18 Kasım 2018

İhsan Elgin, Özyeğin Üniversitesi Girişimcilik Yüksek Lisansı’nı Anlattı

Girişimcilik ülkemizde e-ticaret ile beraber “çok konuşulanlar” arasına gireli çok uzun zaman olmuyor. Tanımı üzerinde dahi hemfikir olunduğunu söylemek henüz mümkün değil. Ancak bu konuda gerçekleştirilen konferans ve eğitimler, tanımından başlayarak girişimciliğin, nasıl girişimci olunabileceğinin, sürdürülebilir girişimciliğin ve diğer birçok ilgili konunun tartışılmasını, konuşulmasını sağlıyor. Bütün bunları bir kenara bıraktığımızda girişimciliğin kaba hatlarıyla tecrübeli kişilerden öğrenerek ve hata yaparak edinilen bir alışkanlık olduğu söylenebilir.

Özyeğin Üniversitesi’nin 31 Ağustos’ta kayıtları bitecek olan Girişimcilik Yüksek Lisans Programı bu konuda akademik anlamda yapılan en büyük çalışma olarak dikkat çekiyor. Girişimciliğin öğrenilmesinin nerede başlayacağı, nerede biteceği tartışılabilecek bir konu. Bu yüzden de Özyeğin Üniversitesi’nin programında akademik alışkanlıklardan olabildiğince ayrı durulmaya çalışılmış ve konunun “iş” tarafına odaklanılmış.

İlgilenenler Özyeğin Üniversitesi Girişimcilik Yüksek Lisans Programı sayfasından detaylara ulaşabilir. Ama ondan önce Özyeğin Üniversitesi Girişimcilik Merkezi Direktörü İhsan Elgin‘in program hakkındaki görüşlerine göz atmanızı öneriyorum. Hem ilgili program hakkında hem de girişimcilik konusunda uzun ve epey faydalı bilgiler aktardı bizlere.

B: Öncelikle bize girişimci ile girişken arasındaki farkı açmak ister misiniz? Bu ikisini birbirine karıştıran çok fazla genç insan var.

İ: Her işte ve meslekte olduğu gibi başarılı olmak bir emek, süreç ve kaynak gerektiriyor. Kişilik ve karakter özellikleri elbette bazı meslekler için avantaj yaratıyor; analitik düşünme, insan ilişkileri, güvenilirlik, çalışkanlık elbette bir mesleği seçme aşamasından başlayarak önemli. Girişimci dendiği zaman da akla gelen karakter özelikleri bulunuyor ama girişkenlik neticede binlerce özellikten sadece biri. Girişimcide bulunsa iyi olur ama girişken olmayan girişimci olamaz denemez. Hatta tam tersi, sadece girişken olmanın ortalıkta bolca gözükmek ve insanların vaktini çalmaktan başka faydası yok. Mevcut durumda ülkemizde fikrinin üzerine çalışmış onu iş modeline bağlamış girişimci adaylarından daha çok sadece fikrimi aklına geldiği gibi anlatan girişken insanları etrafta görmekteyiz.

B: Girişimcilik sizce öğrenilebilir bir şey midir? Bu programın öğrencileri program bittiğinde ne öğrenmiş olacaklar?

İ: Girişimcilik bir düşünme ve yaşama şeklidir ancak başarı, uygulama mükemmelliği sağlandığında yakalanabilir. Mimar, gördüğü binalara farklı bir göz ile bakar ve işinin gereğini öğrenmek için sürekli eğitim alır ancak sadece bir bina tasarladığında bir mimar olabilir. Bir girişimci de aklındaki fikri, hangi iş modeli ile daha başarılı kılabileceğini, kendisinden önce bu işi başarabilenleri/başaramayanları, temel işletme bilgilerini (finans, pazarlama, insan kaynakları vb…) ancak eğitimle alabilir, aldığı eğitimleri sahada uygulama esnasında yaşadığı sorunları ancak mentorlukla, aynı yolu geçmiş olan insanlarla çözebilir, düzenli giden işini de ancak ek finansman (Melek Yatırımcı ya da Girişimci Sermayesi) ile büyütebilir. Biz Girişimcilik Yüksek Lisans Programında tüm bu eğitim, mentorluk ve finansmana ulaşma imkanlarını da sunuyoruz.

B: Programa girmek için ne yapılması lazım? Herkes girebilir mi?

İ: Tek ihtiyaç var aslında, girişimci olmayı içtenlik ve cesaret ile istemek. Onun dışındaki tüm gereklilikler yüksek lisans mezunu olmak için gereken YÖK’ün kendi istekleri. (Üniversite mezunu olmak, ALES’e girmiş ya da girecek olmak) İngilizce seviyesi orta seviyede istiyoruz, girişimcilik ile ilgili çoğu içerik ingilizce olduğu için ve yurtdışından önemli isimlere dersler verdireceğimiz için.

B: Farklı bir burs modeli oluşturmuşsunuz, yüzde 5 hisse modeli. Biraz bahseder misiniz?

İ: Bu inovasyon, program olarak övündüğümüz ve cesaretle savunduğumuz bir konu. Türkiye’de girişimciliğe bakış çok ilkel olduğu için yurtdışında olduğu gibi inovatif fikir ve işler için aile ve eş dosttan çok fazla sermaye kaynağı bulunmuyor (family,friends, founders/fools/fans). Biz bu programa kayıt yapmak isteyen girişimci adayları için bu sorunu çözmemiz gerektiğini düşündük ve 16.000 TL bir çekirdek sermaye imkanı yarattık. Aday Girişimcilik Yüksek Lisans programına başvurusunu yaparken aynı anda Özünde A.Ş Girişim Destek programına da başvurusunu yapabiliyor. İlk değerlendirmeden sonra fikrini sunarak bu desteğe hak kazanıp sadece 4,000 TL ödeyerek kayıt yapacak, geri kalan 16,000 TL’den muaf olacak.

B: Bu yüzde 5’lik hisse ileride gelire dönüştüğünde Özyeğin Üniversitesi’ne mi aktarılacak yoksa yine girişimciler için mi harcanacak?

İ: %5’lik hissenin karşılığının çok üzerinde bir hizmet ve imkan verdiğimizi düşünüyoruz. Bu konuda iddaalıyız. İlk alacağımız girişimcilerin 1 sene içinde şirketlerini kuracaklarını ve ilk melek ya da girişim sermayesi yatırımlarını alacaklarından eminiz. Bu oluşacak kaynak ile programda verdiğimiz muafiyet ile sağladığımız çekirdek sermayeyi aynı zamanda nakit olarak da girişimci adaylarının kullanabileceği bir havuzda toplamak istiyoruz. Girişim Fabrikası deneyimi bize bu güveni veriyor zaten. Programın mentorluk ve ekosistem ile ilişkilerini de zaten Girişim Fabrikası yürüteceği için hem mevcut devlet desteklerinden hem de yatırımcı ağlarından yararlanabileceğimizden eminiz. Esasında bu finansal modelimiz ile hedefimiz sınıfta başarılı olacak bir öğrenci şirketinden elde edecegimiz gelir ile diğer sınıf arkadaşlarını finanse etmesini sağlayacağız.

B: Kaç kişi almayı planlıyorsunuz programa?

İ: İlk sınıfımızın kapasitesi yaklaşık 40 kişi, bu kapasitenin de yarıdan fazlası zaten dolmuş durumda. Geç kayıtlara imkan sağlamak için 31 Ağustos’a kadar başvuru imkanı sunuyoruz. 8 Eylül’de ilk ders öncesinde kayıt olabilecek öğrencilerimiz ve ilk dersimizi Ziya Boyacıgiller’den alacak öğrencilerimiz.

B: Türkiye’deki girişimcilik kültürü üzerine değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?

İ: Bu aslında uzun bir konu. “Ne eksik? Neyi daha iyi yapabiliriz?” sorularını hem kendi aramızda hem de içinde bulunduğumuz ekosistem ile tartışıyoruz. En temel farklar sosyo-kültürel alanda; güven eksikliği, riske yaklaşım, eğitime bakış vb. Sosyo-Kültürel açıdan konuyu değerlendirelim dediğimizde Hoffstede’nin yaptığı çalışmaya değinmekte fayda var. Liderliği önce dört boyutta –güç mesafesi, belirsizlikten kaçınma, feminen/ masculen tutum, bireysellik/kolllektivizim eğilimi- inceliyor. Güç mesafesi (ast ile üst arasındaki mesafe) Türkiye’de çok yüksek ve yöneticiler genelde belirsizlikten kaçınıyor. Diğer yandan Türkiye’de yöneticiler sanılanın aksine daha feminen (daha az rekabetçi, duygusal) tutum sergiliyor. Son olarak da yöneticiler kolektivist (birlikte yapmak) yaklaşımı, bireysel yaklaşımdan daha çok tercih ediyorlar. Bu sonuçlar dünyada girişimcililiğin en gelişmiş olduğu İsrail ve Amerika ülkeleri sonuçları ile tamamen terstir. Bu ülkelerde yöneticilerde, belirsizlikten kaçınma düşük, güç mesafesi alçak ve tutum olarak daha maskulen ve bireysellerdir. Bu farklar kültürel olarak durumumuzu net olarak ortaya koymaktadır.

İnsan faktörü de çok önemli. Amerika’da seri girişimci bolluğu var. Bu da girişimci adayları için yeterli miktarda hem rol model hem de mentor sağlıyor. Diğer yandan yatırıma ulaşma olasılığı çok yüksek ve girişimlerin doğması için gerekli oyuncuların yer aldığı bir ekosistem mevcut. Bu iki kaynak grubunun varlığı gençlerin girişimciliği bir opsiyon olarak görme motivasyonun arttırıyor ve işe giriştiklerinde ise yalnız kalmalarını engelliyor. Türkiye’de ise daha önce de belirttiğim gibi bu kaynaklar yeni yeni oluşuyor ve çok kısıtlı. Bu da kaliteli girişimci adaylarının doğmasını engelliyor. Bunların sonucu olarak da ortalıkta ciddi girişimciler veya girişimci adayları yerine, aklında iş fikri değil sadece bir fikri olan girişken insanlar topluluğu kalabalık yapıyor.

Neticede etken olan konulara bakacak olursak: finansal kaynaklar artık eskisinden daha geniş, insan kaynağı inkübatör, hızlandırıcı, lisans ve yüksek lisans gibi programlarla yaratılabiliyor, ekosistem devletin ve STK’arın katılımı ile hızla genişliyor, değişik aktörlerle büyüyor; yani tarla çok bakir ve büyüme (scale) yakalanabilir konumda. Özyeğin Üniversitesi’nin de katkı sağladığı ve kısa zamanda özellikle e-ticaret ve fırsat sitelerinde ülke olarak yakaladığımız ivmeyi düşününce bir tipping point’e doğru yaklaştığımızı söylemek çok iyimserlik olmaz.



Sosyal medya ve e-bülten ile de EticaretMag'ı takip edebilirsiniz!

EticaretMag Twitter EticaretMag 

Facebook Sayfası EticaretMag Youtube EticaretMag Google+ E-ticaret 

Türkiye Linkedin Grubu E-

ticaretMag RSS E-

ticaretMag RSS

Fikrini söyle

*