14 Kasım 2018

Dot-Com Balonunda Neler Oldu ve Alınacak Dersler Neler?

Dot-com balonuİnternet sektörünü yakından takip edenler ya da uzun zamandır içinde olanlar 2000’deki Dot-com balonunu hatırlayacaklardır. İnternet sektörünün yeni yeni yükselişe geçmeye başladığı dönemlerde patlak veren bu kriz sebebiyle birçok internet girişimi kapılarına kilit vurmak zorunda kalmıştı. Küresel çapta bakıldığında internetsiz bir dünya hayal edilemiyor olsa bile, 2011 yılında Twitter‘ın 10 milyar dolar değere ulaşmasının ve Facebook‘un değerinin de Ford’un değerinin üzerine çıkmasının ardından ekonomistler arasında ikinci Dot-Com Balonu mu geliyor söylentileri dolaşmaya başlamıştı.

İnternet ve özellikle e-ticaret sektörünün bu hızlı yükselişinin ardından, son 1-2 yıldır ikincisinin olabileceği dedikoduları dolaşan Dot-com’u masaya yatıralım dedik. Dot-com’un hikayesinin yanı sıra, sonrasında neler olduğu ve ne gibi derslerin çıkartılabileceğine de bu yazıda değinmeye çalışacağız.

  1. Dot-com balonu ortamı neden ve nasıl oluştu?
  2. Dot-com balonu ne zaman patlak verdi ve arkasındaki sebepler nelerdi?
  3. Dot-com balonu sonrasında neler oldu?
  4. Dot-com balonunda alınacak dersler

1 – Dot-com balonu ortamı neden ve nasıl oluştu?

Dot-com balonu yaklaşık olarak 1997-2003 yılları arasındaki dönemi kapsıyor diyebiliriz. İnternet 1950’lerde icat edildi; fakat 1990’ların başlarında kişisel bilgisayarların tüketicilerin evlerine girmeye başlamasına kadar yaygınlaşamamıştı. Kişisel bilgisayarların günlük hayatın içine girmesiyle beraber internet kullanımı da tüketiciler arasında az da olsa yaygınlaşmaya başladı ve interneti bir fırsat olarak değerlendiren şirketler de 90’ların ortalarında işlerini internet ortamına taşımak için girişimlerde bulunmaya başlamışlardı.

İsimlerinin başına elektronik anlamına gelene “e-” ekini ya da sonuna “.com” kelimesini getiren şirketlerin o dönemlerde borsadaki hisse değerleri bir anda yükselmeye başlamıştı. Bu krizin adı da buradan gelmekte. Bilmeyenler için Dot-com’un “.com” anlamına geldiğini belirtmekte fayda var. İnternetin geleceğinin çok parlak olarak görülmesinden dolayı şirketlerin birçoğu bu alana yönelmeye çalıştı.

Yatırımcıların e-ticarete olan olumlu bakış açısının da bu krizi tetiklediğini söylemek mümkün diyebiliriz. İnternet sektörünün hızla büyüyeceğini düşünen melek yatırımcılar, teknoloji firmalarına yatırım yapma konusu söz konusu olunca kesenin ağzını açmaktan çekinmediler. Bu şirketlerin yöneticileri de genellikle risk almaktan korkmayan gençlerden oluşmaktaydı ve birçoğu da hisse senetlerinden gelecek büyük miktardaki paraların cazibesine kapılarak bu işlere kalkışmışlardı. Bu dot-com firmalarının başındaki yöneticiler, halka arz sırasında reklam ve pazarlama kampanyalarına tabiri caizse çuval dolusu para dökerek bir anda ilgi odağı olmayı başardı.

Bu şirketlerin borsaya girmesi, kağıt üzerinde epey parası bulunan şirket sahiplerinin ve yatırımcıların iştahını oldukça kabarttı. Her ne kadar bu şirketlerin birçoğunun düzenli bir geliri olmasa da, sırf dot-com firmaları oldukları için yatırımcılar değer-kazanç oranını hiçe saydılar.

Sayfanın Başına Dön


İlgili haber: Başarısızlıkla Sonuçlanan E-ticaret Girişimleri

2 – Dot-com balonu ne zaman patlak verdi ve arkasındaki sebepler nelerdi?

Takvimler 10 Mart 2000’i gösterdiğinde, 3 yıldır şişen balon hava kaçırmaya başladı. 5132,52 seviyelerinde olan NASDAQ bir gün içinde 5048,62‘ye düşerek şaşkınlık yaratmıştı. Hisse sahipleri ve şirketler üzerinde adeta soğuk duş etkisi yaratan bu düşüş, sonun başlangıcı niteliğindeydi.

1 Eylül 2000‘de NASDAQ 4234,33 seviylerine kadar gerilemişti ve Ocak 2001’e kadar %45,9’luk bir düşüş yaşayarak 2291,86’ya kadar gerilemişti. Mart 2000’e kadar toplamda %78,4’lük bir düşüş yaşayan borsa, Ekim 2002’de artık son vurgunu yapmaya hazırlanıyordu. Bu tarihte NASDAQ’ın geldiği seviye 1108,49‘du. Bu çöküş 5 trilyon dolarlık bir zarara sebebiyet verdi.

Dot-com BalonuPeki bu çöküşün arkasında yatan sebepler nelerdi? Şirket içindeki yozlaşmalar ve kötü yönetimler bu çöküşün arkasındaki en büyük etkenler olarak görülüyor. Çok uluslu şirketler, yasa dışı yollardan ve sahtekarlıkla gelir elde etmeye başlamışlardı. Yasa dışı yollardan kazanılması nedeniyle elde edilen gelirler ve borçlar resmi kayıtlara geçirilemiyordu ve bu borçların ödenmesi gerekiyordu.

Bunun yanında çöküşün arkasındaki bir diğer etken de değerinin üstünde paha biçilen hisseler olarak düşünülüyor. Çünkü birçok firma kar elde edemiyor olmasına rağmen, hisseler üzerinde milyar dolarlarla değerlendiriliyordu. Hal böyle olunca bu da birçok yatırımcının zaman içinde geri adım atmasına sebep oldu.

İnternetten alışverişin o dönemde henüz yaygınlaşmamış olması da Dot-com balonun sönmesindeki büyük etkenler arasında yer alıyor. Şirketler internet üzerinden ürün satışına başlamıştı; ama henüz güvenlik ve ödeme sistemleri internet üzerinde sorun teşkil ediyordu. Bunun yanında internet hızı ve yaygınlığı da bir diğer problemdi. Kişisel bilgisayarlar kullanıcıların evine yeni yeni girmişti ve daha internetle tanışmayan birçok tüketici bulunuyordu.

Sayfanın Başına Dön


İlgili haber: Bir E-ticaret Şirketi Neden İflas Eder?

3 – Dot-com balonu sonrasında neler oldu?

Her düşüşün bir de yükselişi var elbette. Ama bu yükseliş 2003 yılına kadar kendini gösteremedi. 2000-2002 arasındaki bu düşüşün sonrasında borsada bir takım yeni düzenlemeler yapıldı. Yeni kurallara göre borsaya giren kişilerin kendi banka hesaplarında en az 25.000 dolar birikimleri olması gerekiyordu. Böylece hisse satan ya da alan bir kişinin elinde yatırım yapmak için para olduğu garantisi sağlanmış olabilecekti.

Şirketlerin mali defterlerinde yer alan açıklar da borsa için bir sorun teşkil ediyordu. Bunların önlenmesi için şirketlerin gelirleri ve ciroları CEO ve CTO‘lar tarafından imzalanarak borsaya sunulmak zorundaydı. Böylece herhangi bir usulsüzlük yapıldığı takdirde anında ortaya çıkabilecekti. Bunlara ek olarak sahtekarlık ve dolandırıcılık yapan şirketlere gelen cezalar ve yaptırımlar artırıldı. Kısaca, pazarın uğrayabileceği kaybı ve zararı minimuma indirecek önlemler alındı.

Yapılan yeni düzenlemelerle beraber şirketler tüm mali kayıtlarını sunma yükümlülüğünde olacaklardı. Böylelikle yatırım yapmak isteyenler, şirketlerin tüm verilerini, gelirlerini ve cirolarını görebilecekler, bu sayede de dürüst ve gerçekçi yatırımlar yapılabilecekti.

Dot-com Bridge

2000’deki Dot-com balonu 1929 ve 1987’nin ardından gelen en büyük kriz olarak değerlendirilebilir. Bu çöküşün arkasında 11 Eylül 2001‘de ikiz kulelere yapılan saldırının da etkisinin olduğunu belirtmemiz gerekiyor. Bu saldırı sonrasında, dünya ticaret merkezi olarak bilinen kuleler yıkılmıştı ve birçok şirket ekonomik olarak bir kriz dönemi yaşamıştı.

Bu kriz sürecinde ve sonrasın birçok girişim iflasın eşiğine sürüklendi. Bu şirketlerin arasında Boo.com, Startups.com, GeoCities, theGlobe.com, GovWorks.com, Pets.com gibi birçok internet şirketi bulunuyordu. Kapanan şirketler olduğu kadar tabi bir de bu krizi atlatan şirketler de bulunmakta. Amazon, eBay, Google gibi şirketler şu an teknoloji dünyasının en çok bilinen şirketleri arasındalar ve şu anki sağlam duruşlarını biraz da yaşamış oldukları bu tecrübeye bağlılar dersek yanlış olmaz. Bu kriz sırasında Amazon’un hisse başına değeri 107 dolardan 7 dolara kadar düşmüş; fakat sonrasında 200 doların üzerine çıkmayı başarmıştı.

Sayfanın Başına Dön


İlgili haber: Hayatlarının Baharında Milyar Dolarlık Şirket Yönetiyorlar

4 – Dot-com balonundan alınacak dersler

Dot-com’da yatırım yapılan şirketlerin birçoğunun gelir elde etmeyeceği gün gibi ortadaydı; fakat borsadaki yükselişleri, çoğu insanın gözünü boyamaya yetmişti. Şirketlerin temelleri sağlam değildi ve kısa vadeli bir geri dönüşüm sağlayabilirlerdi ve bu da beklenildiği gibi de oldu. Buradan alınması gereken ders, eğer uzun vadeli bir yatırım yapmayı planlamıyorsanız, bu tarz şirketlere yatırımın mantıklı gözükmesi. Kısa vadeli bir giriş yapılır ve kazanç elde edilip geri çekilinebilir; fakat uzun vadeli bir geri dönüş alınmak isteniyorsa, gelirleri ve şirket bilgileri hakkında dürüst davranan ve kazanç-değer oranında dengeli giden şirketlere yatırım yapmak, daha karlı bir seçim olur.

Teknolojik gelişmelerin bir günde kabul görecek değerler olmadığı da bu krizin ardından alınacak derslerden biri olarak düşünülebilir. Birçok şirket internet üzerinden satış yapmak için kollarını sıvamıştı; fakat internet kullanımının yaygın olmaması, internet hızının yavaş olması, online alışverişte güven problemi ve ödeme sistemleri konusundaki sıkıntıların yanı sıra bir de teslimat hizmetlerinin pahalı olmasından dolayı online alışveriş pek tercih edilmediği için bu şirketler kar elde edememişlerdi. Kullanıcıların internetten alışveriş yapmaya alışveriş yapmaları ve bu ortama adapte olmaları beklenildiğinden biraz daha uzun süre aldı diyebiliriz. Bu sebeple şirketler yeni teknolojileri günlük hayata geçirmek için adım atarken çok aceleci olmamalılar. Alışkanlıkların değişmesi ve tüketicilerin bu yeni dünyaya alışmaları için bir geçiş süreci tanınması gerekiyor.

Sayfanın Başına Dön


Sonuç olarak değerlendirecek olursak, Dot-com balonu birçok yatırımcı ve girişimcinin kısa süre içinde büyük paralar kazanma hevesiyle ve üzerine çok fazla düşünmeden hareket etmeleri sebebiyle birkaç yıl içinde sönmek zorunda kaldı. Şu an sosyal medyanın etkisiyle beraber ve kullanıcıların online alışverişe adapte olmasıyla beraber hem e-ticaret hem de internet sektörünü büyük bir çıkış yakalamış durumda. Bu da yazının başında da belirttiğim ikinci bir dot-com krizi olur mu sorusunu akıllara getirmiyor değil. Bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğiyle ilgili bir yorum yapmak ise şu an için pek mümkün değil. Neler olacağını önümüzdeki dönemlerde hep beraber göreceğiz.



Sosyal medya ve e-bülten ile de EticaretMag'ı takip edebilirsiniz!

EticaretMag Twitter EticaretMag 

Facebook Sayfası EticaretMag Youtube EticaretMag Google+ E-ticaret 

Türkiye Linkedin Grubu E-

ticaretMag RSS E-

ticaretMag RSS

Yorumlar

  1. Ikiz kulelerdeki tarihte bir hata olmus: 9 Eylül 2011
    (yorum yayinlanmasa da olur)

  2. Mustafa der ki:

    11 Eylül saldırısı 2011’de değil 2001’de oldu.

Fikrini söyle

*