20 Kasım 2018

Sosyal Medya mı, Asosyal Medya mı? Sosyal Medyada En Doğru Dil

sosyal_medya-sosyal_medya_pazarlaması

Sosyal medya gerçekten paylaşılmak ve satışa yönelik dönüşümleri artırmak mı istiyorsunuz? Konuk yazarımız Gold Teknoloji Marketleri E-Ticaret Direktörü Umut Ünlü, bugünkü yazısında sosyal medya pazarlamasında doğru dili kullanmayı ve daha fazlasını örneklerle anlatıyor:

“Kendinizi 100 bin kişilik bir stadyumda düşünün: Tam ortasında bir sahnenin üstündesiniz ve stat tıklım tıklım. Herkes canı sıkıldığı için oraya gelmiş, sizin eğlendirmenizi bekliyor ve az sonra sahne başlayacak. Herkes sizin ağzınızdan çıkacak ilk kelimeyi bekliyor ve siz diyorsunuz ki “Mutfak tartılarında cehennemin dibine varan indirimler.

İşte AsosYAY medya buduy. Gül bahçelerine çamurlu ayaklarıyla giren sarı çizmeli mehmet ağalar size diyorum. Evet evet sağdaki sana diyorum. Sadece sattığınız ürünleri YAYmaktan ibaret sosyay ağları kullanan, aslında hiç bir şey vermeyen ama çok şey isteyen AsosYAY’ları kast ediyorum.

Değeri yüzlerce milyar doları aşan sosyal ağlar sırf sizin mutfak tartısının reklamını bedava yayınlamak için kuruldu zaten değil mi? Tartı satmayı öğrenmişsiniz ama adam tartmayı öğrenememişsiniz. Sosyal olmanın ne demek olduğunu anlamadığınız için sıfatın başına “A” koydum: “AsosYAY medya buduy” anlayışıyla yaydığınız içeriklerle sadece 7 yaş altı çocuklara hitap edebileceğinizden “buduy” dedim, tamam mı?

“Bak çok yüklendin bize, kızmaya başlıyoruz ama ha” dediğinizi duyar gibiyim. Birazdan biraz daha kızıp sonra da ” E ama onu desene, biz de şey ettik boşuna” diyeceksiniz.

Ey SosYAY’cılar size yaşam hakkı yok mu?

Elbette var. İlla mutfak tartısı paylaşacaksan git hedefli reklam ver ve bunu sadece ihtiyacı olanların karşısına çıkar değil mi? Bütün sosyal ağların bu tarz hedefleme mekanizmaları var ve gayet güzel çalışıyor. Hatta o kadar iyi çalışıyor ki Facebook artık insanların ne zaman boşanacağını bile tahmin ediyor. Nasıl mı?

Erkek profil, adı Mesut, evli ve evli olduğu profilinde yazıyor. Son zamanlarda Mesut’un Facebook’ta arkadaşı olmayan kadınların profillerine her zaman alışılmış olan ve genel orandan daha fazla baktığını Facebook’un iş zekası (BI) araçları bunu şak diye yakalıyor ve seni etiketliyor. Peki, Facebook çok mu işgüzar? Bu bilgileri neden topluyor ve analiz ediyor?

Cevap:

  1. a) Dünyaya ve insanlığa hizmet için.
  2. b) Mark Zuckerberg ve çevresindeki bir sürü elemanın canı sıkılıyor ve vakit geçsin diye yapıyorlar.
  3. c) Ne bileyim? Bana ne?
  4. d) Tabii ki 1 milyar dolar daha kazanmak için.

Cevap olarak;

“a” şıkkını seçenleri şöyle alalım.

“b” şıkkını seçenleri şöyle alalım.

“c” şıkkını seçenleri şöyle alalım.

“d” şıkkını seçenler yazıyı okumaya devam etsin.

Efendim ne diyorduk?

Evet, Ferrari ile tarla sürülmez; yani sosyal ağları yukarıda saydığım ve sövdüğüm gibi kullanmayınız. İlle de bu yoldan gitmek istiyorsanız o zaman o sosyal ağda hedefli reklam çıkınız. Kısacası söyleyecek bir şeyiniz varsa söyleyiniz ya da sonsuza dek susunuz. Aksi halde takibi bırakan kullanıcılar sizi zaten susturacaktır. Çünkü “hapşu” dersiniz milyonlarca kişi “çok yaşa” der veya umursamaz veya “hızlıca öl” der. En kötüsü de umursamamalarıdır.

Peki, “Nasıl olacakmış bu iş?” diyorsanız hemen izah edeyim (Bu arada yazının devamı için cebinizde olması gereken sözleri buraya yazıyorum):

“Ayağını yorganına göre uzat.”

“Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakinin anlayacağı kadardır.”

“Kadı anlatışa göre fetva verir.”

“Eşek hoşaftan ne anlar? (Suyunu içer, tanesini bırakır).” Doğrusu “hoş laf”tır ama böylesi de güzel. 🙂

Öncelikle kime hitap ettiğinizi hiçbir zaman unutmayın: İnsana hitap ediyorsunuz.

Sonra hangi insanlara hitap ettiğinizi unutmayın

Genç, yaşlı, kadın, erkek, hamile, evlenecek, emekli, dağcı, akademisyen, okur, lüks meraklısı vb. (her kimse). Bir düşünün, siz kaykay satıyorsunuz ama sosyal medya uzmanınız hayatında hiç kaykaya ayak basmamış: Aerial, flip, slide, grind’i bilmiyor.

Şirket, takipçileri ile arkadaş olacak. Olmak zorunda. Düşünsenize koskoca bir şirket, binlerce çalışan var ve bu çalışanlar çalışıp didinip Anılcan’a ürün sunacak. Nasıl ki büyük kalabalıkların sözcüleri vardır ve sadece bir kişi konuşur, siz de bir sözcü seçin ve tüm paylaşımları ona yaptırın (Tabii şirketinizde sosyal medya uzmanı yoksa veya bir ajansla çalışmıyorsanız). Bu kişi aranızda sosyal medyada en fazla etkileşimi olan kişi olsun.

Etkileşimden kastım sabahtan akşama kadar “kader kaderse eğer beni niye yaktın zalım” tadında sürekli paylaşım yapan biri değil. Böyle birinden bahsetmiyorum, ama yine de en çok takipçisi olan kişiyi seçin.

Eğer fikrimi soracak olursanız en iyisi, sağlam ve sadece işi sosyal medya olan bir sosyal medya ajansı ile çalışmaktır. Çünkü bünyenizde çalışan sosyal medya uzmanlarını tahmininizden daha fazla özgür bırakmanız gerekmektedir. Bu sayede onlar, müşterilerinize çok daha fazla yakınlaşıp harika işler çıkarabilirler. Ancak birçok firma veya çalışan bu özgürlüğü çok yanlış anlamıştır. O sebeple bazen sağlıksız sonuçlar çıkabilmektedir.

İdeal hesap şudur

Gücünüz 2 birim ise şirket içinden 4 birimlik ve sosyal medya konusunda bilgili olan birine sosyal ağlarınızı yönettirin. (Zaten başka çareniz yok, ama en azından ona bir kaykay alın ve kaykaya binmesini öğrenmesini sağlayın).

Gücünüz 4 birim ise dışarıdan 4 birimlik ve sosyal medya konusunda uzman olan, aynı zamanda yaratıcı kafaya sahip birine sosyal ağlarınızı yönettirin (O da mutlaka kaykay kullanmayı bilsin veya öğrensin).

Gücünüz 4 birim ise ve yazımı baştan itibaren okurken başka bir şeyle ilgilenmediyseniz dışarıdan 4 birimlik bir uzmanı çalıştırmak yerine, 4 birimi bir sosyal medya ajansına verin. Sizin için 4 birimlik 6 kişi çalışsın ve kafa yorsun. 4 x 6 = 24 birimlik sonucun şaşırtıcı derecede güzel olduğunu göreceksiniz.

Firmalarda çalışan sosyal medya uzmanı arkadaşlar şimdi “Olmadı hocam, bak bu olmadı” demeden önce hemen izah edeyim.

Ne iş yapıyorsunuz? Sosyal medya uzmanısınız

Her sabah işe 9:00’da başlayıp akşama kadar tamamen satış (veya operasyon) odaklı olan, yaratıcılığı hiçbir şekilde tetiklemeyen ve renksiz duvarları olan bir ortamda, sosyal medya üzerinden firmanızı temsil etmeye çalışıyorsunuz. Bu durumda mutluluk seviyeniz Mariana Çukuru, olmasını istediğiniz seviye ise Everest’in tepesi’dir.

Önünüzde 2 seçenek var: Ya bulunduğunuz ortamı, her şeyiyle (ekip dahil) gerçek bir sosyal medya ajansı haline getireceksiniz ya da gidip o harika işler yapan ajanslardan birinde işe başlayacaksınız. Bence ikincisi: Çünkü oynadığınız oyun bir takım oyunu ve siz de 3. ligde toprak sahada bir yıldız olmak yerine, 1. ligde takımın bir parçası haline geleceksiniz ve süper şampiyonluklar yaşayacaksınız.

Böylece ilaca ihtiyacı olan firmalar bünyelerine eczacı almak yerine, gidip doktorla anlaşmalı profesyonel bir eczacı ile çalışmaya başlayacaklar. Tüm iyi eczacılar da o eczanelerde işe girip şifa dağıtacaklar. Ütopya gibi değil mi? Yakında bunun gerçekleştiğini hep beraber hayretle izleyeceğiz.

İşte bu yüzden orada çalışmak yerine,

sosyal_medya-sosyal_medya_pazarlaması

Burada çalışın

sosyal_medya-sosyal_medya_pazarlaması

Farkında mısınız?

Size yine hiç teknik bilgi vermedim. Ben ne bileyim sizin;

  • Kitlenizin hangi saatlerde sosyal medya kullanımının daha yoğun olduğunu,
  • Paylaşımlarınızdaki görsel/metin oranının %20’yi geçmeyecek şekilde hangi görseli çıkmanız gerektiğini,
  • Gün içerisinde kaç defa post çıkacağınızı ve aralıklarının ne kadar olacağını,
  • Gelen yorumları ne kadar hızlı cevaplarsanız o kadar iyi olacağını,
  • Hashtag kullanım felsefesini ne kadar bildiğinizi,
  • Kitlenizi ne kadar eğlendirip bilgilendireceğinizi, önce algılayıp ve sonra ağırlayıp, ardından uğurlayacağınızı,
  • Hitap tarzınızı (ben, biz vb.)
  • İnsanlardan takip etmesini, yorum yapmasını, beğeni vermelerini isteyip istemediğinizi,
  • İçeriğinizin ne kadar kaliteli ve ilgi çekici olduğunu,
  • Aşırı paylaşım yapıp yapmadığınızı,
  • Her paylaşımdan belli bir süre sonra bu paylaşımları analiz edip etmediğinizi,
  • Rock yıldızı gibi yüz binlerce insana hitap ettiğinizi (ve bunun heyecanını) unutup unutmadığınızı,
  • Samimiyet sosunu yeteri kadar katıp katmadığınızı?

Anlatabildim mi? Peki yorumlar o vakit.



Sosyal medya ve e-bülten ile de EticaretMag'ı takip edebilirsiniz!

EticaretMag Twitter EticaretMag 

Facebook Sayfası EticaretMag Youtube EticaretMag Google+ E-ticaret 

Türkiye Linkedin Grubu E-

ticaretMag RSS E-

ticaretMag RSS

Yorumlar

  1. haktan der ki:

    İyi yazı, samimi yazı dili. Devamını bekliyoruz.

  2. Keyifle okudum. Elinize sağlık Umut Bey

Fikrini söyle

*