18 Aralık 2018

limango IT Direktörü Hakan Erdoğan Kariyerini ve Yazılım Sektörünü Anlattı

Ülkemizde insanların değil, başarıların hikayeleri anlatılır. Hikayelerin çıkışı yalnızca büyük başarılara tabi olduğu için de kıyıda köşede kalmış ve başarı ile doğrudan değil ama dolaylı yoldan ilişkisi olan detaylar gözden kaçar. Böyle olunca da sürekli göz önünde olan kişilerin göz önündeki hikayelerini tekrar tekrar dinlemek zorunda kalırız. Çünkü başarı dediğimizin içinde doğrudan “kıyas” faktörü yer alır ve göz önündeki “en” başarılar diğerlerinden hep daha eşittir.

Bu yüzden, EticaretMag olarak, eticaret sektöründeki farklı başarıların da bilinmesini istiyoruz. Gözden kaçmış olabilecek başarılar. Kişilerle beraber “ekip”lerin başarıları. O pek konuşulmayan ekipler ve o ekiplerin başındakiler.

limango‘nun IT Direktörü olan Hakan Erdoğan‘ı aşağıda okuyacağınız röportajımız için ofisimizde ağırladığımızda en büyük isteğim hikayesini/hikayelerini dinlemekti. Önce Gittigidiyor’da şimdi ise limango’da yer alan Erdoğan!ın -özellikle bugünlerde yazılım sektörünün epey tartışılıyor olmasının da etkisiyle- anlattıklarının çok değerli olduğunu düşünüyorum.

Kendisi Gittigidiyor’da önce Yazılım Mühendisi sonrasında Yazılım/Ürün Geliştirme Müdürü olarak yer aldı. Şimdi ise limango’da IT Direktörü olarak yer alıyor. Kendisiyle hem bir ekibin içerisindeyken, hem de bir ekibin başındayken yaşadıklarını, Gittigidiyor ile limango’yu ve sektörün yazılım tarafını konuştuk.

“Hayatım boyunca hiç iş aramadım”

Batuhan: Nasıl başladı e-ticaret maceranız?

Hakan: 2005 yılında İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldum. Öğrenciyken, 2. sınıftan itibaren Java ve Java tabanlı framework’lerin (Struts, EJB, Spring, JSF gibi) kullanıldığı birçok projede yer aldım. Hatta öğrenciliğimin son yılında SCJP 1.4 (Sun Certified Java Programmer) sertifikası almıştım ki sanırım o dönemde Türkiye’de çok az kişi bu sertifikaya sahipti. Üniversite’nin en yeni teknolojilerini yakından takip edip, uygulayıp, o teknolojiler Türkiye’de yaygın olduğunda o konunun uzmanı olarak proje yapan ve satan olmak gibi bir vizyonu vardı.

B: Yazılımcılar için bugünün rock starları deniyor. Sen hiç iş aradın mı, yoksa gelip seni mi buldular rock starları ol diye?

H: Hayatım boyunca hiç iş aramadım diyebilirim. Üniversiteyi bitirmeye yakın, üniversitenin İstanbul’da bağlantılı olduğu bir yazılım ve danışmanlık firmasıyla görüştük ve mezun olur olmaz çalışmaya başladım. Bankacılık, telekomünikasyon, finans vb. kurumlarda 2 yıl 2 ay boyunca birçok projede danışman ve outsource olarak yer aldım. Sonrasında askerlik hizmeti için işten ayrıldım. Askerlik dönüşü GittiGidiyor’dan bir görüşme talebi aldım. O zamanlar e-ticaret bugünkü gibi popüler bir sektör değildi, ben de görüşmeye çok hevesli gittiğimi söyleyemem. Ancak çok samimi, sıcak ve güzel bir iş görüşmesi gerçekleştirdik, kanı ısınır ya insanın hani. Bence bir iş görüşmesinde ilk olarak en önemli şey; nasıl karşılandığınız, nasıl bir iletişim kurduğunuz, o firmaya karşı nasıl bir sıcaklık hissettiğinizdir. Yanılmıyorsam 70-80 kişilik bir ekip vardı GittiGidiyor’da, yazılım ekibi de küçük-orta ölçekli bir ekipti.

B: 2007 değil mi bu?

H: Evet, 2007’nin Ekim ayı. Sonrasında ilk projem ödeme sistemleri ile ilişkili oldu. Mevcut sistem üzerine peşin fiyatına taksit uygulaması geliştirilmek isteniyordu. İlk günden doğal olarak sistem bu şekilde kurgulanmadığı için mevcut altyapıda bu projeyi yapmak zor olacaktı.Yöneticimle ve yönetimle, Serkan Bey’lerle (Borançılı) bir araya geldik. “Şu an ortada 2 katlı bir bina var ama 3. ve 4. katı çıkarsam bu bina çökecek, ben size bu binayı yıkıp bir plaza dikmeyi öneriyorum,” şeklinde bir konuşma yaptım, yönetim de sağolsun tam destek oldu. Ciddi bir risk almıştım ama challenge her zaman cezbedici gelmiştir. Ödeme ve muhasebe sistemlerini servis odaklı mimaride yazdık, halen de bu sistemler yoğun bir şekilde kullanılır.

B: O dönemde bunun gibi yerel optimizasyonlara girişen var mıydı sizin gibi?

H: Bilemiyorum. Ama bizimki ciddi bir riskti. Yeni sistemi ellerimiz titreye titreye yayına aldık, konu para ve ödeme sistemi olunca hata yapma lüksünüz yok. Bu süreç esnasında da IT ekibinin kadrosu genişlemeye başlamıştı. Servis odaklı mimariye geçildi, Php-Java kardeşliğine doğru adımlar atıldı.
Büyümeyle birlikte şartların olgunlaşmasıyla Yazılım/Ürün Geliştirme Müdürü pozisyonu için teklif aldım ve kabul ettim. GittiGidiyor bir market place modeli olduğu ve market place’de ürünün kendisi websitesinin kendisi olduğu için şirketin birçok departmanında proje yapıyorsunuz, süreç yönetiyorsunuz. Satış, pazarlama, müşteri ilişkileri, muhasebe, iş geliştirme aklınıza gelecek birçok birimle birçok proje yapıyorsunuz. Ama ne olursa olsun işin merkezinde IT var. “Siteye yapılacak bir geliştirme eşittir siteye yapılacak fonksiyonel bir eklenti” anlamına geliyor. Projeyi yapmayı bir kenara bırakın; onları sıraya dizmek, öncelikleri yönetmek, hangisini hangi sırada yapmak ve sektörü takip etmek başlı başına bir iş. Oradaki IT yapılanması 50- 52 kişilik bir ekipten oluşuyordu, bir market place’in ihtiyacına göre 22 kişilik sadece bana bağlı bir ekip vardı.

B: O dönem ufak bir ayrılığınız olmuştu sanırım Gittigidiyor’dan?

H: Firmanın bu gelişim sürecinde ben teknik tarafta mı kalmak yoksa yöneticilik tarafında mı ilerlemek, yoksa kendi işimi mi kurmak konusunda kararsızdım. Türkiye’de 40 yaşına gelmiş bir Senior Developer görmek çok zor maalesef, mutlaka “bir şey” olmak zorundaymışsınız gibi bir durum var. Yurtdışında tam böyle değil, 40-50 yaşında adamlar çatır çatır kod yazıyorlar ve yöneticilikteki kadar ücret alabiliyorlar. İşte o kırılım noktasında bir önceki yazılım ve danışmanlık şirketime döndüm. Hedefim teknik tarafta birikim yapıp, çevremi de genişletip kendi şirketimi kurmaktı. Tabii işler çok istediğim gibi gitmedi. Danışmalıkta proje sizi nereye götürüyorsa oradasınız. Vezir fedası deyip yaptığım şey, birçok şeyden feragat edip bir amaç uğruna yola çıkmaktı.

B: Neden istediğiniz gibi gitmedi ?

H: Proje bazlı yurtdışı seyehatleri başladı, yurtdışına gitmek benim için iyi bir seçim değildi. Amacım burada çevremi genişletip kendi işimi kurmaktı. Yurtdışına gitmek demek bu amaçtan sapmak anlamına geliyordu. Kişisel hedeften farklı bir yöne giderken üzerinde çalıştığım projenin bitmesini ve amacıma doğru yol almayı bekliyordum. Bu süreç esnasında GittiGidiyor’da benim eski pozisyonuma kimse getirilmedi. Bülent Bey (IT Direktörü) ile zaten iletişim halindeydik, halen de öyledir, kendisinden çok şey öğrenmişimdir, abi-kardeş gibiyizdir, bir şekilde orta noktada buluştuk ve GittiGidiyor v2 olarak tekrar kaldığım yerden devam ettim. Bundan sonraki süreçte de önemli projelerde yer aldım, iPara ve eBay-GittiGidiyor arasındaki due-dilligence sürecinde yer aldım.

B: Gittigidiyor ile eBay arasındaki due dilligence süreci nasıldı?

H: Yaklaşık 6-7 ay süren bir süreçti. Masadaki prizlere kadar herşeyi incelediler. Şirketi toparlayan, her şeyi dökümante eden bir süreç ve benim ilk kez yaşadığım bir şeydi. Ciddi zorlayıcıydı. Ekim sonunda evlendim, kendi düğünüme geç kalacaktım öyle söyleyeyim. Ertesi günü düğün var, gece 12’de izne ayrılmıştım.

B: Örtüşmeyen noktalar olmuş muydu iki taraf arasında?

H: Biz orada bir mimari kurduk ve bu mimaride eBay ile bakış açılarımızın aslında çok paralel olduğunu gördük. Türk insanı kendini yabancılara karşı daha küçük görür ya hani; onlar yaptıysa daha iyidir gibi. Hiç öyle bir şey olmadı. Arasındaki fark şu: eBay daha büyük hacimle hareket ediyor ama bakış açısı, projeler, kurulan teknolojik alt yapı birebir çok paralel ve bunu gördükleri zaman çok şaşırdılar. Hatta eBay’in de Gittigidiyor’dan aldıkları oldu. Almanya eBay, Gittigidiyor’a gelip escrow yöntemini öğrendi, kendilerine uyarlamak için.

B: eBay’den sonra Gittigidiyor’da neler değişti peki?

H: Globalleşmenin getirdiği artılar da var, eksiler de var. Artı tarafı global destek, know-how transferi ve global yönetilen bazı modüller. Daha küçük olmanın, çevik şirket olmanın getirdiği hızlı olma avantajı var. İster istemez eBay’den bağımsız herhangi bir firmanın globale açıldığı anda biraz daha yavaş hareket etmeye başlıyor olması doğası gereği. Lokal olmanın getirdiği esneklikten biraz uzaklaşmış oluyorsunuz. Ancak kesinlikle çok şey öğrendim bu değişimle beraber, severek çalıştım o dönemde de.

“Özel sektör ile akademik hayat yakınlaşmalı”

B: Üniversitelerdeki bilgisayar bölümleri için ne düşünüyorsunuz, faydalı oluyor mu sizce bu bölümler?

H: Şüphesiz bilgisayar mühendisliği eğitimi almış birisinin edindiği altyapı, computer science bilgisi daha güçlü oluyor fakat üniversite ismi veya bölümden ziyade ilgi meselesi bizimkisi. Örneğin ilgi duyarak doktorluk yapamazsınız ancak yazılım geliştirebilirsiniz. Şu an istediğiniz firmaya bakın; GittiGidiyor’a bakın limango‘ya bakın, başka firmalara bakın… Bilgisayar mühendisliğinden mezun olan çalışan sayısı daha azdır, yeni bir sektör olduğu için bizimkisi. Genelde ya alaylı veya başka bölümlerden mezun olanları göreceksiniz; endüstri mühendisi, elektrik-eloktronik mühendisi, matematik mühendisi hatta benim tanıdığım iktisatçı bile var, ilgi meselesi.

İlgiyi destekleyen şeylerden birisi de akademik hayat ile özel sektörün yakınlaşması diye düşünüyorum. Örneğin geçtiğimiz Mayıs ayında Bilgi Üniversitesi’nde düzenlenen ve 7 hafta süren E-ticaret Akademi sonrasında birçok network ve bilgi paylaşımı sonucu kendi işini kuranlar ve çeşitli konularda destek bulanlar oldu. Bu tür etkinlikler olabilir, üniversitelerde bizler gidip dersler verebiliriz, staj programlarından ziyade özel sektörde akademi programları kurulabilir. Mesela ben üniversitedeyken, hocalarımız (Prof. Dr. Sıtkı Aytaç, Doç Dr. Ahmet Koltuksuz) sektörden önemli isimleri getirir bizle sohbet ettirirlerdi. O kadar keyifliydi ki o dersler… Öğrencisin, daha hiçbir bilgin yok sektör hakkında, böyle şiir dinler, hikaye dinler gibi dinlerdik ağzımız açık. Özellikle öğrencilerden kariyer günleri veya etkinlik ile ilgili bir teklif geldiği zaman severek katılıyorum, çok da keyif alıyorum.

B: limango’ya geçiş nasıl oldu?

H: İş değiştirmek gibi bir planım yoktu açıkçası. Yanılmıyorsam 2012’nin Mart ayı başlarında ödeme sistemleri ile ilgili bir etkinliğe katıldım. O etkinliğe katılan tek CEO Gülfem Hanım’dı (Gülfem Toygar, Otto Group Türkiye organizasyonunun başındadır). Konu ödeme sistemi olunca epey aktif rol aldığım bir etkinlik olmuştu. Gülfem Hanım’ın da ödeme sistemleri konusundaki bilgisi ve ilgisinden çok etkilendim. Etkinlik sonrasında da iletişimimiz bir şekilde devam etti. Gülfem Hanım; insanları çok iyi analiz eden, yakın iletişim kuran, sıcak ve samimi birisi, kısa sürede beraber uyumlu çalışabileceğimizi hissetmiş. Benim için IT direktörlüğü yeni sorumlulukları olan bir pozisyon, yapamayacağımdan değil fakat bu pozisyonda tecrübeli biri değil de neden “ben” sorusunu irdeledim. O görüşme sonrası -ki görüşmelerimizde hep bir şeyleri (vizyon, strateji, beklentiler, hedefler vs.) sorguladım- challenge ettim. Tabii Gülfem Hanım görüşmelerimizde yapmak istediklerinden bahsetti, lojistik şirketi, market place… Bunların dışında başka projeleri olduğunu da söyledi. Hepsi ayrı ayrı zorlukları olan ama bir o kadar da heyecan uyandıran projelerdi. Böylece Temmuz ayı itibarıyla Otto Group ve limango macerası başlamış oldu.

B: Ne kadar sürede adapte oldunuz limango’ya?

H: İşe başlamadan IT ekibi ile bir araya geldim, tanıştık sohbet ettik, ekibi tanıdım. Sonrasında işe başladığımda lojistiğinden müşteri hizmetlerine, muhasebesinden satış ve pazarlamasına kadar her bir departmanla tek tek görüştüm, 2 hafta süresince bol bol dinledim. İş yapış şekillerini, organizasyon şemalarını, IT’den beklentilerini, problemlerini, önerilerini, bol bol notlar aldım. Depoya gidip paketleme yaptım, Japon felsefesindeki gibi, Genchi Genbutsu, git ve yerinde gör, öğren. Sonuçta aynı çatı altında hem market place hem özel alışveriş sitesi hem de lojistik şirketi yer alıyor.

20 günlük bir inceleme ve analiz süreci sonrası kaynak ve proje planlamaları, önümüzdeki hedefler ve eğitimlerin planlamasını yaptık. İlk adımımız tüm ekibin Scrum ve Agile eğitimi alması oldu, Ağustos ayında bunu tamamladık.

B: Daha gelir gelmez mi? Nasıl bir eğitim?

H: Ekibin motivasyonunu artırıcı, ekip olmaya odaklı, bireysellikten ziyade beraber başarmayı, başarırken gelişmeyi ve keyif almayı hedefleyen, üretkenliği artırıcı… Bu kapsamda bir çerçeve sunan, değişime öncelik eden 2 günlük bir eğitim. Özellikle internet ve e-ticaret firmalarının doğası çevik olduğu için bu süreçlere uygun proje ve ekip yönetimine ait dinamikleri içeren bir eğitim. Oldukça keyifliydi, ekibim de çok sevdi, inandı ve bu değişime dahil oldu. Bu bir takım oyunu ve hep söylerim “Mutfaktaki bıçaklar keskin ise her türlü yemek keyifle ve kolayca yapılır.”

limango IT ekibi 2013’te de büyüyecek

B: limango’da kaç kişilik IT ekibi?

H: Benimle birlikte şu an 14 kişi. Aramıza önümüzdeki haftalarda 3 ekip üyesi daha katılacak, büyüme beklentileri ve hedefler doğrultusunda yeni arkadaşları da katacağız, 2013 yılında da büyümemiz devam edecek, yeni yazılımcı arkadaşlar almayı planlıyoruz. Bu sanırım yöneticilerin çalışana verdiği enerji olsa gerek her departman kendi arasında bir aile gibi, öğlen yemekleri, etkinlikler, eğitimler hep beraber keyifli ve neşeli geçiyor. İletişim yönü kuvvetli, hızlı hareket edebilen, hızlı karar alabilen ve uygulayan, sıcak, birbirine kenetlenmiş bir ekiple çalışıyorum.

B: Kullanılan alt yapı ne peki ?

H: LAMP (Linux, apache, mysql, php) stack diyebiliriz, tabi Cache ve CDN çözümlerini de aktif olarak kullanıyoruz.

B: Genel bir soru olsun: Dışarıdan bakıldığında, bilgisi olmayan bir insan örneğin, “bir e-ticaret sitesi kurmuşlar devam ediyorlar” diye bakabilir. IT ekibi ne işe yarar, nasıl cevaplanır bu soru?

H: Bu soru ile çok sık karşılaşıyorum, özellikle internete uzak olan kişilere anlatmakta zorlanıyorum. Bu soru ile ilgili verdiğim bir örnek var: Bir alışveriş merkezi düşünün. Kapıdan girdikten sonra güvenlikten geçiyorsunuz, etrafı temizleyen görevliler var, birçok mağaza ve satış sorumluları var, elektrik, su, internet vb. altyapı işlerinden sorumlu kişiler var. E-ticaret’in de aslında bundan farkı yok. IT’yi yazılımsal ve donanımsal altyapı hizmeti sağlayan, saydıklarımın tamamını yapan şirketin birçok departmanına hizmet veren bir servis birimi olarak düşünebilirsiniz. E-ticaret ile ilgili herhangi bir fikrin, projenin uygulamasını gerçekleştiren birim IT.

Bu arada yazılım hakkında yanlış bir algı vardır. Çoğu kişi, yazılımın kodlamadan oluştuğunu ve bir kere yazılıp bittiğini zanneder. Oysa yazılım, yaşayan bir organizmadır ve kodlamadan ziyade yazılımın kalitesi, ne kadar süre ayakta kalacağı, ne kadar esneyebileceği ve bakım maliyeti ile ölçülür, mühendislik tam da burada yatar. Yazılımı sen bir haftada yazabilirsin ama üstüne kat çıkamıyorsan veya bakım için haftalarını harcıyorsan, o kaliteli bir yazılım değildir.

“Lokal olmanın getirdiği esneklik elimizi güçlendiriyor”

B: Peki limango’ya dönelim. limango için benzer yapılara kıyasla daha esnek demiştiniz sanırım.

H: Aslında hem esnek hem de çok çevik diyebiliriz. 3,5 yıllık bir şirket ve çok hızlı kararlar alıp büyüyor. Büyürken yeni teknolojileri, yeni altyapıları, yeni stratejileri kolayca uygulayabileceğimiz bir vizyona ve altyapıya sahibiz. Bu çerçevede yöneticilerin ve çalışanların aldığı inisiyatifler, lokal olmanın getirdiği esneklik elimizi güçlendiriyor. Bundan önceki yıllar çok hızlı ve istikrarlı bir büyüme olmuş. Aynı hız ve istikrar bundan sonraki yıllarda da devam edecek.

B: limango sosyal medyayı nasıl kullanıyor sizce?

H: limango olması gereken tüm sosyal medya mecralarını aktif şekilde kullanıyor. Bu mecralar hem bizim kampanyalarımızı duyurduğumuz hem de üyelerimiz ile birebir iletişime geçtiğimiz alanlar. Sosyal medyanın önemini biliyoruz. Önümüzdeki dönemde daha da aktif bir iletişim izlemeyi planlıyoruz.

Mümkün olan tüm kanallarda üyelerimize ulaşmaya çalışıyoruz, çok yeni Garden Sale etkinliğine sponsor olduk. Bilişim Zirvesi Next Step içinde yer alacak MOMZ etkinliğinde Gülfem Hanım konuşmacı olarak yer alacak, Aralık ayında ise BTZ’nin platin sponsoru olduk. Öğrenciler bizim için çok değerli, onlarla her platformda bir araya gelip konuşmak ve bu sektörü anlatmak istiyoruz. Bunlar dışında da üniversitelerin e-ticaret ile ilgili programlarına, derslerine ve etkinliklerine katılıp daha dışa dönük olacağız, ben IT ekibimle birlikte bunu destekleyeceğim, tabii bu girişimlerin sosyal medya yansımaları da olacak.

B: Geçen haftalarda yayınladığımız “Hangi Türk E-Ticaret Şirketleri Spam Yapıyor?” başlıklı dosyamızın arkasından bizi arayan ve detaylı bilgi alan şirketler oldu. limango ulaşmadı bize. Halbuki limango için de köşeli cümlelerimiz vardı (limango’ya üye olunduktan sonra bir başka Otto Grup projesi olan arabulvar‘dan email gelmişti).

H: Bu haber yayına girer girmez birkaç saat içinde tüm şirket haberi okumuştu. Tekrar bu çalışma için teşekkür ederiz, tüm markalar için çok faydalı olduğunu düşünüyoruz.

limango, arabulvar ve OGLI her zaman müşterisini koruyan markalar, bizlerin en önem verdiği konu yapılan her işin ve işlemin hukuki bakımdan uygun olması. Üyelerimiz limango’ya üye olurken aslında bu maddeyi içeren bir sözleşmeyi imzalıyor. Haberiniz sonrası biz bu maddeyi biraz daha öne çıkardık. Önerileriniz, eleştirileriniz bizim için önemli, kendimizi geliştirmek için her zaman bunları duymak isteriz.

EticaretMag Not: Hakan Erdoğan ile söyleşimiz bittikten sonraki gün içerisinde limango Pazarlama İletişim Müdürü Merve Ürkün, EticaretMag’e ulaşarak mevzu bahis konu ile ilgilendiklerini ve özel bir takım çalışmalar yaptıklarını bildirdi. Aşağıdaki ekran görüntüsünde üye olma ekranında karşınıza çıkan arabulvar ile ilgili değişimi görmek mümkün.

İlgilenenler için, limango IT Direktörü Hakan Erdoğan’ı Twitter’dan takip etmeniz mümkün. Ayrıca kendisi EticaretMag’de konuk yazar olarak da yer almıştı.



Sosyal medya ve e-bülten ile de EticaretMag'ı takip edebilirsiniz!

EticaretMag Twitter EticaretMag 

Facebook Sayfası EticaretMag Youtube EticaretMag Google+ E-ticaret 

Türkiye Linkedin Grubu E-

ticaretMag RSS E-

ticaretMag RSS

Yorumlar

  1. Bu güzel bilgiler ve keyifli röportajı paylaştığınız için teşekkür ederim.

  2. Alihan uygun der ki:

    Full Ego

    • Alihan Bey, Hakan Erdoğan sektörde tanıdığım en mütevazı & egosu hiç olmayan çok değerli birisi bence. Bu yoğun programında vakit ayırıp tecrübelerini paylaşması da bunun önemli bir göstergesi.

    • Fatih der ki:

      Ego değil, başarı örneği. Keyifle okuduğum çok güzel bir röportaj.E-ticaret ve farklı internet girişimlerinin IT Departman hikayelerinden her zaman keyif almışımdır.Teşekkürler.

    • Barışcan der ki:

      Bu kadar sistemli, çalışkan, özverili, adaletli ve dürüst bir adamın egosu olsa da helali hoş olsun, hakkıdır. Ama buna rağmen egoya yönelik en ufak bir cümlesini dahi gösteremezsiniz.

      Dar bakmayın, birşeyler öğrenmek için okuyun ve vizyonunuzu geniş tutun Alihan.

Fikrini söyle

*