay ulaşmamızı sağlıyor, bunu biliyoruz. Akıllıca yapılmış medya satın almaları sizi istediğiniz yere götürecektir. Peki ya sonra? SXSW katılımcıları odaklarını değiştirip, kullanıcılara veri parçaları değil, hak ettikleri şekilde insan olarak bakmaya başlamışlar. Mobil pazarlamanın doğru yapılabilmesi için kullanıcıların gerçek dünyada neye ihtiyaçları olduğunu iyice anlayıp bunun üzerinden ilişki kurmak gerekiyor. Bir örnek verelim: Bir otel zinciri müşterilerine mobil üzerinden daha iyi bir deneyim sunmak istiyor. Misafirleri arasında yapılan kısa bir anketin sonucunda, misafirlerin uzun kayıt ve çıkış işlemlerinden rahatsız oldukları ortaya çıkıyor. Otel de onlara bu işlemleri doğrudan cep telefonları üzerinden yapabilme imkanı tanıyor, hatta cep telefonlarını oda anahtarı olarak kullanabilmelerini sağlıyor. Gerçek bir soruna akıllıca bir çözüm üretmek ve bunu sihirli gibi görünen bir başka işlev ile desteklemek, büyük bir etkilenme ve müşteri bağlılığı yaratıyor. Bu arada, bu örnek gerçek, ancak otel zincirinin adını veremiyoruz. Apple Pay’in, giyilebilen cihazların, iBeacon’ların endüstriyi yavaş yavaş ele geçirmesi ile birlikte mobil pazarlamacıların kendi mobil başarı öykülerini yaratmaları için en büyük oyun sahaları olacak.

2. Çok fazla marka hala CPI’a takılmış durumda.

Bir mobil pazarlama ajansı ararken markalar genellikle ortamın bulanıklığından faydalanan “uzmanlara” denk gelirler. Herkes mobilde başarı yakalanması gerektiğinin farkındadır, ancak hiç kimse mobilde başarının ne olduğunu bilmemektedir. Başarının nasıl bir şey olduğunu bilmezseniz, başarıya ulaşmak için bir strateji yapamazsınız. Roma’lı filozof Seneca’nın dediği gibi “Hangi limana yelken açacağınızı bilmiyorsanız, hiç bir rüzgar elverişli değildir“. Bu yüzden sözde pazarlama profesyonellerinin, müşterilerinin aklını çekici ancak aslında hiç bir anlam ifade etmeyen rakamlarla doldurma konusunda işleri kolaylaşır. Bu, CPI’ın (cost per install) kısa hikayesidir. SXSW’de bile her yerde büyük başarılar elde etmiş markaların, iş mobil pazarlamaya geldiğinde fikirsiz olmaları ve pazarlama ajanslarının bundan avantaj sağlamaya çalışmasını görmek inanılmaz. Aynı sorun, şirket içi bir pazarlama takımı kuran markaların, performansı etkili bir şekilde ölçmek veya doğru değerlendirme kriterlerini belirlemede ortaya çıkıyor. Biraz daha fazla yatırım ve sonrasında çok daha fazla geri dönüş elde etmek markaların esas gitmesi gereken yol. Diğer bir değişle, iş müşteri kazanmaya geldiğinde şirketlerin düşük giderden vazgeçip, yüksek kaliteye odaklanması gerekiyor.

3. Uygulama mağazası optimizasyonu kalabalıkta kayboluyor.

Mobil dünyanın sihirli sözcükleri “organik trafik”. Herkes buna sahip olmak istiyor ancak çok azı nasıl sahip olacağını biliyor. Bu yüzden ASO kavramı ana süreçleri (app store optimization) SXSW’nin mobil tartışmaları arasında pek ortalarda görünmedi. Uygulama pazarlamacıları ve geliştiricileri mobil pazarlamanın yalnızca etkileyici, yaratıcı fikirler ile ortaya çıkmak olmadığını (bunlar işin normal bir parçası), daha çok müşterinin gözüne ilişecek bir yerlerde olduğunu anlamalılar. ASO’nun giyilebilir mobil teknolojiler ile daha da önem kazanacağı görülüyor, o yüzden hazır olun. Tabi ki bazı çılgın kavramları ve konum tabanlı bir şeyleri tartışmak çok daha ilgi çekici olsa da, öncelikle işin temellerini oturtmanız gerekiyor ki, çoğu pazarlamacının da beceremediği kısım burası.

4. Ürün, ürün, ürün.

Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi ürününe sahip olsanız bile pazarlama faaliyetleriniz kötüyse, size hiç bir fayda sağlamayacaktır. Ayrıca kainatın en iyi pazarlama takımına sahip olsanız bile ürününüz kötüyse yine size bir fayda sağlamayacaktır. Pazarlama her zaman ürünün kendisini hedeflemelidir. Günümüzün markalarının en büyük sorunu, ürün bilgisi sıfır olan pazarlama uzmanlarını işe almaları ve bu yüzden ancak yolun yarısına kadar gidebilmeleri. Pazarlama takımınız ürün odaklı olmalı ve ürün takımınız da pazarlama odaklı olmalı ki, dönüşüm ve veriye bakanlar arasındaki mükemmel denge tutturulabilsin. Bu departmanları ne kadar az birbirinden ayırırsanız o kadar iyi. SXSW’de bir çok markanın aslında gerçek ürüne müdahale edecek süreçlerden ne kadar korktuklarını gözlemledik. Ancak pazarlama stratejinizde yaptığını değişikliklere göre uygulamanızı geliştirmek ve topladığınız verilere göre kullanıcılarınıza daha iyi bir deneyim akışı sunabilmek mobil pazarlamanın geleceği değil, bugünü. Bunları hemen, şimdi yapmalısınız.

sXSW markaların mobil pazarlama eforlarına baktığımızda daha alınacak çok yol olduğunu bize gösteriyor. Ancak anlayışlarında nelerin eksik olduğunu bilen firmaların hevesini görmek, bu alınacak yol konusunda bizi de heyecanlandırıyor.



Sosyal medya ve e-bülten ile de EticaretMag'ı takip edebilirsiniz!

EticaretMag Twitter EticaretMag 

Facebook Sayfası EticaretMag Youtube EticaretMag Google+ E-ticaret 

Türkiye Linkedin Grubu E-

ticaretMag RSS E-

ticaretMag RSS

Fikrini söyle

*