15 Kasım 2018

Tarih Boyunca Değişen Alışveriş Alışkanlıkları

Lidyalıların parayı icat etmeleriyle ticaretin başladığı söylense de, aslında paranın icadından önce de takas yöntemiyle insanlar birbirlerinin ürünlerini alıyorlardı. Tabii ki alışverişin tarihi derken bu kadar da işin başından anlatma niyetinde değilim; ama ilk madeni paranın basımının milattan önce 7. yüzyıla dayanmasına parmak basmadan geçmek olmaz diye düşündüm.

Baharat ve İpek yolları zamanında kervanların kullanılması, Roma döneminde “alışveriş listesi”nin bulunması ve Osmanlı imparatorluğu döneminde Kapalı Çarşı’nın bugünün tabiriyle en büyük kapalı alışveriş merkezi olması, tüketicilerin alışveriş alışkanlıklarını değiştiren faktörler arasındaydı. Alışveriş tarihi derken evet biraz uzaklara gittiğimin farkındayım, o yüzden zamanı ileriye sararak, biraz daha bize yakın olan tarihi anlatmakta fayda var.

İkinci dünya savaşından sonra gelişen teknoloji ve özellikle Amerika’nın bu savaş sonrası ekonomi olarak Avrupa ülkelerinden daha iyi durumda olmasıyla beraber bugünkü AVM ve süpermarket kültürünün temelleri atılmaya başladı. AVM’ler bildiğiniz üzere birçok farklı markanın tek bir yerde kendi mağazalarını açarak yer aldıkları büyük alışveriş mekanları. AVM’ler tüketicilere kıyafetten gıdaya, ev dekorasyonundan elektronik eşyaya kadar sayısız ürün sunarak onlara kolay alışveriş yapma imkanı sağlamak için ortaya çıktı. Her ne kadar eski esnaf ve çarşı kültürlerini baltaladığı gerekçesiyle bazı kesimlerin tepkilerini çekse de, her gün binlerce tüketici bu AVM’leri ziyaret ediyor.

Süpermarketler ise AVM’lerden farklı olarak, tek bir markanın ürün yelpazesini genişleterek kullanıcılara tek bir çatı altında daha fazla ürün satmalarıyla ortaya çıkan büyük marketler olarak öne çıkıyor. Süpermarketlerin öncülerinden diyebileceğimiz Walmart, 1962 yılında Arkansas’taki ilk mağazasıyla tüketicilerin günlük hayatına süpermarket terimini sokmanın ilk adımlarını atmış oldu.

1967 yılında Arkansas genelinde 24 mağaza açarak sınırlarını genişleten Sam Walton, tüketicilere daha ucuza daha fazla ürün satma fikriyle yola çıkmıştı ve kullanıcılara raftan ürünleri kendilerinin seçmelerine izin vererek alışveriş alışkanlıklarını değiştirecek bir adım atmış oldu. Walmart süpermarket temellerini ise 1988 yılında Washington’da açtığı Walmart Supercenter ile atmış oldu. Buradaki mağazada kullanıcılar aradıkları tüm ürünleri tek bir yerde bulabiliyordu. Böylelikle kullanıcılar alışveriş yapmak için farklı yerlere gitmek zorunda kalmıyor, tek bir yerde işlerini tamamlayabiliyorlardı.

İlgili yazı: Alışveriş Alışkanlıklarını Değiştiren E-Ticaret Şirketleri

Alışveriş alışkanlıklarına farklı bir bakış açısı getiren bir ürün var ki, günlük hayatımızda oldukça önemli bir yer taşıyor. Alışveriş sepeti. 1937’de Sylvan Goldman tarafından icat edildiği bilinen alışveriş sepeti, müşterilere ürünlerini kolaylıkla taşımalarını sağlayacak bir ürün olarak öne çıktı. İlk başlarda çok kadınsı bulunan alışveriş sepeti, kadınların da çok ilgisini çekmedi. Ürününü tanıtmak için kolları sıvayan Goldman, birkaç kadın ve erkek model kiralayarak bu ürünün nasıl kullanılacağını tüketicilere gösterdi. Bunun ardından popülerliği artan alışveriş sepetleri sayesinde multi milyoner olan Goldman, bu ürünün patent süresi bitene kadar, alışveriş sepetinin kaymağını yedi diyebiliriz.

Oyunun gidişatını değiştiren bir diğer geliştirme de kredi kartının icadıyla oldu diyebiliriz. Bu kartların icadı 1890’ların Avrupası’na dayansa da, Britannica Ansiklopedisi’ndeki bilgilere göre kredi kartının kullanımı 1920’lere dayanıyor. İlk başlarda metal tabakalardan ya da kağıttan yapılan bu kartlar artık günümüzde çoğunlukla plastikten yapılıyor. Bankaların kullandığı ilk kredi kart ise 1946 yılında New York’da ortaya çıkıyor. Bu kartlarla bankanın müşterileri satıcılarla bu kartlar aracılığıyla alışveriş yapabileceklerdi.

Diners Club kredi kartları da restoranlarda kullanılan bir kredi kartıydı ve 1950’lerde yine ABD’de kullanıma girerek kullanıcıların alışveriş alışkanlıklarını değiştiren bir etken oldu. Genel olarak kredi kartlarının yaygınlaşması ise 1960’larda ortaya çıktı. Alışverişlerde zamandan tasarruf etmeye yarardığının reklamının yapılmasıyla beraber tüketiciler arasında bir anda yaygınlaşmaya başladı.

Alışveriş alışkanlıkları denildiği zaman akla gelen bir diğer kavram ise aslında hepimizin her gün yaptığı “vitrin alışverişi“. İngilizce’deki “window shopping” kavramının Türkçe uyarlaması olan vitrin alışverişinde kişiler, hiçbir şey satın alma niyeti olmadan, mağazaların vitrinlerindeki ürünlere bakıp, mağazaların içini gezmelerini tanımlamak için kullanan bu tabir aslında şu an günümüzdeki showrooming kavramına da bir benzerliği var. Bu benzerliğe de yazının ilerleyen bölümünde değineceğim.

Bugünün en popüler pazarlama araçlarından biri olan e-posta pazarlamasının temelleri de 1870’li yıllarda atıldı. İlk kez posta yoluyla ürün katalogları yollayan Aaron Montgomery Ward, böylelikle posta ile ürün tanıtmaya Şikago’da başlamış oldu. Zaman içinde teknolojinin ilerlemesi ve dijital dünyanın etkisinin artmasıyla beraber posta yoluyla ürün tanıtımının yerini e-postalar almaya başladı.

Kuponları tabii ki unutmamak lazım. Kuponların tarihini ele alacak olursak 1887 yılına gitmek gerekiyor. Coca Cola’nın ilk olarak kullandığı kuponlar, kullanıcılara belli bir kampanya veya indirim sağlamak amacıyla kullanılıyor. İlk zamanlarda da reklam ve promosyon amaçlı bu kuponlarla içecek dağıtan Coca Cola bugün, birçok fırsat sitesinin ya da markanın ürünlerini tanıtmak amaçlı kullandıkları bu kuponların temelini atmış oldu.

İlgili yazı: Özel Alışveriş Kulüplerinin Atası Vente Privee’nin Tarihi

Filmi biraz daha ileri sararak günümüze biraz daha yaklaşalım. Takvimi 1990’lı yıllara aldığımızda ise belki de son zamanlarda kullanıcıların alışveriş alışkanlıkların değiştiren en büyük etkenlerden biriyle karşılaşıyoruz. Bahsettiğim konu tabii ki online alışveriş ya da bir diğer adıyla e-ticaret. 1990’ların başında e-ticaret şirketlerinin yavaş yavaş açılmasıyla beraber internetten alışverişin temelleri atılmaya başlandı. Tabii ki 1990’lar internetin yeni yeni yaygınlaşmaya başladığı bir dönem olduğu için e-ticaret bugünle kıyaslandığında neredeyse yok gibiydi ve bazı kesimlerin hayalden başka bir şey değil dedikleri bir olguydu ki 2012’de dünya genelindeki B2C satışları 1 trilyon dolar seviyelerine ulaşarak aslında e-ticaretin hayal olmadığını kanıtladı.

İnternetten alışverişin günlük hayattaki yerinin artması ve teknolojinin gelişmesiyle beraber tüketiciler son birkaç yıl içinde sanal platformlara çok rahat adapte oldular. Eski bilim kurgu filmlerinde cebindeki küçük cihazı çıkartıp, anında işlemler yapan insanlar artık hayal değil. Cep telefonlarının hayatımıza girmesiyle beraber, SMS kavramı ve böylelikle mobil ticaret kavramı da günlük hayatımıza girmeye başladı. Tabii ki SMS ile alışveriş dönemi son dönemler de gündeme gelen bir konu olsa da, son birkaç yıldır bu uygulamalarla mobil ticaretin temelleri atılmaktaydı.

Tüketicilerin mobil ticaret alışkanlığını değiştiren gelişme ise akıllı telefonların icadıyla başladı dersek yalan olmaz. Akıllı telefonları üzerinden internette gezinmeye başlayan kullanıcılar, bu cihazları ile internetten ürün satın almaya da başladı ve e-ticaret yavaş yavaş m-ticarete doğru yönelmeye başladı. Alışveriş yapmak için bilgisayar karşısında olmadan, sokakta, otobüste, yolda yürürken kısaca dilediği her yerden alışveriş yapma fırsatı bulan kullanıcıların son dönemlerde bu mecraya olan ilgileri de giderek artmaya başladı.

Hal böyle olunca ticaretin dijital ortama taşınması demek, sosyalliğin azalmasına sebep olacaktı; fakat bunun içinde tüketicileri mobil cihazları üzerinde sosyal tutabilmek için markalar çalışmalarına devam ettiler ve böylelikle sosyal ticaretin temelleri atılmaya başlandı. Kullanıcıları sosyal medya hesapları üzerinden kendi markalarının sayfalarına çekmeye çalışan şirketler, kullanıcıların beğendikleri ya da satın aldıkları ürünleri, yine tüketicilerin kendi sosyal hesapları üzerinden arkadaşlarıyla paylaşmalarını sağlayarak, bu sosyal mecralar üzerinden tüketicileri birbirleriyle etkileşim halinde tuttular. Böylelikle kullanıcılar arkadaşlarının satın aldıkları ürünleri görüyor, onlar hakkında yorum yapıp, tavsiyede bulunabiliyorlar.

Sosyal ticaretin bir adım daha öteye taşıyan gelişmeler de yaşanmadı değil. Facebook üzerinden ürün satışına yönlendiren Soldsie, tüketicilerin doğrudan Facebook hesapları üzerinden alışveriş yapabilmelerine olanak sağladı. Bunun yanında AmericanExpress ve Twitter’ın yaptığı ortak çalışmaya tüketiciler tweet atarak, online alışveriş yapabilecekler.

Alışverişin sanal ortamlara taşınmasının ardından, tabii ki cüzdanlarımızın da değişmesi gerekiyordu. Dijital cüzdanların ve online ödeme sistemlerinin günlük hayatımıza girmesiyle beraber artık dışarıya çıktığımızda, cüzdanımız olmadan sadece akıllı telefonumuzla alışveriş yapabiliyoruz. Bununla beraber online ödeme sistemlerine farklı bir bakış açısı getiren PayPal, ABD genelindeki 18.000 mağazada sadece PayPal hesabı ve şifresiyle de tüketicilere online ödeme imkanı sunmaya başladı.

İlgili haber: Story: E-ticaret Siteleri İçin Konsept Satış ve Pazarlama Mağazası

Window shopping yani vitrin alışverişini showrooming ile bağlayacağımdan bahsetmiştim. Aslında bu ikisi arasında şu noktadan bağlantı yapmak mümkün, showroomingde tüketiciler bir mağazaya giriyor ve akıllı telefonlarından ürünlerin internetteki fiyatlarını araştırıyor ve böylelikle hem ürünü incelemiş hem de internette daha uygun fiyatlı olarak satın alabiliyorlar. Vitrin alışverişi kavramında ise tüketiciler alışveriş yapmadan mağazaları gezerek fiyat araştırması yapabiliyor ve en iyi fiyatı sunan mağazadan alışverişlerini yapabiliyorlar.

Son olarak bahsetmek istediğim konu ise QR kodlar. Özellikle Uzak Doğu ülkelerinde tüketicilerin oldukça ilgisini çeken QR kodlar ile mobil alışveriş yapmak mümkün. QR kodlar ile kullanıcılar bir ürünün satın alma sayfasına yönlendirilebiliyorlar. Bu özelliği sayesinde markalar, mağazalarındaki ürünleri sokaklara, tren istasyonlarına kısaca internetin olduğu her ortama taşıyarak kullanıcıların alışveriş yapabilmelerini sağlayabiliyor. Ürünlerin yanında bulunan QR kodu okutan akıllı telefon sahipleri diledikleri ürünlerin siparişini verebiliyor ve bunu yapmak için pc başında olmaları da gerekmiyor.



Sosyal medya ve e-bülten ile de EticaretMag'ı takip edebilirsiniz!

EticaretMag Twitter EticaretMag 

Facebook Sayfası EticaretMag Youtube EticaretMag Google+ E-ticaret 

Türkiye Linkedin Grubu E-

ticaretMag RSS E-

ticaretMag RSS

Yorumlar

  1. Tolga Canozkan der ki:

    Her yazını keyifle okuyorum Sinan. Çoğunu sakladığımı söylemem lazım.

  2. Süper bir yazı olmuş

  3. Bu yüzden Coco Cola yıllardır zirvede. 1887 yılından bahsediliyor, çok ilginç şahsıma ait kupon kodu yayınladığım bir sayfam var ve bu kodlara ulaşmak bazen çok zor. Orta ve küçük E-ticaret siteleri için tanıtım ve rekabet açısından kupon kullanmanın büyük avantajlar oluşturduğunu yabancı kaynaklı bir makalede okumuştum, umarım ülkemizde biraz daha artar 🙂 Bunu kullanıp fayda sağlayan bir çok E-ticaret sitesi de halihazırda mevcut umudum yaygınlaşmasından yana. Gerçekten faydalı bir yazı olmuş, teşekkür ederim.
    Saygılar

Fikrini söyle

*