24 Şubat 2018

Monitise ile Mobil Uygulamaların E-Ticaret’e Etkisini Konuştuk [Röportaj]

Monitise mobil ödeme sistemleri üzerine faaliyet gösteren bir firma. Fatih İşbecer’in kurduğu; Fırat İşbecer ve Mete Balcı’nın kurucu ortak olduğu bir start-up olan Pozitron’u satın alarak Türkiye’de de hizmet vermeye başlayan Monitise, geliştirdikleri mobil uygulamalar ile İş Bankası, Yapı Kredi, THY, Pegasus, Bilyoner.com, Ziraat Bankası, ve BKM gibi kurumlara hizmet veriyor.

Monitise artık mobil kanalların sadece kurumların bir yan hizmeti değil, ana satış ve müşteri ile düzenli iletişim sağlayan kanallarından biri haline geldiğine inanıyor ve bu yönde kendini yapılandırıyor. Gelişen teknoloji ile yeni ticaret şekilleri ortaya çıkıyor. Ayrıca Monitise mobil uygulamalardaki başarıda sadece yazılımın değil: kullanıcı araştırmalarının ve uygulama tasarımının kullanıcı dostu olmasının da büyük payı olduğuna inanıyor ve bu konudaki çalışmalara destek veriyor. Mobil uygulamanın başarıya ulaşması büyük oranda kullanıcının uygulama ile her yönüyle iyi bir tecrübe yaşamasına bağlı.

Peri Kadaster

Peri Kadaster

Bütün bu konuları ve daha fazlasını, Monitise Strateji ve Pazarlama Direktörü Peri Kadaster ile uzun uzun konuştuk. Peri Kadaster Monitise’da çalışmak için İstanbul’a gelmeden önce Amerika’da yaşamış ve App Store’da kendi kategorisinde 1 numaraya ulaşmış alışveriş uygulaması CoffeeTable’da Pazarlama Başkan Yardımcısı görevini üstlenmiş. Bunlara ek olarak, Kadaster melek yatırımcılık ve yatırım danışmanlığı aktivitelerine devam ettiği Kadaster Ventures LLC’ın da kurucu ortaklarından biri. Kariyeri boyunca McKinsey & Company’de Engagement Manager, PepsiCo’da Marketing Associate ve Boston merkezli bir araştırma şirketi olan The Parthenon Group’ta Senior Associate görevlerini yürüten Kadaster ayrıca Türkiye’de Harvard Business Review ve Startup Turkey’de blog yazılarını paylaşmaya devam ediyor.

Duke Üniversitesi’nde çift ana dal yaparak Uluslararası İlişkiler Politika ve Ekonomi’den mezun olan Peri Kadaster sonrasında Harvard Business School’dan MBA derecesini aldı. 1,5 yıldır Monitise ile çalışan Peri Kadaster ile, öncelikle Monitise’ın operasyonel işleyişinden bahsederek röportajımıza başladık.

Monitise operasyonel anlamda neler yapmaktadır?

Monitise’ın MEA bölgesinde ikisi de İstanbul Maslak’ta konumlanan iki ofisi bulunuyor. Yaklaşık 200 çalışanımız bulunuyor, bunların 100 kişisi yazılımcı. 20 kişi kadar tasarımcı, geri kalanı test, iş analizi, satış, pazarlama ekiplerinden oluşuyor.

Aslında biz Monitise’ın Orta Doğu Ofisi olarak kurulmuştuk, ancak sonradan görüldü ki Türkiye’deki yazılımcılar, tasarımcılar ve inovasyon ekipleri dünyanın birçok yerine göre daha önde.  O yüzden hem Amerika hem de İngiltere ofisine bağlı müşterilerin mobil işleri de Türkiye’de yapılıyor. Çünkü biz yazılım ve tasarım alanındaki 10 yılın üzerinde bir uzmanlıkla yazılım, tasarım ve kullanıcı testi süreçlerini hızlı ve iyi yönetiyoruz.

Monitise’ın ürünleri nelerdir?

Monitise ürünleri dediğimizde çok geniş bir yelpazeden bahsediyoruz. Öncelikle Türkiye’nin önde gelen bankalarının da kullandığı içinde 200’den fazla işlem türü içeren middleware’e sahip bir mobil bankacılık ürünümüz var. Tek kullanımlık şifre üretenden,  Apple’ın parmak izi okuyucusu Touch ID ile kimlik doğrulama yapana kadar farklı inovatif teknolojilerimiz ile birçok şirkete güvenlik çözümleri sunuyoruz. E-ticaret sektörü ile de çok iş yapıyoruz, özellikle Türk Hava Yolları, Pegasus, eBay, BKM’yi bunların arasında sayabiliriz. Son birkaç yıldır Türkiye’deki yetenekli tasarımcılar ile ekibimizi geliştirerek, mobil tasarıma daha fazla yatırım yaptık. Bu şekilde firmaların ihtiyaçlarına göre tasarlayıp geliştirdiğimiz arayüz ve kullanıcı deneyimi hizmetleri de sunabiliyoruz.

monitise_ofis

Herhangi bir e-ticaret aktivitesi bulunmayan şirketleri de müşteri olarak kabul ediyor musunuz?

Genelde bir şekilde içerisinde finansal işlem geçen uygulamalara destek olmaya çalışıyoruz – bu eskiden sadece bankacılık uygulamaları olarak algılanıyordu fakat şimdi perakende, telekomünikasyon oyun ve medya sektörleri için tasarlanan mobil uygulamalar için de geçerli. Örneğin Turkcell Esnaf uygulamamız sadece yerel küçük esnafların bilinirliklerini artırmak için geliştirilmiş bir uygulama.  Böylece küçük esnafların offline satışları da desteklemiş oluyor. Bir diğer örnek ise FIFA için yaptığımız sadece içerik dağıtımı için kullanılan FIFA World Cup uygulaması. Bu uygulama Dünya Kupası zamanında dünyada en çok indirilen spor uygulamalarından biri olmuştu.

Peki bu konularda kendinize ait bir reklam ağı ile mi destek veriyorsunuz?

Bizim kendimize ait bir reklam ağımız yok, Onun yerine bir reklam platformu ürünümüz var, bu platformdan müşterilerimiz kendi reklamlarını yükleyip yönetebiliyorlar. Ayrıca Admin Panel ve Alerting+ gibi ürünlerimizle müşterilerimize kullanıcıları ile direkt uygulama üzerinden etkileşim sağlayabilcekleri, banner ve push  bildirimlerini yönetebilecekleri bir altyapı da sunuyoruz. Bunu kullanan müşterilerimizden biri Bilyoner. Bu sayede onlar kendi taraflarındaki admin panelinden reklamlarını yönetebiliyorlar. Yani bizde reklam içeriği yok, yalnızca dağıtım metotları var. Biz yalnızca altyapıyı sağlıyoruz, şirketler isterlerse bunu alıp kendi uygulamalarına entegre ediyorlar.

Türkiye’de ileriye dönük planlarınızda ürün çeşitliliğinizi artıracak mısınız?

Bence zaten e-ticaret, bankacılık, içerik ve medya arasındaki eskiden beri var olan sınırlar artık çok bulanıklaştı. Artık bankalar “biz nasıl içerik işine gireceğiz” diye soruyorlar, medya şirketleri reklam gelirleri haricinde başka hangi alanlardan gelir kanalı sağlayabiliriz diye düşünüyorlar. Çünkü bütün bu sektörler, artık mobilin alternatif bir kanal değil, ana kanal olması yüzünden iç içe geçmiş durumdalar. Örneğin normalde yalnızca bilet satmasına alışkın olduğumuzu havayolu şirketleri, artık uçakta yiyeceğiniz yiyecekleri bile satmaya başladılar ve bunu mobil platformlar üzerinden yapıyorlar. Pegasus buna güzel bir örnek. Yani artık firmalar, alternatif gelir kaynaklarını mobil üzerinden yaratmaya çalışıyorlar. Ayrıca mobil çok hızlı değişiyor. Geçen bir yıl ile günümüz arasında bu kadar çok fark varken, bir sonraki yıl neler olacağını kestirmek zor. Giyilebilir teknolojiler, akıllı saatler, tabletler gibi cihazlar değişiyor. Cihazların değişimi bazen daha hızlı bazen daha yavaş oluyor ama sonuçta tüketici davranışları da değişiyor. Cihaz ve ekran sayısı arttığı için birden bire bizim ürettiğimiz ürünlerde de artış yaşanıyor. Örneğin Yapı Kredi Bankası için Apple Watch üzerine bir uygulama geliştirdik ve bu tamamen ayrı bir yazılım ve tasarım süreci gerektiriyordu. Küçücük bir ekranda, çok kısıtlı işlevsellik ile neler yapılabileceğini biz de yeni gördük. Bu durum şirketimiz için tasarım çözümümüzün ne karar önemli olduğunu vurguluyor. Ben bir günümde genelde 6 ekran ile etkileşim içinde oluyorum,  kişisel cihazlarım – laptoplar, tabletler, akıllı cihazlar. Bu cihazlardan paralel fakat aynı zamanda da cihazlara özel ayrı bir deneyim bekliyorum.  Bu ancak kullanıcı perspektifi göz önüne alınarak geliştirilmiş bir inovasyon ile mümkün olabilir.

Mobilin bir organizasyonda nerede oturması lazım?

Eskiden IT’nin bir parçasıydı ama şimdi belki pazarlama, belki müşteri ilişkilerinin bir parçası olabiliyor. Bu yüzden mobilin bir organizasyon içinde nasıl konumlandırıldığı da, organizasyonun karar süreçlerinde ne kadar etkili olduğunu belirliyor. Mobilin asıl amacı nedir? Pazarlama veya müşteri etkileşimi mi, para transferi mi? Şirketler bunların hepsine birden “evet” diyeceklerdir ama, önceliklendirmek zorundalar. Mobil konusunda statüko devam edemez. Büyük şirketler risk almamak adına statükoyü sürdürmeyi severler, bu yüzden şirketin kendi içerisinde mobilin konumlanması ile ilgili yeni veya radikal bir fikir pek çıkmaz. Ancak üçüncü bir şahıs gelip, mobili neden ve nerede konumlandırmaları gerektiği ve bunun getireceği avantajları şirkete anlatırsa, o zaman şirket aksiyon alır. Monitise’ın da asıl yaptığı bu aslında.

Marka tarafı ihtiyaçları belirleme konusunda zorluk çekiyor mu?

Şirkete bağlı. Öyle müşterilerimiz var ki inanılmaz kesin bir şekilde hedef kitle belirliyorlar, ellerinde çok iyi veriler oluyor, bilimsel şekilde bunları analiz ediyorlar. Bazı müşteriler de “bizim hedefimiz büyümek, bunun hangi segment olacağını siz bize söyleyin” diyorlar. E-ticaret ise bankacılıktan biraz daha farklı, orada hala cevapları tam olmayan sorular var. E-ticaret firmaları bir mobil uygulamaları olması gerektiği konusunda artık hemfikirler, ancak uygulamalarına nasıl müşteri getireceklerini bilmiyorlar. Çünkü uygulamalardaki içerik her gün değişmiyor, sezonluk değişiyor. O yüzden özellikle perakende sektörünün mobil kanalı nasıl değerlendireceği hala  tecrübeyle gelişen bir süreç. Örneğin sezonluk güncellenen uygulama içerikleri ile kullanıcıları günlük olarak uygulamaya çekemezsiniz. İçerik sürekli güncellenmediği için, müşterinin neden uygulamaya gelmek isteyebileceğini sorgulamak gerekiyor. Bu yüzden bu konuların perakende sektöründe daha da geliştirilmesi gerekiyor. Bu konu yalnızca Türkiye’de değil, ABD’de de perakendecilerin en büyük sorunlarından biri. Bu sorunları Beacon’lar ve fiziksel ve online mağazalar arasındaki entegrasyonlar ile çözmeye çalışıyoruz.

monitise_ofis2

 

Peki müşterinin fiziksel bir varlığı yoksa ne gibi çözümler üretiyorsunuz?

Dijital etkileşim doğru zaman, doğru yerde ve doğru hedef kitlesine ulaşabilmek demek. Bu nedenle markalar hedef kitleleri için bir şey ifade edebilecek içerikleri onlara ulaştırmanın yollarını arıyor. Örneğin bu konuda biz markalarımıza push bildirim çözümümüzü sunuyoruz. Bu şekilde müşterilerimiz hedef kitlelerini istedikleri gibi gruplayıp – lokasyon, saat vs – istenilen herhangi bir kritere göre push bildirim gönderebiliyorlar. Ayrıca kullanıcılar uygulamalardaki farklı teknolojileri deneyimlemeyi seviyorlar. Örneğin bankacılık uygulamalarına Touch ID sistemi getirdik, telefona parmak izinizi okutarak giriş yapıyorsunuz. Kullanıcılar sırf bu teknolojiyi kullanmak veya arkadaşlarına göstermek için uygulamayı kullanmayacak olsalar bile giriş yapıyorlar. Giriş yapan kullanıcıyı uygulamada tutmak için de iyi içerik ve iyi tasarım şart. Bizim tasarım anlayışımızın örneklerinden biri de ”micro interactions”.  Örneğin uygulamanın bir yerlerinde uçan küçük bir uçak, bir şeyi beğendiğinizde patlayan küçük bir yıldız gibi mikro tasarım elemanları kullanıcıların hoşuna gidiyor ve onların uygulamayı daha sık, daha uzun süre kullanmalarını sağlıyor. Ayrıca sadakat programlarının entegrasyonu gibi hizmetlerimiz de var. Bu şekilde fiziki bir mağazanın varlığına gerek olmadan kullanıcılar markalarla iletişime geçebiliyor ve bu markaların onlara sunduğu ödüllerden veya kampanyalardan mobil olarak yararlanabiliyor. Kısacası kullanıcı etkileşimini artırmak için en iyi yol mükemmel ve aslında bağımlılık yaratacak bir ürün geliştirmekten geçiyor.

Uygulama içerisinde içerik pazarlaması yapan şirketler veya böyle örnekler görüyor musunuz?

Evet yavaş yavaş görmeye başladık ve şirketlerin bunu yapma istekleri gün geçtikçe artıyor. Yapı Kredi ile benzer bir proje gerçekleştirdik, Yapı Kredi Nuvo. Onların bir içerik pazarlama portalı var ve uygulamaya girip, Yapı Kredi ile promosyon yapılan ürünleri görebiliyorsunuz. Başka ülkelerde de Visa, American Express gibi şirketler de bu konuyla çok ilgileniyorlar.

Monitise olarak Türkiye’deki istihdamınızı büyütmeyi planlıyor musunuz?

Evet ama tabi ki tam bir rakam vermem mümkün değil. Ben şirkette başladığımda 1,5 yıl önce 100 kişiydik, şu anda 200 olduk. Bence büyümemizi hem İstanbul’da hem de İstanbul dışında yapmamız lazım. Son zamanlarda hem müşterilerimiz arttı hem de Orta Doğudan, Amerika’dan, Avrupa’dan gelen işler var. Biz Monitise olarak her zaman yetenekli kişileri ekibimize dahil etmekten mutluluk duyacağız.



Sosyal medya ve e-bülten ile de EticaretMag'ı takip edebilirsiniz!

EticaretMag Twitter EticaretMag 

Facebook Sayfası EticaretMag Youtube EticaretMag Google+ E-ticaret 

Türkiye Linkedin Grubu E-

ticaretMag RSS E-

ticaretMag RSS

Fikrini söyle

*