18 Kasım 2018

Ottopot, Oto Servislerini Çalışan Kesimin Kapısına Getiriyor [Röportaj]

Bir gece yatmadan önce internette gezinirken denk geldim Ottopot.com‘a. Son zamanlarda ne zaman yeni bir internet sitesi görsem tıklar oldum (işimden dolayı algıda seçicilik yapıyorum sanırım) ve Ottopot’u da bu şekilde buldum.

Siteye girdiğim zaman beklediğimden oldukça farklı bir sayfa çıktı. Araç sahiplerinin, araç bakımlarını yaptırmak için oto servislerinden teklif aldıkları bir site olduğunu görünce baya şaşırdım; çünkü Türkiye’de böyle bir site daha önce karşıma çıkmamıştı. Son zamanlarda birçok e-ticaret sitesinin açıldığı ülkemizde, böyle niş bir alanda yer alan girişimcilerle konuşup, onların hikayelerini dinlemek gerektiğini düşündüm ve onlarla irtibata geçtim. Onlar da gayet olumlu baktılar bu duruma ve yağmurlu bir Cumartesi günü röportaj yaptık onlarla.

Çok kısa bir şekilde Ottopot’tan bahsedeyim sizlere. Bir arabanız var ve aracınızın bakımını yaptırmak istiyorsunuz, ya da doğal gaz taktırmak istiyorsunuz veya aracınızda bir hasar oluştu ve onu yaptırmak için bir oto servis arıyorsunuz. Tabi konu otomobil olunca maliyetler de artıyor ve kapı kapı oto servisi dolaşmak gerekebiliyor en uygun fiyatı almak için. Ersin Al, Kaan Saraç ve Özgen Toru‘nun beraber kurdukları Ottopot ise bu işi sizin yerinize yapıyor. Siz aracınızla ilgili detayları sisteme giriyorsunuz ve Ottopot’un sistemindeki oto servisleri de size fiyat tekliflerinde bulunuyor. Size de en makul olanı seçmek kalıyor.

Tabi ki sistem bu kadar da basit değil; ama detayları hikayenin baş kahramanlarından dinlemek gerek diye düşünüyorum. Kasım ayının başında beta sürümüyle hayata geçirdikleri projeden o kadar keyifle bahsediyorlar ki, bir arabam olsa röportajın ertesi gün ben de gidip arabamın bakımı için onların sitesinden teklif alacaktım.

“Ottopot, 8 aylık bir çalışmanın ürünü.”

Sinan: Ottopot’u kurma fikri nereden geldi aklınıza? Sitenin daha yayına gireli çok kısa bir süre olduğunu söylüyorsunuz ama öncesinde bir hazırlık dönemi olmuştur sanırım?

Kaan: Üçümüzün, Ottopot’u kurmadan öncede üstünde çalıştığımız bazı projelerimiz vardı. Aklımıza yatan bir pazar bulup bununla ilgili bir girişim yapmak istiyorduk. Ersin ve ben Ottopot’u kurmadan önce Ergo Sigorta’da araç kazalarının hasar maliyetlerinin düşürülmesi üzerine çalışıyorduk. Oto bakım işlemlerinin talep üzerine tamirhanelerden gelmesi hakkında bir muhabbet sırasında bunu yapan başka birilerinin olup olmadığını Ersin’e sordum. Biraz araştırma yaptığımızda bunu kimsenin yapmadığını görünce Özgen’e de bu konudan bahsettik ve Şubat 2012’de bu projenin çalışmalarına başlamış olduk.

Tabi fikri bulmak yetmiyor başta. Bu işi yapmaya karar verdikten sonra 1,5 ay pazar araştırması ve bu pazarın ne kadar potansiyeli olduğunu öğrenmek için uzunca araştırmalar yaptık. Her ne kadar otomobil ve diğer araçların satışı ülkemizde çok fazla olsa da, satıştan sonraki bakım ve onarım sektörü için aynısını söylemek pek mümkün değil. Bizde bu alana el atıp oto servisleriyle ilgili bir şeyler yapabileceğimizi görünce işi yapmaya karar verdik.

Şubat ayında başlayan süreç Kasım ayına kadar sitenin tasarımı ve içeriklerin tamamlamasıyla geçti ve Kasım ayının başında da sitenin beta versiyonuyla Ottopot’u yayına aldık. Şu an sadece İstanbul’da hizmet veriyoruz.

S: Ekipte sizin dışınızda birileri var mı? Sizin görevleriniz neler bu oluşumda?

K: Ben pazarlama ve iş geliştirmeden sorumluyum. Ersin, saha koordinasyon ve satıştan sorumlu ve Özgen de IT ve operasyondan. Bizim dışımızda bir de Ankara Bölge Müdürümüz bulunmakta. Toplamda 4 kişilik bir ekibiz.

S: 8 aylık süreci biraz anlatır mısınız? Neler oldu o dönemde, ne gibi araştırmalar yaptınız?

K: Bu süreçte ilk olarak bir pazar araştırması yaptık. Sonrasında internet üzerinden nasıl bir konsept uygulamamız gerektiğini düşündük. İnsanların en çok sıkıntı çektikleri noktalar nelerdir, ne gibi hizmetler verirsek onları bu sistemi kullanmaları için çekebiliriz gibi araştırmalarımız oldu.

Bunun yanında Türkiye’de en çok hangi bölgelerde araç hasarları ve kaza olduğunun raporlarını inceledik, araç bakımına en çok ihtiyaç duyulan şehirlerin hangileri olduğuna karar verdik ve tabi ki bir de nüfus yoğunluğuna göre kaza istatistikleri gibi verileri de inceledik. Bu araştırmaların sonrasında da sitenin yapım aşaması başladı. Tasarım süreci ve oto servisleriyle yapacağımız anlaşmaların detaylarıyla ilgilendik. Bunun yanında kullanıcılara sunacağımız hizmetin en iyi hale nasıl getirilir onunla uğraştık.

S: Peki, Ottopot kelimesi nereden geliyor? Oldukça değişik bir isim.

K: İsim ahtapottan esinlenilerek ortaya çıktı. 8 koldan hizmet verecek bir iş olması için uğraşıyoruz. Bu yüzden de ahtapotun bunu insanlara çağırıştıracağını düşünüdük. Çünkü sitede sadece hasar onarımı yapmıyoruz aynı zamanda bakım yapıyoruz, lastik satışına destek veriyoruz, kullanıcılar isterlerse araçlarının expertizlerini yaptırabiliyorlar. Şirketin logosu da şu an ahtapot zaten. İsmimizi markalaştırmak için böyle bir şey yaptık. Yani gidip hasarservismerkezi.com gibi bir domain alıp herkesin ilk okuyuşta anlayacağı değil, duyunca aklında kalacağı ve logo ile bağlantı kurabileceği bir isim olmasını istedik. Birkaç yıl içinde de bir brand image yaratmak istiyoruz.

“Bir bakım raporu ortalama 2,5 dakikada hazırlanabiliyor.”

S: Sitenin kullanımı da oldukça kolay ve sade bir tasarımı var. Tasarımı siz mi yaptınız?

K: Dışarıdan bir tasarımcı arkadaşımıza yaptırdık. Yurt dışında buna benzer siteleri ve örnekleri inceleyip onların tasarımlarını inceledik. Sonuçta Amerika’yı baştan keşfetmeye gerek yok diyerek, var olan imkanların üzerine biz de birşeyler ekleyerek bu tasarımı oluşturduk. Böylece hem maliyetten hem de zamandan kazandık.

Özgen: Siteyi şimdiye kadar ziyaret edenlerden de oldukça iyi geri dönüşler alıyoruz. İnsanlar böyle bir hizmeti kullanacakları zaman mümkün olduğunca sade bir sistem istiyorlar. Sürekli bilgi girecekleri karmaşık bir site istemiyor kimse. Yaptığımız tasarım ve hazırladığımız sistemde bunu şu an karşıladığını düşünüyoruz. Sitede kullanıcıların ortalama geçirdikleri vakit 7 dakika ve bounce rate de oldukça düşük. Şu an sitede bir bakım raporu ortalama 2,5 dakikada hazırlanabiliyor.

S: Son zamanların yeni gözdesi mobil uygulamalar hakkında ne düşünüyorsunuz? Var mı mobil cihazlar için bir uygulama geliştirme gibi bir fikriniz?

K: İnternet sitesini tamamen oturtmadan mobile geçmek istemedik. İlk etapta mobil uygulama kullanmadan HTML5 kullanarak tüm platformlarda çalışabilecek bir site tasarlamanın daha doğru olacağını düşündük. Sonuç olarak araç sahiplerine baktığınızda sadece iPhone ve Android kullanan kullanıcılar yok bunun dışında bir de kurumsal şirketlerde çalışan ve Blackberry kullananlar da var. Bir platformda uygulama yapıp diğerlerini bunun dışında bulundurmak doğru olmaz, bu yüzden de HTML5 üzerinden gitmek daha mantıklı ilk etapta bizim için.

S: Peki Ottopot gibi ihtiyacın olduğuna nasıl karar verdiniz?

Özgen: Şu an bizim jenerasyonumuz oto servislerine nasıl ulaşır, nereden fiyat alınır gibi detayları bilmiyor. Babalarımız ya da ailemizdeki diğer büyükler eskiden beri kullandıkları oto servisleri var; ama bizim kuşakta bu işler böyle olmuyor ne yazık ki. Erkekler ve özellikle kadınlar için oto sanayiler ve oto tamircileri ulaşılması olmanın dışında bir de korkunç yerler olarak geliyor. Oto sanayilerine ulaşım zor, mesai saatleri içerisinden araç sahipleri vakit ayırıp bu bölgelere gidemiyorlar.

E: Bunun yanında bir de oto servisleri de kendilerine yeni müşteriler bulma konusunda sıkıntı yaşıyor. Bu sistemle beraber oto servisleri de kendilerine yeni müşteriler bulabilecekler.

Ayrıca pazarın büyüklüğü de bir diğer etmen. Türkiye’de böyle bir pazar henüz oluşmadı ve biz de bu sektörde dominant isim olmak istiyoruz. Şu an yatırımcı görüşmelerine de devam etmekteyiz ve böyle bir pazarın boş olması onları da heyecanlandırıyor diyebiliriz. Çünkü şu an bu işi yapacak olan kişi eğer başarılı olursa sektördeki ilk isim olacak.

“Yemeksepeti gibi mi?”

S: Oto sanayiler ve oto tamircileri interneti pek kullanmayan bir sektör olarak bilinir genelde. Durum gerçekten böyle mi ya da siz onları sisteminize nasıl dahil ediyorsunuz?

K: Tamirhanelerle yaptığımız ilk şey internetlerinin olup olmadığını sormak oldu. Bu alt yapı yoksa bu işlem çalışamaz sonuçta. Oto servisleri bir sigorta şirketiyle çalışıyorlarsa zaten bir bilgisayarları ve internet bağlantıları olması gerekiyor. Tamirhanelere sistemi anlatmaya başladığımızda “Yemeksepeti gibi mi?” diyorlar. Yani aslında onlarda internet sektörünün bugün geldiği noktanın farkındalar.

Ö: Bizim sistemi Yemeksepeti gibi diyerek anlattığımızda insanlar daha rahat anlatıyorlar. Sonuçta bizim yaptığımız da onun bir benzeri. Sizin bilmediğiniz ya da ulaşamadığınız oto servislerini bulup sizi onlarla buluşturuyoruz bir bakıma. Arka planda oluşan problemlerin çözümüne yardımcı olacak bir sistem bu.

S: Oto servisleri nasıl karşılıyor bu sistemi, sıcak bakıyorlar mı? Bunun dışında siz onları nasıl ikna ediyorsunuz böyle bir sisteme girmeleri konusunda?

K: Genç ve interneti iyi kullananların oto servislerinin bizim hizmetimizden faydalanmak isteyeceğini düşünmüştük başta; ama biraz yanıldık sanırım o konuda. Çünkü orta yaş üstünde olan bir oto servis yetkilimiz bu sistemi hemen kabullendi. Boş kaldığında haber okumaktansa, teklif gelmiş mi, rapor mu var gibi şeylere çalışmayı seçiyor. Orada 5 teklif verse ve bir tanesi kabul edilmiş olsa, o da bilgisayarının başında otururken müşteri kazanmış olacağı için bu sistem ona da mantıklı geliyor.

E: Biz Ottopot ile bir bakıma oto servislerine danışmanlık ve pazarlama hizmeti sunuyoruz diyebiliriz. Onların nasıl daha çok müşteri çekebilecekleri konusunda bilgilendiriyoruz. Bizim servisimizle beraber ulaşabilecekleri kitleleri anlatıyoruz. Bu noktada onlara servislerinin nasıl fark yaratabileceğinden bahsediyoruz. Müşterilere ekstra hizmet verme konusunda onları teşvik ediyoruz. Fiyatları kısabilecekleri yerlerden kısmaları, ücretsiz araç valesi gönderme, iç-dış yıkama gibi hizmet sağlayabileceklerinden bahsediyoruz.

K: İlk 5 gün içinde 400’den fazla kullanıcıya ulaştık ve ilk hafta içinde 25’e yakın oto servisiyle çalışmaya başladık. Beklediğimizden oldukça hızlı gelişiyor aslında. Bizi duyanlar ilk önce bilgi almak için arıyorlar ve biz de onlara bu platform üzerinden nasıl iş yapabileceklerini anlatıyoruz. Bunun yanında internet sitesinde oto servislerinin verdiği tekliflerinin yanı sıra ücretsiz verilen hizmetleri de bold (koyu) karakterlerle yazıyoruz ki kullanıcılar bu hizmetleri rahatça görebilsinler.

Yani genel olarak baktığımızda sadece kullanıcıları değil, oto servislerini de düşünüyoruz ve böylece ortaya “kazan – kazan – kazan” durumu çıkmış oluyor.

“Araçtan çıkan ses tarif edildiğinde bile oto servisi size sorunun ne olduğunu söyleyebiliyor.”

S: Peki oto servisleri sadece aracın resimlerine bakarak ne tür hasarlar olduğunu anlayabilecek mi?

E: 4 sene boyunca sigorta şirketiyle bunun üzerine çalıştık aslında. Sigorta şirketleri hasar maliyetleri üzerine çalışırlarken araçların resimleri üzerinden çalışıyorlar ve bir oto servisi de bir resme bakarak aracın hasarının ne olduğunu anlayabiliyor. Eğer kullanıcılar doğru açılardan düzgün resimler yollarlarsa oto servisleri hasarın ne olduğunu anlamanın da ötesinde size net bir rakam dahi verebilirler. İnsanların da güvenmesi gereken nokta aslında bu.

Ö: Bakım için başvuran biri aracından çıkan sesi tarif ettiğinde bile oto servisi size sorunun ne olduğunu söyleyebiliyor.

E: Site üzerinde bir hasar raporu oluştururken kullanıcılardan araç bilgileri istiyoruz ve bunların yanı sıra bir de bu bilgilerin altına kullanıcıdan açıklama istiyoruz. Örneğin bu açıklamaya 15.000 bakımı yaptırmak istediğinizi yazıyorsunuz ve servisler de size ona göre bir fiyat sunuyor. 15.000 bakımının yanında bir şey istediğinizi belirtmez ve servise gittiğinizde açıklamada yaptığınızın dışında bir şey isterseniz veya eksta bir arıza çıkarsa servisler tabi ki bunları söylemediğiniz için sizden ekstra ücret talep edebilirler. Bu durum bizim sözleşmelerimizde de var. Siz neyi gösterip, belirtiyorsanız ona göre fiyat alacaksınız.

E: Mümkün olduğunca müşterilerin memnuniyetini sağlamaya çalışıyoruz. Eğer oto servisiyle bir sıkıntı yaşanırsa, kullanıcının aracını alıp başka bir servise götürüyor ve aracın sorunu giderilene kadar kullanıcılarımıza destek oluyoruz ve bunun da garantisini veriyoruz.

S: Oto servislerini seçerken nelere dikkat ediyorsunuz? Yetkili servislerle de çalışıyor musunuz?

K: İyi kalitede servislerle çalışalım ve bu çizginin dışına çıkmayalım istiyoruz. Kimse aracını güvenmediği bir servise götürmez sonuçta. Her servisi tek tek ziyaret ediyoruz. Gittiğimizde bizi nasıl karşılıyorlar, müşteri geldiğinde nasıl bir bekleme odasında bekletiyorlar, şirket sahiplerinin profillerine kadar birçok farklı kriteri göz önünde bulundurarak değerlendiriyoruz.

Herkesin arabası değerli, biz de o yüzden kaliteli yerlerle çalışmaya özen gösteriyoruz. Biraz pahalı da olsa, kullanıcı arabasını güvendiği yere götürür sonuç olarak. Her ne kadar yetkili servislere kıyasla özel oto servisler daha uygun fiyat verseler de yetkili servise gitmek isteyenleri de düşünerek yetkili servislerle de görüşüyoruz. Sonuçta araç sahipleri garanti süreleri kapsamında yetkili servislere gitmeyi tercih ediyorlar. Şu ana kadar 4-5 tane yetkili servise ulaşmış durumdayız.

“Hedef kitlemiz kurumsal şirketlerde çalışanlar.”

S: Hangi model araç sahipleri bu sistemden faydalanabilecek, her marka için servis bulunuyor mu sistemde?

K: Motosiklet haricindeki tüm araçlara yönelik servis sunan yerlerle görüşüyoruz. Motosikleti bunun dışında tutmamızın sebebi ise, bu servislerin bizim istediğimiz kalitede olmamaları ve otomobil pazarı kadar gelişmiş ve yaygın değiller. İlk başta 4 tekerlekli olan her şeye bakalım dedik. Bunun içinde ağır vasıtalar, ticari araçlar da var. İlerleyen dönemlerde motosikletler içinde bir şeyler yapmayı planlıyoruz ama.

S: Hedef kitleniz kimlerden oluşuyor peki? Hitap etmeye çalıştığınız belli bir kesim var mı özellikle?

K: Hedef kitlemiz özellikle şirket çalışanları. Boş vakitleri olmayan, işten çıkamaya ve diğer şirketlerin çalışma saatleriyle kendi mesai saatleri çakışan kişiler ve kurumsal şirket çalışanları ki ilk kullanıcımız da bir kurumsal şirket çalışanı oldu.

S: Gelecek planlarınız arasında neler var? Başka şehirlerde de bu hizmeti vermeyi düşünüyor musunuz?

K: Şu an Ankara içinde çalışmalarımız devam ediyor bir yandan. Bir iki hafta içinde Ankara şubemizi de açmayı planlıyoruz. Bir yıl içinde de toplamda üç şehirde hizmet vermeyi planlıyoruz. Bu şehirler ise İstanbul, Ankara ve İzmir olacak. Nüfus ve araç sayısı diğer şehirlerden fazla olduğu için İstanbul’u açma süremiz diğer iki şehirden daha uzun sürüyor haliyle.

En çok ihtiyaç duyulan 7 şehri belirlemiş durumdayız. İş planlarımızın içinde hangi şehirde ne zaman açmaya başlayacağımız da yer alıyor. 3. yılımızın sonunda 7 şehirde bireysel kullanıcılara ve sigorta şirketlerine hizmet vermeyi planlıyoruz. Hiçbir kontrol olmadan bu sistemi tüm Türkiye’de açarsak, üstünden yapılacak hiçbir işlemi kontrol altında tutamayacağımız için müşteri memnuniyetini sağlayamayız. O yüzden biz de şimdilik pilot bölge olarak İstanbul’u seçtik.

S: Gelir modeliniz nedir? Sadece oto servislerinden komisyon mu alıyorsunuz?

E: Servislerden işlem başına ücret almaktayız. Servislerin genel yaklaşımı zaten yeni bir müşteri bulmak için pazarlama maliyetine giriyorum şeklinde oluyor. O yüzden “siz bana müşteri getirirseniz ben de size komisyon veririm, sorun olmaz” diyorlar. Oto servisleri kendi ağlarını genişletebilmek adına müşteriye ekstra bir maliyet sunmuyor hizmetlerde.

Tabi insanlar şunu da düşünebilirler, biz müşteriden alacağımız parayı oto servislerine ödettiriyoruz ve biz de onlardan alıyoruz. Böyle bir durum söz konusu değil. Oto servisleri, biz onlara müşteri götürdüğümüz için bize pazarlama ücreti olarak ödeme yapıyorlar.

Ö: Ve tabi eklemek gerekirse sitede teklif almak ve vermek ücretsiz. Sadece servisler aldıkları iş başına para ödüyorlar.

S: Son olarak eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Ö: Bir de şunu söyleyebilirim sistemin çalışması hakkında. Kullanıcıların girdikleri raporları tüm oto servisleri görmüyor. Siz İstanbul’un Anadolu tarafında oturuyorsanız, Avrupa yakasından bir oto servis size teklifte bulunmuyor. Araç modelleri ve verecekleri hizmetlere göre de ayrı kategoriler bulunmakta bir de.

K: Üniversite ağı pazarlama kampanyası olarak bir de magnetlerimiz var. Özellikle üniversite ögrencileri için bir iş modeli geliştirdik. Buz dolaplarının üzerine yapışan magnetler arabalara da yapışabiliyor ve biz de bu magnetleri alarak üniversite öğrencilerinin aracılığıyla bizim profilimize uygun gördükleri araçlara bu magnetleri yapıştırmalarını istiyoruz. Üzerinde QR okuyucumuz bulunuyor ve buradaki linkte bizim sitemizin tanıtım videosuna yönlendiriyor. Böylece merak edenler QR kodu okutarak sitenin hakkında bilgi sahibi olabilirler.



Sosyal medya ve e-bülten ile de EticaretMag'ı takip edebilirsiniz!

EticaretMag Twitter EticaretMag 

Facebook Sayfası EticaretMag Youtube EticaretMag Google+ E-ticaret 

Türkiye Linkedin Grubu E-

ticaretMag RSS E-

ticaretMag RSS

Yorumlar

  1. tamam güzel bir girişimde yurt dısında örneklerini incelemek birebir siteyi çalmak anlamına geliyor. https://bodyshopbids.com
    arkadaşlar emek harcamışlar ugraşmışlar, evet fikri alır türkiyede uyarlarsınız fakat web sitesini birebir kopyalamak ,bunun neresi girişim ?
    Fıkırı yenı bir tasarımla inşa etmek bu kadarmı zor
    fikir yurt dısı ,site birebir yurt dışı ee ne kaldı geriye?

Fikrini söyle

*