15 Aralık 2017

Online Perakendeciler Selfie’den Ne Öğrenebilir?

Perakende idarecileri, müşteri ile birebir yapılan pazarlamadan bahsedip duruyorlar. Bu birebir pazarlama, müşterinin online olarak yaptığı tüm aktivite takip edilerek oluşturuluyor. Cep telefonu ve araba verilerinden, marketteki rafların neresinden yürüdüklerine, ekranın neresine ne kadar baktıklarına kadar. Her kullanıcı için var olan yığınla büyük veri kullanılarak, müşterilerin gerçekten ilgisini çekebilecek seçenekler sunuluyor.

selfie_ticaret

Peki durum böyleyse, biz dahil, neden herkese aslında beğenileri hiç alakası olmayan mesajlar alıp reklamlar görüyorlar?

Başında “Yalnızca Sizin İçin!” yazan, ilgi çekmeyen, müşterinin alışkanlıkları ile alakası olmayan banner reklamlar telefonlarımızda ve ekranlarımızda boy gösterip duruyor. İşin kötüsü, müşterinin o sırada gerçekten ilgilendiği bir etkileşimin önünü keserek bunu yapıyorlar. Peki, bu kadar adından bahsettiren büyük veri analizleri sonrasında, nasıl hala kullanıcı ve müşteri davranışlarına bu kadar uymayan, bu kadar öngörüsüz reklamlar ortaya çıkabiliyor?

Belki de pazarlamacılar, adına “Selfie” denilen ve aslında kullanıcının hiçbir uzman kaynaktan yardım almadan yaptığı kendi halkla ilişkiler ve marka bilinirliği kampanyalarından bir şeyler öğrenebilirler. Mesela müşteriler, doğrudan kendilerini hedeflediğini söyleyen ve aslında kendileri ile hiçbir ilgisi olmayan reklamları reddederken, bu konuda geri bildirimde bulunabilseler çok iyi olur.

Adı yüzünden büyük verinin sanki zıttıymış gibi görünen ama aslında bir alt varyasyonu olan küçük veri (Small Data), er geç perakendecilerin veri analistleri arasında kendine büyük bir yer edinecek. Ve bu sandığımızdan çok daha erken gerçekleşecek.

Küçük veri, her bir kullanıcının kişisel tercihleri ve listelerinin ayrı ayrı tutulması ve her bireyin farklı değerlendirilmesidir. Küçük veri kullanarak şirketler, müşterilerin ne istediğini tahmin etmek yerine, gerçekten ne istediklerini dinleyebilirler. Bu da müşterinin hayatına müdahil olan agresif perakende stratejilerinin kullanılmasını gereksiz kılar.

Selfie nesli ile bağ kurmak isteyen ve bu neslin saygınlığı ile bağlılığını kazanmak isteyenler, IT departmanları ile birlikte çalışıp müşteri deneyimini arttırma yoluna gitmeliler. Bunu yaparken de şu aşağıdaki üç maddeye dikkat etseler iyi olur:

Müşterileri standart bir portala bağlayın. Eğer perakendeciler müşterilerin ne istediğini, ne zaman istediğini ve ne kadara mal olacağını söyleyebilirlerse, bu bilgileri satışa çevirmeleri daha kolay olacaktır.

Hedef kitlenizin hangi reklamları beğenmediğini ve daha da önemlisi neden beğenmediğini anlamaya çalışın. Bir “beğenmedim” butonu koymak işe yarayabilir.

Tekliflerinizi satın alma alışkanlıklarına göre düzenleyin, yaş veya cinsiyet grupları gibi demografiklere göre değil. Çünkü, şu meşhur sözde dediği gibi: “Ne satın alıyorsanız, osunuz.”

Küçük veri hem müşterileri hem perakendecileri kazandıracak gibi duruyor. Müşteriler daha doğru düzgün teklifler ile karşılaşacaklar, bunun karşılığında satışlar artacağı için perakendeciler daha çok satış ve sadakat elde edecekler.



Sosyal medya ve e-bülten ile de EticaretMag'ı takip edebilirsiniz!

EticaretMag Twitter EticaretMag 

Facebook Sayfası EticaretMag Youtube EticaretMag Google+ E-ticaret 

Türkiye Linkedin Grubu E-

ticaretMag RSS E-

ticaretMag RSS

Fikrini söyle

*