14 Kasım 2018

Taylan Demirkaya: 5 Sene Sonra İstanbul’daki İzmirliler’i Geri Kazanacağız [Röportaj]

İzmir denildiği zaman aklınıza ilk olarak ne geliyor? Bir İzmirli olarak benim aklıma inci misali dizilmiş kafe ve restoranlarıyla Kordonboyu, KafSinKaf’ı, Göztepe’si, sıcacık boyozu, kumrusu, Çeşme’si ve sıcak kanlı insanlarıyla dört mevsim yaşamanın ayrı keyif olduğu bir kent geliyor. Diğer taraftan İzmir, hızla büyüyen girişimcilik ekosistemi ve sunduğu imkanlarıyla iş dünyasında da son zamanlarda oldukça popüler.

Bu doğrultuda, İzmir’in en etkili girişimcilik organizasyonlarından olan Embryonix’in koordinatörü Taylan Demirkaya, “Girişimcilik Haftası” kapsamında İstanbul’a geleceğini haber verince, kendisiyle bir buluşma organize edelim dedik. Malum İzmir, İstanbul’a göre oldukça sakin ve trafikten uzak bir şehir. Bu sebeple nispeten daha merkezi bir yer olan Kanyon’da bir araya gelmeyi tercih ettik. Batuhan Apaydın‘la beraber gittiğimiz buluşmada, gerek İzmir, gerekse girişimcilik üzerine oldukça keyifli, dolu dolu bir sohbet gerçekleştirdik.

İzmir’e ve girişimcilik sektörüne dair samimi açıklamalar yapan Demirkaya, son yıllarda yapılan yatırımların ve atılan adımların kentin çehresini değiştirdiğinin altını çizdi. İzmir’in büyük şehirlere göç veren değil, aksine yatırımcı ve girişimcilerin gelmek için can attığı bir kente dönüştüğünü de vurgulayan konuğumuz, özellikle 5 sene sonra İstanbul’daki İzmirlileri geri kazanacaklarını belirterek, oldukça iddialı açıklamalarda bulundu.

Sözü fazla uzatmadan Taylan Demirkaya ile gerçekleştirdiğimiz söyleşinin detaylarına alalım sizi…

Taylan Demirkaya kimdir? Embryonix Ne İş Yapar?

Cemal: Girişimcilik ekosistemindeki birçok kişi sizi tanıyor. Ancak bir de sizden dinleyelim. Taylan Demirkaya kimdir?

Taylan: 2003 yılında Ankara’dan araştırma görevlisi olarak İzmir’e geldim. İlerleyen yıllarda öğretim görevlisi olarak devam ettiğim kariyerimde İzmir Ekonomi Üniversitesi bünyesinde Türkiye’nin ilk kuluçka merkezi olan Embryonix’te direktör olarak işe başladım. 2010 yılından itibaren girişimcilik ekosisteminde ciddi değişiklikler yaşanmaya başladı. Bu gelişmeler doğrultusunda biz de kendimizi girişimci geliştirme ve yatırımcı bulma merkezi olarak konumlandırdık. Ben de bu merkezde girişimci zihin yapısı ile mali analiz alanlarında ve girişimcilerin kendilerini sosyal medya kanallarında daha iyi konumlandırabilmeleri adına faaliyetlerimi sürdürüyorum.

C: Kısaca Embryonix’ten de bahseder misiniz? Böyle bir organizasyonu kurmaya nasıl karar verdiniz?

T: Embryonix bir limited şirketi olarak 2004 yılından beri var. Kuruluşunda da ben vardım. İlk yıllarında Embryonix’in bünyesinde finansal açından mentorluk yapıyordum, ayrıca gelen projelerin değerlendirilmesinde katkılarım oluyordu. İlk başlarda öğrencilerin iş dünyasına adapte olmasına yardımcı olacak girişimlere odaklanan Embryonix’in yapısında koşullara adapte olabilmek için değişikliğe gitmek durumunda kaldık. İnovasyona ağırlık veren bir girişimci geliştirme merkezi olarak artık sadece yenilikçi projeleri kabul ediyoruz. Bu doğrultuda gelen projelerin gelişiminden yatırım bulma sürecine kadar her alanında yanlarında yer alıyoruz.

“Yatırımcı gözüyle en önemli kural iyi bir ekibe sahip olmaktır”

C: Destekleyeceğiniz girişimleri seçerken nelere dikkat ediyorsunuz? “Girişimciliğin Altın Kuralları” kitabınızdan yola çıkarak, bu işin tek bir altın kuralı olsa bu ne olurdu?

T: Girişimciliğin altın kuralları herkese göre değişebilir ancak bir yatırımcı gözüyle baktığınızda en önemli kural iyi bir ekibe sahip olmaktır. Değerlendirici gözüyle baktığınızda ise en önemli faktör girişimcinin zihin yapısıdır. Biz ise projenin tamamen yenilikçi bir proje olmasına dikkat ediyoruz. Elbette ki dünyayı değiştirecek projeler aramıyoruz girişimcilerde ancak üç tane temel etken var genel olarak: İlk olarak proje kullanıcıya yeni bir şey vadediyor mu? İkincisi; var olan bir şeye yeni bir ek veya değer katıyor mu? Üçüncüsü ise bu proje yeni bir iş modeli mi? Bu üçünden en azından bir tanesinin cevabı evetse bir üç soru daha soruyoruz. Bunlar ise: Bu projenin gelir modeli var mı? İkincisi pazarı var mı? Üçüncüsü de proje sürdürülebilir mi?


C: Peki, Embryonix’ten çıkan girişimler şu anda ne durumda?

T: Özellikle 2010 yılından bu yana geliştirdiğimiz üç girişime dikkat çekmek istiyorum. İlki Sınavo projesi: Türkiye’nin her yerinde LYS, YGS ve bunun gibi sınavlara hazırlanan kullanıcıların ücretsiz olarak bağlanıp farklı kaynaklardan faydalanabilecekleri ve profesyonel dershanelerin düzeyinde sorulara ve çözümlerine ulaşabilecekleri bir proje. 40 bini aşkın üyeye sahip ve toplam değerleme açısından 6 sıfırlı rakamları geçmiş durumda. İkincisi olan Webacik.com ise Türkiye’nin en büyük oyun hostingiyle işe başladı ve inovatif bir yazılımla herkesin oyun hostingi açabileceği bir yapıya dönüştü. Yarım milyon TL’ye yakın da bir devlet desteği alan proje şu anda 1 milyon dolardan fazla bir değerlemeye sahip. E-ticaret olarak ise 3-6 yaş arasındaki çocuklar için bir oyun kutusu hazırlayan Kidolindo girişimi var. Bu oyun kutusunun içerisinde pedagoglar ve her ay çalışan uzmanlar eşliğinde hazırlanan bir paket, abonelik sistemi üzerinden kullanıcılara düşük fiyatla sunuluyor ve her ay farklı bir konseptte oyun kutuları oluşturuluyor.

C: İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin bünyesinde yer almanın ne gibi avantajlarını yaşıyorsunuz?

T: İzmir Ekonomi, tabiri caizse bir iş üniversitesi olarak faaliyet gösterdiği için İzmir’in en aktif üniversitelerinden biri olarak öne çıkıyor. Hocalarımızın büyük bir bölümü gerek kamuda gerekse özel sektörde birçok girişimin içerisinde yer aldığından dolayı ciddi bir mentorluk desteğine sahibiz. Üniversitenin tüm fiziksel imkanlarını ve bağlantılarını kullanabiliyoruz. Embryonix’in ortaklarından EGİAD, İzmir Ticaret Odası, ESİAD ve EBSO da desteklerini her daim sürdürüyorlar. 100 bine yakın üyesiyle Ticaret Odası’nın arkamızda olması da ciddi bir avantaj sağlıyor elbette ki. Bu bağlamda girişimciler ile iş dünyasını bir araya getirme konusunda işimiz oldukça kolaylaşıyor.

“Hayatta para ile satın alınamayacak tek bir şey var: Zaman”

C: Sizce ülkemizdeki üniversiteler, girişimciliği yeterince destekliyor mu? Diğer üniversitelerin de bünyesinde bu tarz kuruluşlar olmalı mıdır?

T: Başta İstanbul olmak üzere Türkiye’de birçok üniversite girişimciliği destekliyor. ODTÜ ve Boğaziçi gibi üniversitelerin yanında Özyeğin de girişimciliğe odaklandığı için onu da ayrı bir kefeye koymak gerekiyor. Ancak ilerleyen dönemlerde bunun daha da artacağını düşünüyorum. Her üniversitenin bünyesinde bu tarz girişimcilik merkezleri kurulmalıdır.

C: Birçok faktör İstanbul’u diğer şehirlere göre bir adım öne çıkarıyor. Peki sizce İzmir’deki girişimciler İstanbul’un gölgesinde mi kalıyor?

T: Bir bilişim girişimi lokasyondan bağımsız her yerde yapılabilir. Lojistik açısından ise İzmir oldukça uygun bir konuma sahip. Yılın 300 günü güneş alan, en uzak mesafesine 40 dakikada ulaşılan, 9 tane üniversitesi olan, 4 milyona yakın genç nüfusa sahip, gayrimenkul projelerinin milyar dolarlarla ölçüldüğü ve belki de en önemlisi 2020 yılında EXPO’nun en güçlü adayı olan bir İzmir var girişimci ve yatırımcıların önünde. Hayatta para ile satın alınamayacak tek bir şey vardır; o da zaman. Bu zamanı çok keyifli bir şekilde yaşayıp, zihninizi huzurlu bir hale getirip, yaratıcı ve katma değerli projeler ortaya koyabileceğiniz yer İzmir’dir. İzmir artık, olayın İstanbul’a benzemek olmadığının idrakına vardı. İstanbul çok ayrı ekosisteme sahip bir şehir. İzmir’in ise  kendi güçlü yönlerini iyi görüp, bu alanlar çerçevesinde bir büyümeye gitmesi daha doğru olacaktır. Bu sebeple ben şahsen bir İzmir-İstanbul karşılaştırması yapmayı tercih etmiyorum.  İstanbul gibi finans ve bilişim merkezi olmamız da zorunlu değil aslına bakarsanız. İzmir, özünde çok güçlü olduğu tarım, turizm ve enerji gibi sektörlerde liderliğe oynamalıdır.

“Türk girişimcisinde kötü bir zihin yapısı var; biz buna para egosu diyoruz.”

C: İzmirliler’in girişimciliğe olan ilgisi ne durumda? Bu doğrultuda başarılı olmuş projeler var mıdır?

T: Türkiye’nin en büyük e-ticaret firmalarından birisi olan Ereyon.com.tr İzmir merkezlidir. İşin ilginç tarafı, İstanbul’daki başarılı olmuş birçok e-ticaret sitesinin de kurucusu da İzmirlidir. Bu sebeple İzmir insanının girişimcilik ruhuna sahip olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Biz de bu potansiyeli üst düzeye çıkarma gayretindeyiz.

C: İzmir’de girişimleri desteklemek adına başka ne gibi faaliyetler yürütülüyor? Siz bunları yeterli görüyor musunuz?

T: Şu an için üniversitelerin kendi bünyelerinde yaptığı bazı eğitim programları bulunuyor. Ancak henüz Embryonix gibi, özellikle e-ticaret girişimlerini sistematik olarak destekleyen başka bir kuruluş yok. Biz de bu alanda elimizden geleni yapmaya ve yeni kuruluşlara bilgimizi aktarmaya hazırız.

C: Günümüzdeki girişimcilerin en büyük eksikliği nedir? Yatırım alarak her şeyin çözüleceğine inanıyorlar. Sizce bu düşünce doğru mu?

T: Türk girişimcisinde kötü bir zihin yapısı var; biz buna para egosu diyoruz. Paraya odaklanan bir girişimcinin sürdürülebilir bir iş kurmasının zor olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bu duruma birçok projede birebir şahit oldum. Girişimcinin paraya odaklanmaktansa ürünün anlamına ve kullanıcı deneyimine odaklanması daha doğru olacaktır. Girişimci kendini problem çözmeye adamalı. Problem çözdüğü zaman para zaten doğal bir sonuç olarak ardından gelecektir. Yatırımcılar da zaten ekipteki o enerjiye bakarlar ve yatırım yapmaya bu şekilde karar verirler. O insanın projeye ne kadar bağlı olduğunu ve gözlerindeki ışığı gördüğü zaman yatırımcılar bu işe devam ederler.

“Bazı girişimciler e-ticaretin sadece “e” kısmına odaklanıyor.”

C: İzmir’e yatırımcı ilgisi ne durumda? İstanbul’daki başarılı girişimlerin aldığı yatırımları yakında İzmir’de de görebilir miyiz? Kısacası İzmir’de bir yatırımcı ekosistemi var mıdır?

T: İzmir’de şu an birkaç tane melek yatırımcılık organizasyonu oluşma aşamasında. Biz de bu kuruluşların yapılandırılması sürecinde destek oluyoruz. EGİAD, ESİAD gibi derneklerde bağımsız birçok yatırımcı bulunuyor. Embryonix olarak bu ve bunun gibi potansiyel yatırımcıların organize olmasını kolaylaştırmaya çalışıyoruz. Yaklaşık bir ya da iki yıl içerisinde İzmir’de büyük bir melek yatırımcılık ağı oluşacaktır. Ancak sadece girişimcilerin değil, yatırımcıların da zihin yapısı değişmelidir. Onların da olaya sadece para odaklı değil, daha paylaşımcı ve sinerji oluşturacak şekilde yaklaşmaları gerekir.

C: İzmir’de teknoloji tarafında yaşanan gelişmeleri takip ediyoruz. Belki biraz iddialı olacak ama çıtayı yüksek tutmak lazım: İzmir Türkiye’nin Silikon Vadisi olur mu?

T: İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü bünyesinde bir teknopark yer alıyor ve devasa bir yeni inovasyon merkezi de bu bölgeye inşa ediliyor. İzmir Ekonomi Üniversitesi, Gaziemir’de bir bilim ve teknoloji merkezi kuruyor. 9 Eylül ve Ege Üniversiteleri de bu alanda ciddi çalışmalar yürütüyorlar. Ancak İzmir olarak biz güçlü yanımızı iyi belirlemeliyiz. Elbette ki bilişim oldukça önemli ama bazı girişimciler e-ticaretin sadece “e” kısmına odaklanıyorlar. Halbuki e-ticaretin yüzde 80’i ticarettir. Yani gerçek ticareti bilmektir. Eğer bir meyve satıyorsanız, onun kokusunu ve tadını iyi bilmek gerekir. İzmir’de ticaretin “e” kısmı henüz eksik, ancak ticaret kısmı babadan ve anneden gelen bir gelenek olarak devam ediyor. Bu sebeple İzmir’den ilerleyen zamanlarda da tabanlı e-ticaret girişimleri de çıkacaktır. İzmir’de reel potansiyel çok yüksek ancak bunu dijitalle bağdaştırmak gerekiyor.

C: İzmir’de başarıya ulaşan girişimciler, İstanbul’a taşınıyor gibi bir algı var. Bu doğrultuda İzmir bir basamak gibi mi görülüyor sizce?

T: Böyle örneklere rastlıyoruz. Ancak özellikle e-ticaret girişimlerinde ben bunu doğru bulmuyorum. İstanbul’da ofis açmaya evet, pılını pırtını toplayıp İstanbul’a gitmeye hayır! Bugün İstanbul’da ben 25 dakikalık yolu 2 saatte zor alıyorsam bunun sebebi Anadolu’daki kendi doğduğu şehirlere inanmayan insanların İstanbul’a akın etmesidir. İstanbul bir finans merkezidir, biz de İzmir olarak yaratıcı girişimciliğin merkezi olmak istiyoruz. Ancak iddia ediyorum ki 5 sene sonra İstanbul’daki İzmirlileri geri kazanacağız. Özellikle eğer Expo 2020’yi alırsak İzmir’deki ekosistem bir anda büyüyecek. Hatta Expo’yu beklemeden İzmir Enternasyonel Fuarı bünyesinde bile her sene girişimcilik konseptiyle bir etkinlik yapmak gibi bir düşüncemiz var.

C: Ertuğrul Belen ile birlikte “Girişimciliğin Altın Kuralları” kitabını yayınladınız ve oldukça ilgi gördü. Yakın zamanda başka bir kitap projeniz var mı?

T: Öncelikle ben kendi adıma da o kitaptan çok fazla şey öğrendiğimi belirtebilirim. Özellikle yazarların yazdığı şeylerden inanılmaz vizyonlar kazandık. Benim ilgi alanım ise girişimciliğin zihin yapısıyla ilgili. Girişimcinin karşısına çıkabilecek en büyük engelin onun zihninde olduğunu düşünüyorum. Zihninde olduğu için girişimci o işe bir türlü başlayamaz, yatırım alamaz ve ürününü geliştirmez. Ben de bu doğrultuda yakın zaman içerisinde bir kitap yazmayı planlıyorum. Blog yazılarımın tadında olacak ancak hepsi sıfırdan yazılmış yeni konuları kapsayacak. Girişimcinin zihin olarak nerelerde tıkandığını ve bunları nasıl aşabileceğini maddelerle açıklayacağım bir kurgu düşünüyorum.



Sosyal medya ve e-bülten ile de EticaretMag'ı takip edebilirsiniz!

EticaretMag Twitter EticaretMag 

Facebook Sayfası EticaretMag Youtube EticaretMag Google+ E-ticaret 

Türkiye Linkedin Grubu E-

ticaretMag RSS E-

ticaretMag RSS

Yorumlar

  1. İzmir’de iki farklı alışveriş sitesi bünyesinde e-ticaret ile uğraşan biriyim. İzmir’de gözlemlediğim, iş konusunda İstanbul’a göre bariz bir yavaşlık söz konusu. Bunun dışında çok rahat e-ticaret ile satışlarını arttırabilecek firmalar bile bu işe çekimser yaklaşıyor, ya da önemsemiyorlar.

Fikrini söyle

*