18 Kasım 2018

Ya E-ticaret Olmasaydı?

Başlığı okuduktan sonra ”ne olacak dünyanın sonu değil ya” diyenler olabilir. Evet, e-ticaret olmasaydı kıyamet kopmayacağından küçük bir haklılık payı bırakmakta fayda var böyle diyenlere. Ancak artık bir ekosistem halini alan online alışverişe bu kadar genel geçer bir tanımı reva görmenin de biraz aşırı bir tutum olduğunu söyleyelim.

“İnternet olmasaydı eğer…” ile başlayacağımız cümleler ile kullanacağımız kelime çeşidini elbette e-ticaret için söyleyemeyiz. Fakat Amerika, Uzak Doğu ve Avrupa ülkelerinin üzerine kitaplar yazmaya başladığı bu sektör, yokluğunu aratacak başlıklara ve tüketicilere ulaştı. Hayatımızın bir kenarında seyreden online alışverişin yokluğunu gelin tüketici gözünden anlatarak, konuya yeni bir bakış açısı katmaya çalışalım. Sonuçta Amazon‘un kurucusu Jeff Bezos da olsak eBay‘in potansiyel müşterilerinden biriyiz ve e-ticarete dair atılan her adımın çıktığı adres biz tüketiciler.

O zaman sorumuzu tekrarlayalım; Ya e-ticaret olmasaydı?

Günün istediğim her saati alışveriş yapamazdım

Online alışverişin geçiştirilmeye mümkün olmayan birkaç unsurundan biridir satın aldığımız her ürünün kargoya muhtaç olması. Bu yüzden ‘sabırsız’ diye nitelendirebileceğimiz tüketiciler için  e-ticaret siteleri birincil seçenek değildi. Fakat ürünü parayı öder ödemez kullanma niyetinde olmak bir yana hangimiz gecenin 3’ünde bir alışveriş merkezini gezebiliriz ki? Yazılımı ve teknik alt yapısı düzgün yapılmış e-ticaret siteleri, 7 gün 24 saat gezebileceğimiz bir mağaza niteliğinde. Bir de hayatın içinden örneklerle açıklayalım; yoğun bir iş hayatından geçtiğimiz bir dönemde Cuma akşamı katılmamız gereken bir yemeğe, online alışveriş olmasaydı oturduğumuz yerden siparişini verdiğimiz “kravatla” katılamazdık.

İlgili Yazı: Yeni Başlayanlar İçin E-ticaretin Avantajları ve Dezavantajları

Modayı takip edebilmek için Milano’ya gitmek zorunda kalırdım

Eskisi kadar rağbet görmese de, turizm şirketlerinin sevdiği başlıklardan biri moda turizmidir. Milano, Paris gibi Avrupa başkentlerine, modayı takip edebilmek ve son trend ürünleri alabilmek için yapılan yolculuklar e-ticaret olmasaydı sıklığını arttırarak devam ediyor olacaktı. Şimdilerde bir ‘enter’ tuşuyla sonbahar-kış koleksiyonunu gardırobumuza sığdırabiliyoruz. Uç örneklerden kaçınıp daha gündelik olanlardan bahsetmek gerekirse, Bartın’da oturan biri (İstanbul’a uzak olduğu için Bartın) istediği ürünün yaşadığı ilin sınırlarındaki fiziki mağazaya gelmesini beklemektense -kargonun ulaşacağı zamanı haftalarca geçebiliyor- internet üzerinden sipariş edebilir. Yazının öncesinde bahsettiğimiz sabırsız tüketicilerden olsak bile böyle bir durumda “e-ticaret iyi ki var” diyebiliyoruz.

Bir kampanyadan faydalanmak için akşamdan kuyruğa girerdim

kuyruk sırasıStadı iki kez turlayan film kuyruklarını Yeşilçam filmlerinden birçoğumuz seyrettik. Günümüzde de bazı fiziki mağazaların haftalar öncesinden duyurdukları kampanyalar, nostaljik hatta trajikomik görüntüler vermemize sebep oluyor. Sınırlı sayıdaki kampanyalı ürünü satın alabilmek için sabah 6’da açılacak mağazanın ilk geleni olabiliyoruz. Belki e-ticaretin varlığı böyle bir durumun tamamen bitmesine neden olmadı ama özel alışveriş sitelerinin daimi kampanyalarının, mağazanın açılış saatini ve kuyruğun uzunluğunu değiştirdiğini söyleyebiliriz. En basit anlatımla, alışveriş kararlarımızı en çok etkileyen etmenin fiyat-performans olduğunu düşünüyorsak her sabah bilgisayarımıza gelen mailin etkinliğini kabul etmeliyiz.

İkinci el kaliteli ürün almak ya da satmak için bit pazarına nur yağmasını beklerdim

En küçük ilçelerin pazarlarında bile yer alan ikinci el satıcılarını birçoğumuz görmüşüzdür . Belki herhangi birinin aslında ilan sitesi mantığında çalıştığından haberi yok ve muhtemelen hiçbiri de böyle bir girişimde bulunmadı. E-ticaret olmasaydı tüm dünyayı bu mantıkta çalışan global bir pazar şeklinde algılayamazdık. Hep birlikte düşünelim, Amerika’ya bağlı eyaletlerden biri olan Kuzey Dakota’nın başkenti Bismarck’da yaşayan birinin satmaya niyetlendiği imzalı Michael Jordan formasına e-ticaret olmasaydı ulaşabilme ihtimalimiz nedir? Tabi bununla birlikte tam aksini düşünmemiz de mümkün. Farklı bir alanda yer almamıza rağmen ticari isteğimizi ve zekamızı kullanmak istiyoruz. Bu isteği, e-ticaret olmasaydı öğle araları en yakın pazarda soluğu alarak giderebilirdik.

Bütün bunların yanı sıra alt yapı sağlayıcıları, ödeme sistemleri bu kadar popüler olmazdı. Girişim ve yatırım kelimeleri daha nadir aynı cümlede buluşurdu. Ürünlerin ticari ömrü bu denli uzamazdı. E-ticaret üstüne yazılar yazılmaz ve hatta EticaretMag olmazdı.

Peki sizce e-ticaret olmasaydı ne olurdu, ne olmazdı?



Sosyal medya ve e-bülten ile de EticaretMag'ı takip edebilirsiniz!

EticaretMag Twitter EticaretMag 

Facebook Sayfası EticaretMag Youtube EticaretMag Google+ E-ticaret 

Türkiye Linkedin Grubu E-

ticaretMag RSS E-

ticaretMag RSS

Yorumlar

  1. Emre Kaya der ki:

    E-ticaret olmasaydı:
    Teknolojiyi takip edebilmek için AVMleri, Zincirmağazaları dolaşmak aylık dergileri takip etmek gerekirdi.
    Yeni trendleri modayı takip edemezdik.
    Anlık, günlük fırsatlardan yararlanamazdık kaçırırdık.
    Detaylı fiyat araştırması yapamazdık.
    Kira elektrik yol su öderdik.
    Tüm Türkiye hatta Dünyaya hitap edemezdik.
    Markamızı ürünlerimizi istediğimiz gibi tanıtamazdık.
    Bunlar İlk aklıma gelenler..

  2. ercan der ki:

    e ticaret olmasaydı işsizlik olmazdı, solicek bu kadar … çünkü çalıştığım firmada ticareti online geçince 20 kişi de işsiz kaldı!!!

    • Fatih der ki:

      Ancak bu bahsettiğiniz zaten kaçınılmaz. İnternet ile beraber bir çok meslek doğduğu gibi bazı meslekler de değerini kaybetti. Gelecek uzmanlaşma istiyor.
      Bunda ısrarlı.
      Gelecek bilgi devri.
      İstediğinizi yapmak için değişime ayak uydurmanız lazım. Yoksa değişim sizi sisteme uydurur. Buda istemediğiniz bir şey yapamaya zorlayabilir.

Fikrini söyle

*